Avrupa'da Anayasa Mahkemelerine Bireysel Başvuruda En İyi Örnek Uygulamalar Konferansı

Saygıdeğer Katılımcılar;

Anayasa Mahkemelerine Bireysel Başvuru Sistemlerinin ele alınacağı ve karşılaşılan sorunların tartışılıp ortak deneyimler ışığında çözümler üretmeyi amaçlayan bu toplantıya katılmaktan ve siz değerli meslektaşlarımızla bilgi paylaşımında bulunmaktan son derece memnun olduğumu belirtmek isterim.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 1954 yılında taraf olmuş; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını 1987’de, zorunlu yargılama yetkisini ise 1990 yılında kabul etmiştir. 2004 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle de başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslar- arası sözleşmelere, kanunların üzerinde bir değer atfedilmiştir. Temel haklarla ilgili “evrensel ölçütlere” atıf yapan değişikliklerin son halkasını ise, 2010 yılında Anayasa’nın 148. maddesine yapılan eklemelerle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması oluşturmuştur. Böylece, kamu gücünü kullanan kişi ve kurumların sebep olduğu hak ihlallerine karşı anayasal yargı denetimi başlatılmıştır.

Avrupa Konseyinin desteğiyle yürütülen ve paydaşları arasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi ve diğer Yüksek Mahkemelerin olduğu “Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi” kapsamında, özellikle bireysel başvuruya hazırlık bağlamında oldukça ciddi çalışmalar yapılmıştır.  Proje çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları mahkemesi hukukçuları, diğer ülke Anayasa Mahkemesi uzmanları ve akademisyenlerin katılımı ile ortak toplantılar yapılmış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadları Türkçeye kazandırılmış, Raportörlerimizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde altı aylık dönemler halinde istihdamı gerçekleştirilmiş, bireysel başvuruyu tanıtım toplantıları düzenlenmiştir. Bu noktada katkılarından dolayı Avrupa Konseyi Başkanlığı ile Genel Sekreteri sayın Jagland’a ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sayın Başkanı ve mensuplarına teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

Ayrıca belirtmem gerekir ki, bu yıl sonbahar döneminde Avrupa Konseyi Ankara Temsilciliği ile ortaklaşa başlatacağımız yeni bir projeyi hayata geçirmenin heyecanını yaşıyoruz.  Bu projede özellikle hakim, savcı ve avukatlarımızın, bireysel başvurunun işleyişi ve mahkememiz içtihatları konusunda bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. Yapılacak çalışmalar neticesinde, bireysel başvurunun muhataplarınca daha iyi anlaşılması temin edilerek başvuruların daha hızlı, etkin ve adil biçimde sonuçlandırılması hedeflenmektedir.

Değerli konuklar

Her fırsatta temel hak ve özgürlüklerin evrenselliğini vurgulamak zorunluluğu vardır. Onları derinleştirmek, kökleşmesine katkıda bulunmak, tehditler karşısında savunmak Anayasa Mahkemelerinin temel görevleridir. Bu değerlerin evrenselliği “İnsan Hakları Dünya Konfederasyonu” tarafından “bütün insanların hak ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi uluslararası  toplumun meşru ilgi alanıdır” denilerek belgelendirilmiştir. Korumaya çalıştığımız bu evrensel değerler, tüm insanlığın barış içinde birlikte yaşamasını sağlayacak etki ve öneme sahiptir. Bunu gerçekleştirmek için evrensel kavramları yerelleştirmeden “evrensel bir dilin” oluşmasına yardımcı olmak ve uluslararası  kurum ve kuruluşların oluşturduğu ortak bir vicdanın ürünü olan sözleşme, anlaşma, belge, protokol ve yargı kararlarına bağlı kalmak hayati öneme sahiptir. Anayasal adaleti tesis etmek için evrensel değerleri ayakta tutmak görevimizdir. Böylece hukukun üstünlüğüne ve daha dayanıklı bir dünya barışı kurulmasına çok önemli katkı sunmuş olacağız. Esasen bu değerler bütün insanlığın özü ve ortak paydasıdır.

