ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 1995/2

Karar Sayısı : 1995/12

Karar Günü : 13.6.1995

İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet Partisi (Anavatan Partisi) TBMM Grubu adına Grup Başkanı A. Mesut Yılmaz.

İPTAL DAVASININ KONUSU : 28.12.1994 günlü, mükerrer 22155 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23.12.1994 günlü, 4061 sayılı 1995 Malî Yılı Bütçe Kanunu’nun; 4. maddesinin (b) bendi, 6. maddesinin üçüncü fıkrası, 12. maddesinin (b), (c) ve (d) bentleri, 14., 15., 32., 33., 38., 39., 40., 55., 59., 62., 65., 66. ve 67. maddeleriyle 41. maddesinin son fıkrası, 47. maddesinin (f) bendi, 48. maddesinin (b) ve (d) bentleri, 49. maddesinin (b) bendi. 50. maddesinin (c), (e), (f) ve (g) bentleri, 72. maddesinin (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (i), (j), (k) ve (l) bentleri ile K cetvelinin “I. Ek Ders Ücreti” bölümünün (D) bendinin Anayasa’nın 2., 6., 7., 10., 55., 56., 73., 87., 88., 89., 90., 128., 153., 161. ve 162. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerine ve dâva sonuna kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.

I- İPTAL İSTEMİNİN GEREKÇESİ

2.1.1995 günlü dâva dilekçesinde şöyle denilmektedir:

“28.12.1994 tarih ve Mükerrer 22155 Sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan 23.12.1994 tarih ve 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 14, 15, 32, 33, 38, 39, 40, 55, 59, 62, 65, 66, 67 ve 72. maddeleriyle 4. maddesinin (b), 12. maddesinin (b), (c) ve (d), 41. maddesinin son, 47. maddesinin (f), 48. maddesinin (b) ve (d), 49. maddesinin (b), 50. maddesinin (c), (e), (f) ve (g) fıkraları ile K cetvelinin “I-Ek Ders Ücreti” bölümünün (D) fıkrası Anayasa’nın 2, 6, 7, 10, 55, 56, 73, 87, 88, 89, 90, 128, 153, 161 ve 162. maddelerine aykırı olarak düzenlenmiştir.

A- 4061 Sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununda Anayasa’ya aykırı olarak yer alan maddeler ve düzenledikleri konular:

1- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısının dördüncü maddesinin (b) fıkrasıyla 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununda Bayındırlık ve İskan Bakanlığına verilmiş bulunan yetkinin Maliye Bakanlığına devredilerek Devlet İhale Kanunu kapsamında yer alan, ancak yapım ve hizmet işleri dışında kalan ve ilgili idarelerce tesbit edilmiş birim fiyatları bulunmayan, işler konusunda birim fiyatların asgari ve azami miktar ve oranları ile benzeri standartların tesbitinde Maliye Bakanını yetkili kılmaktadır. Bu düzenleme, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun tadili niteliğinde olup mezkur kanunda öngörülen yetkilerden bir kısmını Maliye Bakanına veya Maliye Bakanlığına devredilmesini öngören yetki devri niteliğini de taşımaktadır.

2- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısının 12. maddesinin (b) fıkrası, resmi taşıtlar ile kiralanan taşıtların servis hizmetlerinde kullanılması halinde personelden belirli bir ücret alınmasını, (c) fıkrası resmi taşıtların şoför veya zatlarına tahsis edilenlerce kullanılmasını, (d) fıkrası da maddenin (b) ve (c) fıkralarına ilişkin usul ve esasların düzenleme yetkisini Maliye Bakanlığına tevdi etmektedir.

1991 Mali Yılı Bütçe Kanununda yer alan ve aynı mahiyette olan bir hükmün; Anayasa Mahkemesince, bu nevi düzenlemelerin 237 sayılı Taşıt Kanunu ile Bakanlar Kuruluna tanınan yetkiler meyanında bulunması, Bütçe kanunu ile getirilen bu hükümlerin Taşıt Kanununun tadili mahiyetini taşıması sebebiyle iptal edilmiştir.

3- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 14. maddesiyle Devlet Memurlarının ve diğer kamu görevlileriyle bunların dul ve yetimlerinin tedavileri esnasında kullanılacak malzemelerinin birim fiyatlarıyla kullanım sürelerinin ve ilgililerince hangi oran ve miktarlarda ödeme yapılacağı gibi hususlarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakim ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı Üniversite Personel Kanunu ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda yer alan hükümlere rağmen Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır. Bütçe Kanununun bu maddesi, yukarda sayılan kanunların konuya ilişkin hükümlerinin tadili niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur.

