İnsan Hakları Ulusal Koruma Mekanizması Olarak Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Konferansı

Sayın Venedik Komisyonu Başkanı,

Aramızda bulunan Romanya Anayasa Mahkemesi Başkanı

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Genel Müdürü

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki Türk yargıç Sayın Işıl Karakaş

Çok değerli Hocalarımız

Mahkememizin başkanvekili ve üyeleri, raportörleri

Antalya’dan katılan değerli misafirler

Sayın basın mensupları

Zikredemediğim çok saygıdeğer Konuklar,

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Projesi kapsamında organize edilen “İnsan Hakları Ulusal Koruma Mekanizması olarak Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru” konferansında sizlerle birlikte olmaktan ve düşüncelerimi bu seçkin toplulukla paylaşmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Malumunuz olduğu üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti insan hak ve özgürlükleri alanındaki evrensel değerlere bağlılığını çeşitli antlaşma ve sözleşmelerle dünyaya ilan etmiştir. Bu çerçevede, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 1954 yılında taraf olmuş; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını 1987’de, zorunlu yargılama yetkisini ise 1990 yılında kabul etmiştir. 2004 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle de başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere, kanunların üzerinde bir değer atfedilmiştir. Temel haklarla ilgili “evrensel ölçütlere” atıf yapan değişikliklerin son halkasını 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması oluşturmuştur.

Bireysel başvurunun uygulamaya geçirilmesiyle birlikte, kamu gücünü kullanan kişi ve kurumların sebep olduğu hak ihlallerine karşı, 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren anayasal yargı denetimi başlatılarak Anayasa Mahkemesi yeni bir döneme girmiştir.

Yasama, yürütme ve yargı organlarının işlemlerinin neredeyse tamamının etkin bir şekilde denetlenmesine izin veren bireysel başvuru yolu, hak ve özgürlüklerin korunması noktasında halkımız için yeni bir umut kapısı olmuştur. Hukuk devleti anlayışına dayalı, demokratik değerlerle beslenen ve insan onurunu yüceltme idealine hizmet eden Mahkememiz, bireysel başvuru yolunda hak ve özgürlüklerin etkin korunması ilkesini benimsemekte ve özgürlük alanını genişletme çabasını sürdürmektedir. Esasen bireysel başvurunun varlık nedeni de hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlayarak hukuk güvenliğine ulaşmaktır. Hukuk güvenliği konusunda yaşanan olumsuz gelişmelerin, toplumsal ve siyasal alanda yarattığı umutsuzluk, bireysel başvuru yoluyla açılan hava delikleri sayesinde umuda dönüşerek, hukuk devleti anlayışına cansuyu olmuştur. Yasama, yürütme ve yargı organları “herkes için hukuk güvenliği”ni sağlamakta güçlük çekiyorsa, devlet olma fikrinin anlamsız kalacağı açıktır. Zira devletin özü ve varlık sebebi hukuk güvenliğini sağlamaktır. Hukuk güvenliği krizinin yaşandığı ortamlarda, ekonomik, siyasi ve sosyal krizlerin yaşanması kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkacaktır. Hukuk güvenliğine olan talebin her zamankinden daha fazla seslendiriliyor olması, bu alanda önemli bir sorun yaşandığına işaret etmektedir. Hukuk güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan yasama, yürütme ve yargı organlarını bu gerçeği göremezlikten gelmesi düşünülemez. Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklerin güvenliğinin sağlanması, insanlık onurunun yüceltilmesi kapsamında evrensel ilkelere yön gösteren “pusula” görevini yapmaya devam edecektir.

Bu bağlamda, ulusal ve hatta uluslararası kamuoyunca yakından takip edilen Mahkememizin verdiği kararlarındaki evrensel yaklaşım, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması konusunda ortaya koyduğu güçlü iradenin bir sonucudur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda vermiş olduğu kararlarıyla vatandaşlarımızın özgürlük alanını genişletirken, hakların teminatı olma konusunda da onurlu bir duruş ortaya koymaktadır. Verilen kararların toplumsal gerginlikleri azaltma, siyasi kutuplaşmalar sonucu ortaya çıkan sorunların çözümünü kolaylaştırma, sevgi ve barış kültürüne katkı sunma konusunda önemli bir fonksiyon icra ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.. Bireysel başvuru sayesinde yasama, yürütme ve yargı organları etkin bir anayasal denetime tabi tutulmakta, halkta gelişen hak ve özgürlük bilinci ise, Anayasa Mahkemesine olan güven duygusuna ciddi bir ivme kazandırmaktadır.

Uzun yargılama süreci ve uzun tutukluluk şikâyetleri başta olmak üzere adil yargılanma, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, mülkiyet hakkı gibi konularda verilen güçlü, ikna edici ve toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul gören bireysel başvuru kararları kamu vicdanında yargının onurunu yüceltmektedir.

Bu olumlu gelişmelerin temel sebebi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin yerel gerçeklerle evrensel standartları örtüştürme konusunda ortaya koyduğu başarıdır. Zira, temel hak ve özgürlükleri evrensel boyutundan soyutlayarak yerelleştirme gayretlerini, yaşanan sorunlarımızın kaynağı olarak gördüğümü ifade etmek isterim. Sınırlayıcı, yasaklayıcı bir anlayış yerine, özgürlükçü ve eşitlikçi bir yaklaşımı benimseyen Mahkememiz, bu iradesini devam ettirmeye kararlıdır. Kimlikler üzerinden yürütülen siyasal akımların içine hapsedilen evrensel ilkelerin orijinal anlamıyla hayata geçirilmesi, yargı mensuplarımızın tarafsız duruşu ve cesaretli gayretlerine bağlıdır.

