Konuşmalar
08 Haziran 2026 Pazartesi |
Sayın Sayıştay Başkanı,
Anayasa Mahkemesinin Sayın Başkanvekilleri ve Sayın Üyeleri,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Sayın Başkanı,
Hâkimler ve Savcılar Kurulunun Sayın Başkanvekili,
Türkiye Adalet Akademisinin Sayın Başkanı,
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Sayın Başkanı,
Adana ve Mersin İllerimizin Sayın Valileri,
Değerli Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Yönetişim Bölümü Başkanı,
Değerli Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı,
Adana ve Mersin Adliyelerinin Sayın Başsavcıları ve Komisyon Başkanları,
Adana ve Mersin Bölge Adliye Mahkemelerinin Sayın Başkan ve Başsavcıları,
Adana ve Mersin Bölge İdare Mahkemelerinin Sayın Başkanları,
Değerli Hâkimlerimiz ve Cumhuriyet Savcılarımız,
Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyinin Değerli Temsilcileri,
Kıymetli Akademisyenler,
Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,
Saygıdeğer Misafirler,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
Sizleri Mahkememiz ve şahsım adına en kalbî duygularımla, saygıyla selamlıyorum. Toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Daha önce İstanbul, Gaziantep, Bursa, Erzurum, İzmir, Trabzon ve Diyarbakır’da yaptığımız bölge toplantılarımızın sonuncusunu bugün Adana’da gerçekleştiriyoruz.
Bugün ayrıca Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Avrupa Birliği–Avrupa Konseyi Ortak Projesi’nin kapanışını da burada gerçekleştireceğiz.
Öncelikle bizleri kadim şehir Adana’da buluşturan bu anlamlı program dolayısıyla duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek isterim. Tarih boyunca farklı kültürlerin, medeniyetlerin ve insan hikâyelerinin kesişim noktası olan Adana; bereketi, üretkenliği, misafirperverliği ve güçlü toplumsal dokusuyla ülkemizin en müstesna şehirlerinden biridir.
Seyhan’ın etrafında şekillenen bu köklü şehir, yalnızca ekonomik ve kültürel bir merkez değil aynı zamanda farklılıkların birlikte yaşama tecrübesinin de önemli sembollerinden biridir. Böylesine kadim bir şehirde temel haklar, hukuk devleti ve insan onuru ekseninde bir araya gelmiş olmamızın ayrıca anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Kıymetli Misafirler,
Anayasa Mahkemesi üyeleri ve raportörlerinin yanı sıra Yargıtay, Danıştay ve istinaf mahkemelerinden kıymetli meslektaşlarımızın da katılım ve sunumlarıyla gerçekleştirilen bölge toplantılarımızda şu ana kadar toplam 1.539 hâkim ve savcımızla bir arada olduk. Bu toplantımızda da adli yargıdan 73 hâkim ve savcımız, idari yargıdan ise 36 hâkim kardeşimiz bizimle birlikte olacak.
Bu toplantılarımızın iki temel amacının bulunduğunu söyleyebiliriz: Bunlardan ilki, yargısal iletişim ve iş birliğinin daha yaygın ve daha etkin hâle getirilmesi suretiyle Anayasa Mahkemesi ile tüm yargı kurumlarımız arasında etkin ve verimli bir iş birliği gerçekleştirmek.
İkincisi, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurularda verdiği ihlal kararlarının objektif ve subjektif etkilerinin hayata geçirilmesidir. Bu kapsamda; verilen hak ihlali kararlarının bir an önce giderilmesini sağlamak ve özellikle bireysel başvurulara konu olaylarda Mahkememizce sık karşılaşılan ihlal alanlarını ve bu alanlarda yoğunlaşan, bir anlamda da sıkça tekrar eden sorunları ve Mahkememizce verilen ihlal kararlarında yer alan gerekçelerin objektif etkilerini ele alarak adaletin en süratli şekilde ve en üst seviyede gerçekleşmesini temin etmeye çalışmak temel amaçlarımız arasındadır.
Bugün ve yarın icra edilecek oturumlarda, Anayasa Mahkemesince verilen kararların objektif ve subjektif etkileri konusunda çok değerli sunumlar yapılacak. Hem oturum başkanlarımıza hem de sunum yapacak meslektaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
Adli yargı için yapacağımız bugünkü ve idari yargı için yapacağımız yarınki toplantılarımızın başarılı ve verimli geçmesini temenni ediyorum.
Değerli Misafirler,
Bugün kapanışını gerçekleştirdiğimiz bu proje, sıradan bir teknik iş birliği programının çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. Çünkü bu proje, anayasal hakların yalnızca metinlerde korunmasının yeterli olmadığını; asıl önemli olanın, bu hakların günlük hayatta etkili şekilde yaşatılması olduğunu esas alan güçlü bir anlayış üzerine inşa edilmiştir.
Bilindiği üzere hukuk devletinin gerçek gücü, yalnızca normların varlığından değil bu normların etkili şekilde uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde anayasal güvencelerin gerçek anlamı da yalnızca mahkeme kararlarında değil o kararların toplumsal hayata, yargısal uygulamalara ve kamu otoritesinin işleyişine yansımasında ortaya çıkmaktadır.
Esasen anayasa yargısının nihai amacı yalnızca ihlal tespiti yapmak değildir. Daha önemlisi, ihlallerin tekrarını önleyecek anayasal bir bilinç ve uygulama kültürü oluşturmaktır. İşte, bugün kapanışını yaptığımız proje de tam olarak bu hedefe yönelmiştir.
Bu vesileyle projeye sağladıkları kıymetli katkılar dolayısıyla Avrupa Birliği’ne ve Avrupa Konseyine içten teşekkürlerimi sunuyorum. Özellikle Avrupa Konseyinin Ankara Program Ofisine ve Sayın William Massolin’e ayrıca teşekkür etmek isterim. Projenin başlangıcından bugüne kadar gösterilen yapıcı yaklaşım, samimi iş birliği ve ortak çalışma iradesi son derece kıymetlidir. İnsan haklarının korunması alanında uluslararası dayanışmanın ve kurumsal iş birliğinin ne kadar önemli olduğunu bu proje bir kez daha göstermiştir.
Değerli Katılımcılar,
Bireysel başvuru mekanizması, hiç kuşkusuz Türk hukuk tarihinin en önemli reformlarından biridir. 2010 Anayasa değişikliğiyle kabul edilen ve Necip milletimizin referandum ile kabul ettiği bireysel başvuru, ülkemizde anayasal hak koruma sisteminde yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.
Bireysel başvuru sisteminin bugün ulaştığı nokta, yürüttüğümüz çalışmaların ve kurumsal iş birliğinin ne denli önemli sonuçlar doğurduğunu açıkça göstermektedir.
Güncel veriler incelendiğinde bireysel başvurunun kabul edilmeye başlandığı 23 Eylül 2012 tarihinden bu yana Anayasa Mahkemesine toplam 739 bin 417 başvuru yapıldığı görülmektedir. Bu başvuruların 637 bin 274'ü sonuçlandırılmış, böylece başvuruların yaklaşık yüzde 86'sı karara bağlanmıştır. Hâlihazırda derdest bulunan başvuru sayısı ise 102 bin 143'tür.
Bu rakamlar, bir yandan vatandaşlarımızın Anayasa Mahkemesine ve bireysel başvuru mekanizmasına duyduğu güveni ortaya koyarken diğer yandan Mahkememizin karşı karşıya bulunduğu iş yükünün büyüklüğünü de göstermektedir. Ancak daha da önemlisi, yıllar içerisinde geliştirilen kurumsal kapasite, oluşturulan içtihat birikimi ve yargı kurumlarımız arasında güçlenen iş birliği sayesinde bireysel başvuru sisteminin etkinliğinin sürekli olarak artırılmış olmasıdır.
Nitekim bugüne kadar verilen kararlar neticesinde bireysel mağduriyetleri gidermenin ötesine geçilerek temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin anayasal standartların geliştirilmesine önemli katkılar sunulmuştur. Anayasa Mahkemesi tarafından bugüne kadar makul sürede yargılanma hakkı dâhil yaklaşık 87 bin ihlal kararı verilmiş olması, bireysel başvurunun hak eksenli hukuk kültürünün gelişmesinde ne kadar önemli bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır.
