20.1.2026

ND 2/26

Miktar veya Değeri Belirli Bir Meblağı Geçmeyen Kamulaştırma Bedelinin Tespitine İlişkin Davalarda Temyiz Yoluna Başvurulamayacağını Öngören Kurala Yönelik İtiraz Başvurusu Hakkında Karar

Anayasa Mahkemesi 8/10/2025 tarihinde E.2025/124 numaralı dosyada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin “kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

İtiraz Konusu Kural

İtiraz konusu kuralda, 2025 yılı itibarıyla miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin Türk lirasını geçmeyen davalar hakkında bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri tarafından verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı öngörülmektedir.

Başvuru Gerekçesi

Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla, taraflar arasında uyuşmazlığa konu olan mal varlığı değerinin esas alınması suretiyle temyiz yoluna başvurulup başvurulamayacağının belirlendiği ancak kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında uyuşmazlığın konusunun taşınmazın değerinin tespit edilmesi olduğu, dolayısıyla bu davalar bakımından temyiz kesinlik sınırında taşınmazla ilgili olarak hükmedilen kamulaştırma değerinin esas alınması hâlinde değere ilişkin farklı iddiaların taraflarca kanun yolu denetimine konu edilemeyeceği, bu durumun hak arama özgürlüğünü ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi kararlarında, mahkemelerce verilen hükmün bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkının hak arama özgürlüğü kapsamında güvenceye kavuşturulduğu kabul edilmiştir.

İtiraz konusu kuralda 2025 yılı itibarıyla miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin Türk lirasını geçmeyen davalar hakkında istinaf aşamasında verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı öngörülmektedir. Kural, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararlarını hukuka uygun bulduğu ve istinaf istemini esastan reddettiği veya bu kararlarla ilgili hukuka aykırılık tespit ederek uyuşmazlığın esası hakkında yeni bir karar verdiği kararlarını da kapsamaktadır.

Anayasa Mahkemesi, bölge idare mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz kanun yolunun kapalı olduğunu düzenleyen hükümleri incelediği kararlarında, istinaf mercilerinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırmak suretiyle ilk defa farklı yönde verdiği kararlara karşı kanun yoluna başvurulmasına imkân tanınmamasının hükmün denetlenmesini talep etme hakkına sınırlama getirdiğini belirtmiştir. Bu kapsamda kural, “kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar” yönünden bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını geçmeyen davalar bakımından ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp işin esası hakkında ilk defa farklı yönde karar vermesi hâlinde bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını öngörmek suretiyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkına sınırlama getirmektedir.

6100 sayılı Kanun’un 361. maddesinde, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin temyiz edilebilecek nitelikteki kararları düzenlenmiş, 362. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (1) numaralı fıkrasında temyiz edilemeyecek kararlar sayma yoluyla belirtilmiştir. İtiraz konusu kural ise miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını düzenlemektedir. Kuralda belirtilen parasal sınırın güncellenmesi ile temyiz hakkının belirlenmesinde hangi tarihteki parasal sınırın esas alınacağı anılan Kanun’un ek 1. maddesinde öngörülmüştür. Söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasında parasal sınırın uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında mal varlığının değerinin belirlenmesinin uyuşmazlığın esasını oluşturduğu, başka bir ifadeyle bu davalarda kişilerin talebinin ya da uyuşmazlığın konusunun belli bir miktar veya değer içeren taleplerden oluşmadığı açıktır. Bu itibarla kural kapsamında, kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalarda parasal sınırın belirlenmesi bakımından dava tarihi itibarıyla belirli bir meblağdan bahsedilemeyecek ve yargı mercilerince, hükmün verildiği tarih veya kamulaştırılan taşınmazın dava tarihindeki değeri veya başka bir ölçüt esas alınmak suretiyle parasal sınırların uygulanması söz konusu olabilecektir. Öte yandan kesinlik sınırının belirlenmesinde, Kanun’un 362. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen, davada ileri sürülen istemin kabul edilmeyen bölümü gibi bir ölçütün esas alınmasının da mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca Anayasa’nın 46. maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmanın taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi şartıyla yapılabileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla söz konusu madde hükmü uyarınca taşınmazın, gerçek değeri üzerinden kamulaştırılması Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının da bir gereğidir. Bu durumda kamulaştırma bedelinin tespiti davalarına ilişkin olarak parasal sınırın belirlenmesinde davanın açıldığı tarihte belirli bir meblağdan bahsedilemeyeceğinden bu husus, uygulamada yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak bireyin taşınmazının gerçek değerinden yoksun kalmasına yol açabilecektir.

Bu itibarla hükmün denetlenmesini talep etme hakkına sınırlama getiren kuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olmaması nedeniyle kanunilik şartını taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. 

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.