Saygıdeğer katılımcılar,

Bilindiği gibi hak ihlalleri yasama, yürütme ya da yargı organı kaynaklı olabilmektedir. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun çerçevesinde Mahkememiz, esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar vermekte ve ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmetmektedir.

Yeri gelmişken belirtmek isterim ki, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu bir temyiz yolu değildir. Anayasanın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında aynen “Bireysel Başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz” denilmektedir. Yani, diğer yüksek yargı organlarında yapılan temyiz incelemesinde, yasa gereğince hangi hususlara bakılabilecekse, Anayasa Mahkemesinin bu alanda herhangi bir inceleme yapamayacağı Anayasamızın amir hükmüdür.

Ancak, yüksek yargı organları da dâhil olmak üzere, derece mahkemelerinin yaptıkları yargılama süreci içinde ya da öncesinde, temel hak ve özgürlüklerinden herhangi birisinin ihlal edildiği gerekçesi ile kişilerin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması tartışmasız anayasal bir haktır. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruya ilişkin incelemesinde kişinin temel hak ve özgürlüklerinden herhangi birinin ihlal edildiği sonucuna varırsa ve bu hak ihlali yeniden yargılama yapılarak giderilecek nitelikte ise, hak ihlalini gidermesi için ilgili mahkemeye ihlal kararını göndermek zorundadır. İlgili mahkemenin de yeniden yargılama sürecini başlatarak tespit edilen hak ihlalini gidermesi, yine anayasal bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesince yapılan bu işlem hiçbir şekilde temyiz incelemesi olarak nitelendirilemez.

Değerli konuklar

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru örneğinde kısa sürede ortaya koyduğu olumlu sonuçların yanında, yaşamakta olduğu yoğun başvuru sorununa ve buna bağlı olarak artan iş yüküne dikkat çekmemiz zorunluluk haline gelmiştir. Benzer tecrübelerden çıkardığımız dersler göstermektedir ki, iş yükü sorununun bir kaynağı da Mahkememizin verdiği ihlal kararlarının aşıladığı umuttur. Bu anlamda Anayasa Mahkemesi “kendi başarısının kurbanı olmak” gibi bir sonuçla karşılaşmak istememektedir. Ancak, iş yükü sorununun asıl kaynağı yargı sisteminde bir bütün olarak yaşanan uzun yargılama ve uzun tutukluluk gibi kronik problemlerin henüz çözülememiş olmasıdır. İstatistiki verilerde bu durumu doğrulamaktadır.

23 Eylül 2012 tarihinden 24 Kasım 2014 tarihine kadar olan 26 aylık dönemde, Mahkememize yapılan başvuruların sayısı 2012 yılında 1.342, 2013 yılında 9.897 ve 2014 yılında şu ana kadar 18.325 olmak üzere toplam 29.564'dür. Bu başvuruların; 4.311’i bireysel başvuru bürosu, 8.775’i Komisyonlar, 1069’u Bölümler tarafından olmak üzere 14.155’i karara bağlanmıştır. Mahkememiz önündeki derdest dosya sayısı 15.409’dur. Mahkememizce verilen ihlal kararı sayısı ise 348 olup kararların büyük çoğunluğu adil yargılanma hakkının ihlali kapsamında verilmiştir. İhlal kararı verilen 348 başvurunun 297’sinde adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespiti yapılmıştır. Bu tespitin ortaya koyduğu gerçek, çoğunlukla makul sürede yargılama yapılamamış olunmasıdır.

Söz konusu rakamların da işaret ettiği gibi ciddi bir iş yükü sorunuyla karşı karşıyayız. İlke kararı niteliğine sahip Bölüm kararlarımızın sayısının giderek artmasına paralel olarak önümüzdeki derdest dosyaların sayısının bir miktar azalması beklenebilirse de esas çözüm, yargı sisteminin bütüncül işleyişiyle ilgili yaşanan sorunların ortadan kaldırılmasına bağlıdır.

Son olarak memnuniyetle ifade etmem gerekir ki; Mahkememizce bireysel başvuru yolunda verilen kararlara uyulması ve bu kararların gereğinin yerine getirilmesi hususunda önemli bir sorunla karşılaşılmamaktadır. Örneğin makul süre bağlamında verdiğimiz ihlal kararlarının gereği olan tazminat ödemeleri zamanında ifa edilmektedir. Ayrıca Mahkememizin kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında tutukluluk şikâyetlerinde verdiği ihlal kararlarının da gereğinin geciktirilmeksizin yerine getirilmesi, alkışlanmayı hak eden çok sevindirici bir sonuçtur.

Sözlerime son verirken, bu Konferansın bireysel başvurunun etkinliğinin arttırılmasına dönük etkili çözüm önerileri ortaya çıkaracağına olan inancımı vurgulamak arzusundayım. Bu vesileyle gerek yaptıkları sunumlarla gerekse katılım, yorum ve değerlendirmeleriyle bu konferansa katkı sağlayacak olan tüm katılımcılara ve konferansın hazırlanmasını sağlayan Avrupa Konseyi yetkilileri ile Ankara bürosunda görevli değerli dostlarımıza şahsım ve mahkememiz adına teşekkür ediyor, Konferansın zihin açıcı verimli bir çizgide geçmesini diliyorum. 27 Kasım 2014

Haşim KILIÇ
 Türkiye Cumhuriyeti
 Anayasa Mahkemesi Başkanı
T.C. Anayasa Mahkemesi © 2018
Ziyaretçi Sayısı :