Öte yandan son yıllarda yüksek mahkemeler, bölge adliye mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve ilk derece mahkemeleri arasında tesis edilen yapıcı diyalog sayesinde bireysel başvurunun ikincil niteliğine ilişkin farkındalık da önemli ölçüde güçlenmiştir. Temel hakların korunmasının sadece Anayasa Mahkemesinin değil, yargının bütün kademelerinin ortak sorumluluğu olduğu yönündeki anlayış giderek daha güçlü bir şekilde yerleşmektedir.
Bireysel başvurunun temel amacı, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin ulusal düzeyde daha güçlü şekilde korunmasını sağlamaktır. Bunun yanında bireysel başvuru, insan haklarına ilişkin uyuşmazlıkların uluslararası mercilere taşınmadan önce ulusal hukuk sistemi içinde çözülebilmesine imkân tanıyan etkili bir iç hukuk yolu niteliği taşımaktadır.
Geride bıraktığımız süreç, bireysel başvuru sisteminin bu hedefler bakımından son derece önemli sonuçlar ürettiğini göstermiştir. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yoluyla; yaşam hakkından ifade özgürlüğüne, kişi hürriyeti ve güvenliğinden adil yargılanma hakkına, mülkiyet hakkından özel hayatın korunmasına kadar çok geniş bir alanda güçlü bir içtihat oluşturmuştur.
Bu süreçte verilen kararlar, bireysel mağduriyetlerin giderilmesine katkı sunmasının yanında hukuk sistemimizin insan hakları standartlarının yükseltilmesinde de belirleyici bir rol oynamıştır.
Nitekim bireysel başvurunun uygulanmaya başlamasıyla birlikte temel hak ve özgürlüklere ilişkin birçok uyuşmazlık ulusal hukuk sistemimiz içerisinde çözüme kavuşturulabilmiş, böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularda azalma yaşanmış ve insan haklarının korunmasında iç hukuk mekanizmalarının etkinliği önemli ölçüde güçlenmiştir.
Ancak burada özellikle vurgulamak gerekir ki bireysel başvurunun başarısı sadece Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarla ölçülemez. Asıl önemli olan; bu kararların ilk derece mahkemelerine, bölge adliye mahkemelerine, bölge idare mahkemelerine, idari uygulamalara ve toplumsal hayata etkili şekilde yansımasıdır. İşte, bugün kapanışını yaptığımız proje, tam da bu noktada son derece önemli katkılar sağlamıştır.
Değerli Misafirler,
Proje kapsamında Avrupa’daki iyi uygulama örnekleri ve karşılaştırmalı analizler esas alınarak önemli uzmanlık çalışmaları hazırlanmış, bireysel başvuru kararlarının uygulanmasına ilişkin süreçlerin daha etkin ve sistematik hâle getirilmesine yönelik kapsamlı değerlendirmeler ortaya konulmuştur.
Özellikle ilk derece mahkemeleri tarafından Anayasa Mahkemesi kararlarının daha etkin uygulanmasına yönelik hazırlanan yol haritası, kararların hayata geçirilmesinde karşılaşılan sorun alanlarını tespit etmiş ve uygulama süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik son derece değerli öneriler sunmuştur. Bu çalışma, mevcut uygulamaların değerlendirilmesine ve geleceğe yönelik kurumsal kapasitenin geliştirilmesine önemli katkılar sağlamıştır.
Projenin en önemli çıktılarından biri de kararların uygulanmasının daha etkin izlenebilmesine yönelik dijital altyapının güçlendirilmesi olmuştur. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası kapsamlı şekilde geliştirilmiş; tüm karar türlerine tek bir platform üzerinden erişim imkânı sağlayan, daha pratik ve işlevsel bir yapı oluşturulmuştur. Gelişen yazılım ve teknoloji imkânlarından yararlanılarak sistemin teknik altyapısı modernize edilmiş, arama ve filtreleme olanakları genişletilmiş, kararların daha hızlı ve etkin şekilde erişilebilir hâle gelmesi sağlanmıştır.
