14.1.2026

ND 1/26

Konut Dokunulmazlığının Hırsızlık Suçunun İşlenmesi Amacıyla İhlali Hâlinde Soruşturma ve Kovuşturmada Şikâyet Aranmamasını Öngören Kurala İlişkin İtiraz Başvurusu Hakkında Karar

Anayasa Mahkemesi 10/9/2025 tarihinde E.2025/106 numaralı dosyada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine 5560 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen (4) numaralı fıkrada yer alan “…konut dokunulmazlığının ihlâli…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.

İtiraz Konusu Kural

İtiraz konusu kuralda, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali suçunun işlenmesi hâlinde bu suçun soruşturma ve kovuşturmasında şikâyet aranmayacağı öngörülmektedir.

Başvuru Gerekçesi

Başvuru kararında özetle; bina veya eklentilerine girilmeksizin bu alanlarda muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenemeyeceği, buna karşılık işlenen nitelikli hırsızlık suçu nedeniyle verilecek cezanın artırılmasının yanı sıra itiraz konusu kuralla konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da ayrıca ceza verilmesine imkân tanındığı, bina veya eklentilerinde muhafaza altına alınan eşyayı çalma amacıyla binaya girme eyleminin suçun nitelikli hâlinin unsuru olduğu, aynı eylem nedeniyle ikinci bir suçun oluşturulduğu, bina veya eklentileri içinde bulunan eşyanın çalınması amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali suçunun işlenmesi hâlinde şikâyet şartının da aranmadığı gözetildiğinde bu suçtan dolayı resen soruşturma ve kovuşturma yapılabildiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Kanun koyucu; suçların ağırlığı, kamu düzeni açısından önemi, özel hayatın gizliliği gibi unsurları gözeterek doğrudan takip edilmesi gereken suçlar ile soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları birbirinden ayırabilir. Buna göre suçun temel şeklinden farklı olarak kastın hırsızlık suçunun işlenmesi amacına özgülendiği hâllerde konut dokunulmazlığının ihlali suçunun şikâyete bağlı olmaksızın soruşturulması ve kovuşturulmasına imkân tanınmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Hırsızlık suçunda korunmak istenen hukuki yarar zilyetliktir. Kanun koyucunun suçun niteliğini, işleniş şeklini, mağdurda oluşan zararı ve korunan hukuki menfaati gözeterek hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturan eylemlerin şikâyete tabi olmaksızın ayrıca cezalandırılması amacıyla kuralı ihdas ettiği anlaşılmıştır.

Kuralın gerekçesinden de anlaşıldığı üzere hırsızlık yapmak amacıyla işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçuna şikâyet aranmaksızın ayrıca ceza verilmesi öngörülmüştür. Kurala konu eylemlerin yaptırıma bağlanmasının suç teşkil eden bu eylemlerin işlenmesi bakımından caydırıcı etki yaratacağı açıktır. Bu itibarla kuralın anılan amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez. Kuralla şikâyet aranmaksızın ayrıca soruşturma ve kovuşturma yapılacağı belirtilen eylemlerin ağırlığı ile bu eylemlere bağlanan yaptırımların niteliği gözetildiğinde kuralla ulaşılmak istenen amaç ve araç arasında bulunması gereken makul dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla şikâyet aranmaksızın soruşturma ve kovuşturma yapılabilecek eylemler ile bu eylemlere bağlanan yaptırımların niteliği ve ağırlığının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde 5237 sayılı Kanun’un 116. maddesinde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın suç ve cezaların kanuniliği ilkesiyle bağdaşmayan bir yönü bulunmamaktadır.

Öte yandan başvuru kararında bina veya eklentilerine girilmeden bu alanlarda muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenemeyeceği, bu suretle işlenen nitelikli hırsızlık suçu nedeniyle verilecek cezanın artırılmasının yanı sıra kuralla aynı eylem nedeniyle konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da ikinci kez ceza verilmesine imkân tanındığı ileri sürülmüştür. Aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınmıştır.

Anılan ilkenin uygulanabilmesi için ceza ile ilgili bir yargılama sürecinin olması, ceza sürecinin kesin bir mahkûmiyet veya beraat hükmüyle sonuçlanmış olması, yeniden ceza ile ilgili bir yargılama sürecinin işletilmesi ve farklı yargılama süreçlerinin aynı fiile ilişkin olması gerekmektedir. Hırsızlık suçunun bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında işlenmesi suç tipinde aranan fiil, bina veya eklenti içinde muhafaza altına alınmış olan eşyanın alınmasıdır. Bu nitelikli hâlin oluşması için bina veya eklentilerine girmek zorunlu bir unsur olarak öngörülmemiştir. Dolayısıyla hırsızlık suçunun işlenebilmesi için her durumda konut dokunulmazlığının ihlal edilmesi zorunlu değildir. Bu itibarla bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkındaki hırsızlık suçu bileşik suçun bir örneğini oluşturmaz.

Bu itibarla bina veya eklenti içinde muhafaza edilmiş eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturan eylemlerde bulunulması hâlinde iki suçtan ayrı ayrı ceza öngörülmesiyle aynı fiilden dolayı yeniden bir ceza yargılaması sürecinin işletilmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla kuralın aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir. 

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.