Eşdeğeri olmayan en üstün değer olarak da tanımlanın temel hak ve özgürlükler bugün önemli ölçüde kin ve nefret kültürünün tehdidi altındadır. Dünya’da giderek artan bu kültürün oluşmasına din, ırk, mezhep, ayrımcılık ve adaletsiz gelir dağılımının kaynaklık ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bunlara dayalı hak ihlalleri dünyanın birincil sorunu olmaya devam etmektedir. Dünyada farklı olanlar ayrışarak kültürler arasında duygusal kopuşların yaşanmasına tanık olmaktayız. Büyük bedeller ödenerek oluşturulan evrensel değerler küçülürken, nefret söylem ve eylemleri büyümektedir. Bu nedenle yaşanan hak ihlalleri en çok Anayasa Mahkemelerini ilgilendirmek zorundadır. Kamu gücünü ve imkanlarını kin ve nefretlerinin aracı olarak kullananları sınırlayacak, tarafsız ve bağımsız bir yargı gücünün gerekliliğine olan inancımı belirtmek isterim.

Anayasa Mahkemeleri, verecekleri mesaj ve kararlarıyla nefret kültürüne karşı sevgi ve hoşgörü eksenindeki bir iklimi yaşatmak zorundadır. Nefret kültürünün esaretine karşı, sevgi ve hoşgörü temeline dayalı demokrasi kültürünün özgürleştirdiğine inanıyoruz. Türkiye Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru yolunun açılmasıyla farklılıkların birarada yaşamasının teminatı olma noktasında önemli bir rol üstlenmiştir. Bu görevi yerine getirirken kullandığımız evrensel değerlere bağlılığımızı güçlü bir iradeyle teyit ediyoruz. Esasen Anayasa Mahkemelerinin meşruiyeti de hak ve özgürlükleri koruma noktasında ortaya koyacağı bu iradeye bağlıdır. Zira, bireylerin hak ve özgürlüklerini her türlü endişe ve korkudan arındırılmış, hukuk güvenliğinin teminatı altındaki bir alanda yaşamaları en doğal haklarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, son yılda bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu kararlarıyla Türk halkının özgürlük alanını genişletirken, haklarının teminatı olma konusunda güçlü bir irade ortaya koymanın onurunu yaşıyor. Verilen kararların toplumsal gerginlikleri azaltan, siyasi kutuplaşmalar sonucu ortaya çıkan sorunların çözümünü kolaylaştıran, sevgi ve barış kültürüne olan katkılarını görmemezlikten gelmek mümkün değildir. Yasama, yürütme ve yargı organları bireysel başvuru yoluyla etkin bir denetime tabi tutulmakta, halkta gelişen hak ve özgürlük bilinci, Anayasa Mahkemesine olan güven duygusuna ciddi ivme kazandırmaktadır.  Uzun yargılama süreci ve uzun tutukluluk şikayetleri başta olmak üzere adil yargılanma, din ve vicdan özgürlüğü, düşünceyi ifade özgürlüğü, mülkiyet hakkı gibi konularda verilen güçlü, ikna edici ve toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul gören Anayasa Mahkemesi kararları kamu vicdanında yargının onurunu yüceltmektedir. Bu olumlu gelişmelerin temel sebebi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin yerel gerçeklerle evrensel standartları örtüştürme konusunda ortaya koyduğu başarıdır. Sınırlayıcı, yasaklayıcı bir anlayış yerine özgürlükçü ve eşitlikçi bir yaklaşımı hayata geçiren mahkememizin bu iradesinin devam edeceğine olan inancımızı belirtmek isterim.

Anayasa Mahkemelerinin temel görevi anayasal adaleti sağlamaktır. Böylece onarıcı, düzeltici ve tedavi edici fonksiyonu ile ülke ve dünya barışına katkı sağlayabilir. Türk Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru örneğinde kısa sürede ortaya koyduğu olumlu sonuçlarının yanında, yaşamakta olduğu yoğun başvuru sorununa bu konferansta etkili çözümler sunulacağına inanıyoruz. Ortaya çıkacak mesajlar ve çözüm önerilerinin etkili denetim amacımıza önemli destek sağlayacağını temenni ediyor, katılımcılara başarılar diliyorum.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. 7 Temmuz 2014

                                               

Haşim KILIÇ
 Türkiye Cumhuriyeti
 Anayasa Mahkemesi Başkanı
T.C. Anayasa Mahkemesi © 2018
Ziyaretçi Sayısı :