Bunun yanı sıra kararların uygulanma süreçlerinin izlenmesi, ilgili verilerin toplanması ve analiz edilmesi amacıyla yeni dijital araçlar ve platformlar geliştirilmiştir.
Avrupa Birliği ile Avrupa Konseyinin ortak finansmanı ve iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında hayata geçirilen bu çalışmalar sayesinde kararların görünürlüğü ve erişilebilirliği artırılmış; bunun yanı sıra uygulama süreçlerinin ölçülmesine, değerlendirilmesine ve kurumsal düzeyde takip edilmesine imkân sağlayan güçlü ve sürdürülebilir bir izleme altyapısı oluşturulmuştur. Böylece bireysel başvuru sisteminin etkinliğinin artırılması ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulamadaki etkisinin güçlendirilmesi yönünde kalıcı bir kurumsal kapasite inşa edilmiştir.
Bugünden itibaren Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası’nın yeni hâlini tüm kamuoyunun kullanımına sunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim.
Kıymetli Konuklar,
Projenin önemli bileşenlerinden birini de uluslararası kurumlarda gerçekleştirilen görevlendirme programları oluşturmuştur. Anayasa Mahkemesi raportörleri, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı tetkik hâkimleri ile Yargıtay ve Danıştay mensuplarının Avrupa insan hakları sistemini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ilişkin süreçleri yerinde gözlemlemelerini sağlamak amacıyla kapsamlı bir çalışma yürütülmüştür. Bu kapsamda toplam 50 katılımcı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğü ve Avrupa Konseyi nezdindeki çeşitli birimlerde üç ay süreyle görev yapma imkânı bulmuştur.
Bu programlar sayesinde katılımcılar yalnızca teorik bilgi edinmekle kalmamış, aynı zamanda Avrupa insan hakları sisteminin işleyişini yerinde görme, kararların uygulanması ve denetlenmesine ilişkin mekanizmaları yakından inceleme ve farklı ülke uygulamalarını değerlendirme fırsatı elde etmişlerdir. Edinilen bu tecrübe ve birikimin, katılımcıların görev yaptıkları kurumlara taşınması suretiyle kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine önemli katkılar sağladığına inanıyoruz.
Ayrıca bu görevlendirmeler, Türk yargısı ile Avrupa insan hakları mekanizmaları arasındaki karşılıklı anlayışın ve iletişimin gelişmesine, iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasına ve uluslararası yargısal diyaloğun daha da güçlendirilmesine hizmet etmiştir. İnsan haklarının korunması alanında ortak bir hukuk kültürünün geliştirilmesi bakımından bu tür temasların son derece kıymetli olduğunu özellikle ifade etmek isterim.
Proje kapsamında gerçekleştirilen bölge toplantıları da son derece kıymetli sonuçlar üretmiştir. İstanbul’dan Diyarbakır’a, Trabzon’dan Erzurum’a kadar birçok ilde düzenlenen toplantılar aracılığıyla toplam 1.539 hâkim ve savcıya ulaşılmıştır. Bu toplantılar, yalnızca bilgi aktarımının sağlandığı eğitim faaliyetleri olmanın ötesinde yargı teşkilatının farklı kademelerinde görev yapan mensuplar arasında güçlü bir iletişim ve iş birliği zemini oluşturmuştur.
Özellikle bölge adliye mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri, Yargıtay ve Danıştayın süreç boyunca sergiledikleri yapıcı yaklaşım ve kolaylaştırıcı iş birliği, projenin başarısında önemli bir rol oynamıştır. Bu kurumların katkıları sayesinde yüksek mahkemeler ile ilk derece mahkemeleri arasında doğrudan temas kurulabilmiş, uygulamada karşılaşılan sorunlar karşılıklı olarak değerlendirilmiş ve ortak çözüm arayışları geliştirilebilmiştir.
