Kazakistan Anayasa Konseyi'nin "Anayasa Günü" Nedeniyle Yaptığı Toplantıda Mahkememiz Başkanı Sayın Haşim KILIÇ'ın Açış Konuşması

Değerli Meslektaşlarım

Kazakistan Cumhuriyeti Anayasa Konseyi’nin daveti üzerine gerçekleşen bu etkinlikte, ulusal ve uluslararası alanda hak ve özgürlükleri etkileyen yeni gelişmeler üzerinde konuşacağız. Bu imkanı sunan Kazakistan devletine ve Anayasa Konseyi sayın Başkanına öncelikle teşekkür etmek istiyorum.

21. yüzyıl hak ve özgürlükler çağı olarak nitelendirilse de Dünyadaki uygulamalar ve gelişen olaylar bunu doğrulamamaktadır. Kötü ellerde örselenen Demokrasi ve insan hakları sorgulanır hale gelmiştir. Ulusal sınırlar içine hapsedilen demokratik uygulamalar evrensel demokrasi anlayışını beslemekte yetersiz kalıyor. Siyaset kurumlarının “ulusal çıkar” kaygısı, demokrasiye olan inancı ciddi anlamda zayıflatmaktadır. Hak ve özgürlüklerin barış içinde yaşanmasında en başarılı ve yürekli sistem olarak tanımlanan demokrasi, ulusal çıkarların ön plana çıkmasıyla evrensel anlayışı etkisiz ve tartışılır hale getirmiştir. İki yüzlü anlayışlar ve uygulamalar demokrasi inancını yok etmekte, kin ve nefret duygularının gelişmesine imkan sunmaktadır. Gelişen bu duygular söyleme ve daha sonra da eyleme dönüşmektedir. Buna bağlı olarak ırk, din ve mezhep bağlamında hızlanan çatışmalar kaygı vericidir. Dünya hızla ayrışıyor. Siyasi aktörler evrensel değer ve doğruları çok çabuk terkedebilmektedir. Büyük emek, ter ve gözyaşı ile oluşturulan bu değerler küçülürken, nefret söylemi ve eylemleri büyümektedir. Bunun sonunda elde edilen tek sonuç, yoğun hak ihlalleri ve ağır yara almış insanlık onurudur. Ulusal ve uluslararası çıkar kavgalarının sebep olduğu bu olumsuz sonuçlardan en çok Anayasa Mahkemelerinin ilgilenmesi gerekmektedir. Çünkü, yaşanan yoğun hak ihlalleri ve yaralı insanlık onuru bizim görev alanımızın esas konusudur.

Değerli konuklar

İnsan tüm varlığın özü ve özetidir. İnsan da ancak onuru ile insandır. Onursuz bir insanlık düşünülemez. Ancak, son yıllarda dünya da yaşanan olaylar maalesef insandan daha kıymetli varlıkların olduğunu ortaya koymaktadır. Bir damla petrolün insan onurundan üstün olduğu bir çağı yaşıyoruz. Irk, din, mezhep ve gelir paylaşımı adına hareket edenler çocukları bile acımasızca katledebilmektedir. Yurtlarından yoksun bırakılan milyonlarca insan aç, sefil ve çaresiz bir durumda kendilerine sahip çıkacak bir nefes beklemektedir. Bu felaketi yaşayanlar din, ırk ve mezhep farkı gözetmeden sadece insan oldukları için kendilerine uzanacak ellere ihtiyaç duymaktadır. İnsanlık onurunu ancak insan olanlar savunabilir. Bu göreve sahip çıkarak katkı sunmalıyız. Kendi mutluluk ve refahını başkalarının felaketi üzerine inşa edenleri insan olarak tanımlayamayız.

Yargı, insan onurunda doğan hasarları tedavi ederek onu huzura kavuşturan organlardır. Tüm vicdanların sustuğu yerde o cesaretle konuşarak gerçekleri ortaya çıkarır. Bu sonuç yargının onurudur. Bizler evrensel değerlere olan inancımızı bugün bir kez daha tekrarlamak üzere buradayız. Hangi kutsal değer adına yapılırsa yapılsın, insanlık onuruna yapılan saldırıyı asla onaylamıyoruz. Dinsel, ırksal ve ulusal çıkar hesaplarının dışında kalmak zorundayız. Çünkü insanlık onurunu koruma ve kollamanın sınırı olamaz.

Uluslararası örgütlerin, bölgesel çıkar hesapları nedeniyle dünyanın değişik bölgelerinde devam eden çatışmalarda ortaya çıkan insanlık suçlarına karşı sessiz kalmaları düşündürücü ve kaygı vericidir. Bu tavır uluslararası kuruluşlara olan güveni derinden sarsmakta ve geleceğe ilişkin hesapların yeniden yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Ulusal ya da bölgesel çıkar hesaplarının arkasına saklanarak demokrasiyi ve dünya barışını yaşatmak mümkün değildir.

Hiçbir hesap yapmadan demokrasinin çoğulcu, özgürlükçü, sevgi, barış, uzlaşma ve müzakere gücünü kullanarak dünya barışına destek vermek birinci görevimizdir. Bugün Kazakistan’dan bu mesajı bir kez daha dünya ya duyurmalıyız. İnsanlığın ortak paydası olan evrensel değerlere bağlılığımızı ve inancımızı daha güçlü seslendirmeliyiz.

Bizler bütün dünyayı vatanımız, bütün insanları da vatandaşlarımız olarak gören bir anlayışın sahipleri olmadıkça insanlık onurunu koruyamayız. Bu anlayışla denetleyici bir küresel vicdanın oluşması zorunluluğu açıktır. Aksi halde, dünya hak ihlalleri sonunda oluşan zalimliğin küreselleşmesi sonucunu yaşayacaktır.

Anayasa Mahkemelerinin onarıcı, düzeltici ve tedavi edici gücünü kullanarak insanlık onurunu yücelteceğine ve dünya barışına önemli lojistik destek sağlayacağına olan inancımı belirterek, Kazakistan Anayasa Gününü kutluyor, dikkatleriniz için hepinize teşekkür ediyorum.

Haşim KILIÇ
Türkiye Cumhuriyeti
Anayasa Mahkemesi Başkanı

 

 

 

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :