Basın Duyurusu No: BB 11/17
06.06.2017

BAŞVURUCUNUN ÖNEMLİ OLUMSUZ SONUÇLARLA KARŞILAŞTIĞINA DAİR YETERLİ DELİL BULUNMADIĞINDAN BAŞVURUNUN AÇIKÇA DAYANAKTAN YOKSUN OLDUĞUNA İLİŞKİN KARARIN BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 1/3/2017 tarihinde Mustafa Tepeli tarafından yapılan bireysel başvuruda (B. No: 2014/5831), Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına yönelik başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu ile birlikte bazı subaylar hakkında bir blog sitesinde, tatbikat süresince yedikleri yemeğin parasının maaşlarından kesilmesine izin vermedikleri ve bu cimri tutumlarının da personel tarafından çok ayıplandığı iddialarını içeren bir yorum yazısı yer almıştır.

Başvurucu, Keşan Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak kendisini hedef alan iftira niteliğindeki yazıyı yazan kişinin tespit edilerek cezalandırılmasını istemiş, Cumhuriyet Savcılığına tatbikat sırasında yediği yemeklerin ücretlerinin maaşından kesildiğini gösterir maaş bordrosunu ibraz etmiştir.

Keşan Cumhuriyet Başsavcılığı, 2013 yılının Aralık ayında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Anılan kararda şüphelilerin açık kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün olmadığı ve şikâyete konu yazının internet sitesinden kaldırıldığı ifade edilmiştir.

Başvurucunun söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yaptığı itiraz, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucu; blogda yer alan gerçeğe aykırı iddialar nedeniyle kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturan, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibarına üçüncü kişilerce saldırı yapıldığını belirterek yargı mercilerince sağlanan korumanın yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi bu iddia kapsamında özetle aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır:

Anayasa Mahkemesinin içtihadına göre başvurucu şeref ve itibarına yönelik müdahale iddiası nedeniyle yalnızca cezalandırma talebinde bulunmuş ve tazminat davası açmamış ise başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmektedir. Buna karşın mevcut başvuruda, Cumhuriyet Savcısı tarafından şüphelinin açık kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün olmadığı belirtildiğinden başvurucunun böyle bir dava açabilmesi mümkün değildir.

Mevcut davada başvurucu, kimliği tespit edilemeyen bir şahsın blogda kendisi hakkındaki duyumları yazmasından şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun Cumhuriyet Savcılığına yaptığı şikâyetten sonra söz konusu yazı blogdan kaldırılmıştır. Yazının yayımlandığı bloğun genel olarak askerî personelin kullandığı ve dar bir çevreye hitap eden paylaşımlar içerdiği anlaşılmaktadır. Kimliği belirli olmayan kişilerce herhangi bir dayanağı olmaksızın yapılan suçlayıcı beyanların hukuksal bir değerinin olmadığı ise açıktır. Nitekim olay tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde albay rütbesi ile görev yapan bir subay olan başvurucu hakkında söz konusu iddialar nedeniyle ne adli soruşturma ne de disiplin soruşturması açılmıştır. Ayrıca başvuruya konu yazının dilinin -suçlayıcı ve ima edici olduğu kabul edilse bile- başvurucunun kişisel yaşamı üzerinde kayda değer bir etki göstermesi de söz konusu değildir. 

Somut olayda Cumhuriyet Savcısı, İnternet üzerinden işlenen suçlara yönelik soruşturmalardaki güçlükleri de gözeterek Anayasa'da korunan temel hak ve özgürlükler bağlamında ciddi endişeler ortaya çıkarabilecek şekilde geniş kapsamda etkiler uyandırmayan ya da toplumsal menfaati etkilemeyen bir şikâyet hakkında soruşturmayı daha fazla sürdürmemiştir. Başvurucunun önemli olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dair yeterli delil bulunmadığı ve şikâyet konusunun önemli bir ilkesel soruna yol açmadığı dikkate alındığında soruşturmanın sürdürülmemesinde Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının devlete yüklediği pozitif yükümlülükler bakımından bireyin menfaatleri ile toplumun menfaatleri arasında açık bir dengesizlik bulunmadığı neticesine ulaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

 

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

T.C. Anayasa Mahkemesi © 2016
Ziyaretçi Sayısı :