Yargı sisteminin farklı seviyelerinde görev yapan hâkim ve savcıların aynı platformlarda bir araya gelmeleri, deneyim ve bilgi paylaşımını artırmanın yanı sıra içtihat birliğinin güçlendirilmesine de önemli katkılar sunmuştur. İlk derece mahkemelerinin, yüksek mahkemelerin güncel içtihatlarını ve temel haklara ilişkin yaklaşımlarını doğrudan öğrenme imkânı bulmaları; yüksek mahkemelerin de uygulamadaki ihtiyaç ve beklentileri ilk elden dinleyebilmeleri, yargı hizmetinin kalitesinin artırılması bakımından son derece değerli olmuştur.
Bu toplantılar sayesinde Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı, bireysel başvuru mekanizmasının ikincil niteliği ve temel hakların korunmasında tüm yargı mercilerinin üstlendiği ortak sorumluluk konusunda daha güçlü bir farkındalık ve ortak anlayışın gelişmesine katkı sağlanmıştır. Böylece yüksek mahkemeler ile derece mahkemeleri arasındaki kurumsal diyaloğun güçlendirilmesi, hukuk devleti ilkesinin ve hak eksenli yargılama anlayışının yargının tüm kademelerinde daha etkin şekilde hayata geçirilmesine önemli ölçüde hizmet etmiştir.
Aynı şekilde avukatlara yönelik eğitim faaliyetleri de son derece önemli olmuştur. Türkiye’nin birçok ilinde düzenlenen eğitimler aracılığıyla toplam 798 avukata ulaşılmış, bireysel başvuru mekanizmasına ilişkin bilgi düzeyinin artırılması hedeflenmiştir. Bunun yanında çevrim içi eğitim içeriklerinin Türkiye Barolar Birliği sistemine entegre edilmesi, projenin sürdürülebilirliği bakımından çok kıymetli bir adımdır.
Hâkim ve savcılara yönelik eğitim faaliyetleri kapsamında ise toplam 981 yargı mensubuna ulaşılmış Anayasa Mahkemesi içtihadının uygulamadaki etkisinin güçlendirilmesine katkı sağlanmıştır.
Diğer taraftan proje kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hukukçularının katılımıyla gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantıları ve Strazburg, Madrid, Paris ve Venedik gibi merkezlere yapılan çalışma ziyaretleri, uluslararası yargısal diyaloğun güçlendirilmesi bakımından son derece önemli katkılar sunmuştur.
Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının icrası alanında görev yapan birimlerle gerçekleştirilen temaslar, anayasal kararların uygulanması konusundaki kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine ciddi katkılar sağlamıştır.
Değerli Katılımcılar,
Bugün artık anayasa yargısında yeni bir aşamaya geçildiğini görmekteyiz. Geçmişte temel mesele hak ihlalinin tespit edilmesi iken bugün artık daha önemli olan husus, anayasal kararların sistem genelinde etkili sonuçlar doğurabilmesidir. Başka bir ifadeyle artık mesele, yalnızca “karar vermek” değil verilen kararların ilk derece mahkemelerinde uygulanması, kamu otoriteleri tarafından içselleştirilmesi, yeni ihlallerin önlenmesine katkı sunması, toplumda hak ve adalet eksenli bir hukuk kültürünün yerleşmesini sağlamasıdır.
Çünkü anayasal hakların gerçek güvencesi, yalnızca yüksek mahkemelerin varlığı değil anayasal değerlerin bütün hukuk düzenine nüfuz edebilmesidir. Bu noktada tüm kurumlara önemli sorumluluklar düşmektedir.
İlk derece mahkemelerinin Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu anayasal ilkeleri dikkate alması, yasama ve yürütme organlarının hak ihlallerinin kaynağı olan yapısal sorunların giderilmesine katkı sunması ve akademinin, baroların, medyanın anayasal hak kültürünün gelişmesine destek vermesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü temel hak ve özgürlüklerin korunması yalnızca bir mahkemenin değil bütün toplumun ortak sorumluluğudur.
Anayasa Mahkemesi, yüksek mahkemeler, ilk derece mahkemeleri, akademi ve savunma makamı arasında kurulan yapıcı diyalog; anayasal ilkelerin daha doğru anlaşılmasına, ortak standartların gelişmesine ve hukuk güvenliğinin güçlenmesine önemli katkılar sağlamaktadır.
Bu nedenle bölge toplantılarımızı yalnızca bilgi paylaşımının yapıldığı programlar olarak değil ortak anayasal kültürün güçlendirildiği ve yargısal diyaloğun geliştirildiği önemli platformlar olarak görüyoruz.
Değerli Misafirler,
İnsan hakları düşüncesinin özü, insan onurunun korunmasıdır. İnsan onurunun korunması ise farklılıklarımızla birlikte yaşayabilme iradesini gerektirir.
Bugün dünyanın birçok yerinde; savaşlar, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, ayrımcılık, İslamofobi, nefret söylemleri insan haklarını ve birlikte yaşama kültürünü tehdit etmektedir. Böyle dönemlerde hukuk devletine, bağımsız yargıya ve insan hakları kurumlarına duyulan ihtiyaç daha da artmaktadır. Bu nedenle Avrupa Konseyinin kuruluş felsefesini oluşturan demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları değerlerinin korunması büyük önem taşımaktadır.
Hiç şüphesiz bireysel başvuru sistemi de insan onuruna dayanan demokratik hukuk devletinin, temel hak ve özgürlüklerin ve ortak anayasal değerlerimizin korunmasına hizmet eden en önemli anayasal güvencelerden biridir.
Bu duygu ve düşüncelerle, başarıyla tamamlanan bu projenin hayata geçirilmesine katkı sunan herkese, Avrupa Birliği’ne, Avrupa Konseyine, Avrupa Konseyinin Ankara Program Ofisine ve Sayın William Massolin’e, Hâkimler ve Savcılar Kurulumuza, Türkiye Adalet Akademimize, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumumuza, Türkiye Büyük Millet Meclisimize, Adalet Bakanlığımıza, Yargıtayımıza ve Danıştayımıza; İstanbul, Gaziantep, Bursa, Erzurum, İzmir, Trabzon ve Diyarbakır bölge adliye mahkemeleri ile bölge idare mahkemeleri başta olmak üzere tüm yargı mercilerimize, Türkiye Barolar Birliğine ve barolarımıza, katkı sunan tüm bakanlıklarımıza, proje faaliyetlerinde özveriyle görev alan kolluk personelimize, hâkimlerimize, savcılarımıza, avukatlarımıza, akademisyenlerimize, raportörlerimize ve idari personelimize en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Programın ve proje çıktılarının ülkemizde temel hak ve özgürlüklerin daha güçlü korunmasına katkı sunmasını diliyorum.
Kıymetli Misafirler,
Kıymetli Meslektaşlarım,
Sözlerime son verirken temel hak ve özgürlüklerin korunmasını güçlendirmeyi amaçlayan bugün ve yarın gerçekleştireceğimiz toplantıların adaletin kökleşmesine, hukukun üstünlüğünün pekişmesine ve insan hakları kültürünün daha da gelişmesine önemli katkılar sağlayacağına olan inancımı ifade etmek istiyorum.
Katılımlarınız ve değerli katkılarınız için hepinize teşekkür ediyor, toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve hukuk sistemimiz açısından hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum.
Misafirperverlikleri ve katkıları için Sayın Adana ve Mersin Valilerimize, Adana ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılarımıza, Adalet Komisyonu Başkanlarımıza, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Başkanımız ve Cumhuriyet Başsavcımıza, Bölge İdare Mahkemesi Başkanımıza da şükranlarımı sunuyorum.
Kıymetli Meslektaşlarım,
Bir insan uzun ömürlü olmak isterse adaletli olsun. Bu durum devletler için de geçerlidir. Çünkü adalet, yalnızca bireylerin değil toplumların ve devletlerin de ömrünü uzatan en güçlü değerdir.
Bu vesileyle sözlerime şu dizelerle son vermek istiyorum:
“Hak ile Hak olursa bir kişi,
Yanlış olmaz hiçbir işi.
Hak Mevla yaparsa bir gün teftişi,
Acep ne olur yanlış yapanın işi.”
Hepinizi saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.
Kadir ÖZKAYA |
Türkiye Cumhuriyeti |