4- 1995 Mali yılı Bütçe Kanununun 15. maddesi ile memur ve emeklilerin ödemekle yükümlü bulundukları ilaç katılım paylarını % 30’a kadar artırma konusunda Maliye Bakanlığını yetkili kılmaktadır. Oysa bu konular ilgisine göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun ilgili hükümleriyle düzenlenmiştir. Bütçe Kanununun bu maddesiyle (Madde 15) Maliye Bakanlığı Kanun değiştirme veya Meclis adına kural koymakla donatılmaktadır.

5- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 32. maddesinde yapılan düzenleme ile, genel ve katma bütçeli idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin aylık gayri safi hasılatlarının % 10’nun genel bütçeye irad kaydedileceği öngörülmekte ve gerektiğinde bu oranın % 35’e kadar yükseltilmesine Maliye Bakanına yetki verilmektedir.

1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 47. maddesinin (f) fıkrasıyla da 3402 sayılı Kadastro Kanununun 37. maddesine göre oluşturulan döner sermaye gelirlerinin harcama yerleri ve oranları sayılmakta ve bu kuruluşlarda çalışan personele ödenecek istisnai olarak ek ödemeler düzenlenilmektedir.

Bu düzenleme, 3402 sayılı Kanunun döner sermaye kuruluşu ve gelirleriyle ilgili hükümlerini tadil edilmektedir.

Nitekim, 1995 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesi esnasında, Doğru Yol Partisince verilen bir önerge ile 47. maddesinin aynı mahiyetteki (e) fıkrası, Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle metinden çıkarılmıştır.

6- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 33. maddesi Kanun veya Kanun Hükmünde kararnamelerle kurulmuş bulunan ve değişik konu ve alanları kapsayan fonların her türlü gelirlerinin Merkez Bankasında Hazine Müsteşarlığı adına açılacak bir hesapta toplanması öngörülmektedir.

Her fon ayrı bir kanun veya kanun hükmünde kararname ile kurulmuş olup, bu mevzuatında gelirleri, sarf yerleri ve hangi banka veya bankalarda hesap açacakları düzenlenmiştir. Bütçe Kanunu ile getirilmek istenilen bu hükümle muhtelif kanun veya kanun hükmünde kararname ile kurulan fonların kuruluş statüleri değiştirilmektedir. Geçmiş yıllarda da bu yılda bütçe kanunu ile yapılan düzenlemeler Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

7- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 38, 39 ve 40. maddeleri 31.5.1963 tarih ve 244 sayılı kanuna rağmen yabancı ülkeler, uluslararası kuruluşlar, yabancı bankalar ve yabancı ülkelerde yerleşik finans kuruluşlarıyla temas, müzakere ve borçlanma, ikraz vesaire gibi konularda Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanı yetkili kılmaktadır. Bu düzenleme Yap, İşlet, Devret Kanunu ile mezkur 244 sayılı Kanunu tadil niteliğinde olup Bakanlar Kuruluna ait bir yetkiyi sadece bir Bakana ve dolayısıyla bir idareye devretmektedir. Bu düzenleme açıkca bir yetki devri niteliği taşımaktadır.

8- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 41. maddesinin son fıkrasıyla yapılmak istenilen düzenleme ile hazine bonolarının faiz ve bedelleri ile bunlarla ilgili ödemelerin gelir ve kurumlar vergisi hariç olmak üzere her türlü vergi ve resimden muaf olacağı öngörülmektedir. Bu konu, her şeyden önce vergi mevzuatımızı ilgilendiren bir konu olup bütçe uygulamaları ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Vergi kanunlarının tadili niteliğindedir. Diğer taraftan 1991 Mali Yılı Bütçe Kanununda aynı mahiyetteki hüküm Anayasa Mahkemesince Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

9- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 48. maddesinin (b) fıkrasıyla 1615 sayılı Gümrük Kanununun 161, 164 ve 165. maddeleri değiştirilmekle birlikte hiç ilgisi bulunmadığı halde bu kanun gereğince elde edilen gelirlerden sadece Gümrük Müsteşarlığı memurlarına ödeme yapılması gerekirken kapsam genişletilerek Maliye Bakanlığı personeline de ödeme yapılması ve bu ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi, resim ve harcın kesilmeyeceği öngörülmektedir. (d) fıkrasıyla da Hazine ile Dış Ticaret Müsteşarlığı personeline Başbakanlık kuruluş ve görevlerine ilişkin kanunda yer alan esaslar dahilinde fazla çalışma ücreti ödenmesi düzenlenilmektedir.

10- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 49. maddesinin (b) fıkrası, Ordu Hasta Bakıcı ve Ebelerinin erler gibi kazandan iaşe edilmesine devam edilmesini, mümkün olmaz ise yazılı müracaatları üzerine bedelin iaşelerini öngörmektedir. Bu düzenleme konuya ilişkin 2528 sayılı Kanunun tadil eder niteliktedir. Bu konuda daha önce 1991 Mali Yılı Bütçe Kanununda yapılan bir düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

11- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 50. maddesinin (c) fıkrasıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile öğrenci okutmaya ilişkin diğer kanunlarda yer alan burslu öğrenci ve mecburi hizmet yükümlülüğü hakkında muhtelif kanunlar değiştirilmekte, müktesep haklar ihlal edilmektedir. (e) fıkrasıyla iş kanununda yer alan sakat ve eski hükümlülerin istihdamına ilişkin, (f) fıkrasıyla 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun hükümleriyle (g) fıkrasıyla da 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkındaki Kanun hükmünde Kararname değiştirilmektedir. Bu düzenlemelerin bütçe uygulamaları ile alakası bulunmadığı gibi yukarıda zikredilen kanunlarda değişiklik mahiyetindedir.

12- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 55. maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun Geçici 5. maddesi ile (10) yıl çalıştırılması öngörülen geçici personelin çalışma süreleri uzatılmaktadır. Bu husus mezkur kanunda değişiklik niteliğinde olduğu kadar bütçe uygulamalarıyla da bir alakası bulunmamakla Bütçe Kanunu ile değil, mezkur kanunda değişiklik yapılmasını gerektirmektedir.

13- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 59. maddesiyle 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunuyla birlikte diğer ilgili mevzuatının saymanlara tahmil ettiği görev ve yetkilerden bir kısmının, Maliye Bakanlığınca gerekli görülmesi halinde ilgili mevzuatına aykırı olarak müdür yardımcılarına devrini 62. maddesiyle de Bakanların merkezde hangi kademelere kadar yetki devrinde bulunabileceğini tesbite Maliye Bakanının yetkili kılınmasını öngörmektedir. Bu düzenleme açıkca 1050 sayılı Kanunu değiştirdiği gibi kuruluşlara görev ve teşkilat kanunlarında değiştirilmesi niteliğini taşımaktadır.

Keza 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 65. maddesi de aynı mahiyet ve nitelikte bir düzenleme getirmektedir. Bilindiği üzere Bakanlıkların teşkilatlanmaları, il, ilçe, bölge müdürlükleri kurmaları 3046 sayılı Kanunla düzenlenmiş olduğundan ayrıca maddede zikri geçen bazı birimlerin kanunla kurulabileceğinden hem 3046 sayılı Kanunu tadil eder nitelikte ve hem de kanun koyucunun iradesini kısıtlayıcı mahiyet taşımakla yasama yetkisine müdahale niteliği taşımaktadır.

14- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 66. maddesi, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu ile ilgili mevzuatta değişiklik niteliği taşımaktadır.

15- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 67. maddesi,

a) Devlet Memurlarının yurtdışında eğitimlerini düzenleyen 657 sayılı Kanunun 78, 79, 80 ve 218. maddeleri ve buna dayalı olarak Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan yönetmelikleri,

b) Öğretim elemanlarının yetiştirilmesini düzenleyen 2547 sayılı Kanunun 33 ve 35. maddelerini,

c) Öğrencilerin yurtdışında yetiştirilmelerini düzenleyen 1416 sayılı Kanun hükümlerini, askıya almakla birlikte bu mevzuatı değiştirici nitelik taşımaktadır.

16- 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun uygulanmayacak hükümler başlıklı 72. maddesinin (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (i), (j), (k) ve (l) fıkraları, 233 sayılı KHK; 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibi; 2380 sayılı Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi; 24.3.1988 tarih ve 3418 sayılı; 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye; 2886 sayılı Devlet İhale; 832 sayılı Sayıştay; 657 sayılı Devlet Memurları; 3218 sayılı Serbest Bölgeler; 12.6.1936 tarih ve 3054 sayılı; 24.6.1938 tarih ve 3488 sayılı; 1.5.1930 tarih ve 1601 sayılı Kanunla değişik 1379 sayılı; 29.8.1977 tarih ve 2108 sayılı; 1.7.1964 tarih ve 488 sayılı; 9.5.1985 tarih ve 3202 sayılı; 1615 sayılı Gümrük; 3234 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilatı; 3.7.1968 tarih ve 1053 sayılı; 6245 sayılı Harcırah; 8.6.1959 tarih ve 7338 sayılı; 2547 sayılı Yüksek Öğretim; 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunlarını tadil eder nitelikte bulunmaktadır. Bu tür hükümler geçmiş yıllara ait bütçe kanunlarında da yer almış ise de Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

B- 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununda yer alan bazı maddelerin Anayasa kurallarına genel olarak aykırılıkları:

4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun yukarıda (A) bölümünde arzedildiği üzere 4. maddesinin (b) fıkrasıyla 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu; 12. maddesinin (b), (c) ve (d) fıkralarıyla 237 sayılı Taşıt Kanunu; 14 ve 15. maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Sigorta mevzuatı; 32. maddesiyle 47. maddesinin (f) fıkrası ile Döner Sermaye mevzuatı ile 3402 sayılı Kadastro Kanununda; 33. maddesiyle ayrı ayrı Kanun veya Kanun Hükmünde Kararnamelerle kurulmuş bulunan fonların kuruluş mevzuatında; 38, 39 ve 40. maddeleriyle 31.5.1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunda; 41. maddesinin son fıkrasıyla vergi mevzuatında; 48. maddesinin (b) ve (d) fıkralarıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile vergi mevzuatı ve 1615 sayılı Gümrük Kanununda; 49. maddesiyle 2528 sayılı Er kazanından iaşe edileceklere ilişkin Kanun; 50. maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile burslu öğrenci okutmaya ilişkin mevcut mer’i kanunlar yanında 647 sayılı Cezaların İnfazı, 1475 sayılı İş Kanunu ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinde; 55. maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda; 59, 62 ve 65. maddeleriyle 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ile kuruluşların teşkilat ve görev kanunlarında; 66. maddesiyle 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununda; 67. maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ve 1416 sayılı Ecnebi memleketlere gönderilecek talebeler hakkındaki Kanunda; 72. maddesiyle de yine yukarıda (A) bölümünün 16 fıkrasında beyan edilen 22 ayrı kanunda değişiklik mahiyetinde düzenlemeler öngörülmektedir. K cetvelinin “I-Ek Ders Ücreti” bölümünün (D) fıkrası da 657 sayılı Kanunun değişik 176. maddesini askıya almaktadır.

Bu düzenlemelerle bir çok kanunun muhtelif hükümleri ya askıya alınmakta, ya da zımnen ilga edilmekte veya belirli makam ve mercilere bırakılmış olan yetkiler Maliye Bakanlığında veya Maliye Bakanında toplanmak suretiyle yetki devri yapılmaktadır. Bu düzenlemeler bütünüyle Anayasanın 2, 6, 7, 10, 55, 56, 73, 87, 88, 89, 128, 153, 161 ve 162. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Zira;

1- Anayasanın ikinci maddesi Türkiye Cumhuriyetinin “... bir hukuk Devleti” olduğunu vurgularken 6. maddesi Egemenliğin, Anayasanın koyduğu kurallar içerisinde yetkili organlar eliyle kullanılacağını, bunun hiç bir surette hiç bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağını ve hiç bir kimse veya organın da kaynağını Anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamayacağını öngörürken 7. maddesi de yasama yetkisinin devredilemeyeceğini öngörmektedir. Oysa 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun yukarıda sayılan bir çok maddesi yine Anayasanın 88 ve 89. maddeleri uyarınca müzakere edilerek değiştirilmesi zaruri ve Anayasa gereği olan bir çok kanunu değiştirmekte ve yetki devirlerini kapsamaktadır. Anayasanın 6, 7 ve 87. maddeleri muvacehesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olan bir çok yetkiyi Maliye Bakanlığına veya Maliye Bakanına tanımaktadır.

2- Anayasanın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesi hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını, Devlet organlarının ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmelerini zorunlu görürken 55. maddesi ücretin emeğin karşılığı olduğunu ve Devletinde, çalışanların adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alacağını düzenlemektedir. Yine Anayasanın 128. maddesi memurların aylık, ödenek ve her türlü özlük haklarının kanunla düzenleneceğini, 73. maddesi herkesin gücü ve geliri oranında vergi mükellefi bulunduğunu ve bunun kanunla düzenleneceğini hükme bağlamışken bir kısım memurlara yukarıda arzedilen Anayasa hükümlerine rağmen diğer memurların istifade etmediği bir biçimde ve vergiden de muaf olarak fazla çalışma ücreti ödenmesi yanında ilgili kanunlarında bulunmadığı halde döner sermaye gelirinden pay ayrılması eşitlik, vergi adaleti ve adil ve eşit ücret anlayışıyla bağdaştırılamaz. Keza çalışanların veya emeklilerin ilaç katılım paylarının artırılması hususunda da bütçe kanunu ile yeni düzenlemeler yapılmasını ve bazı konularda Maliye Bakanlığının yetkili kılınmasını Anayasanın 56. maddesi yanında 2, 6, 7, 87, 88 ve 89. maddeleriyle de bağdaştırmak mümkün değildir.

3- Bilindiği üzere Anayasanın 2, 6 ve 7. maddeleri uyarınca kanun yapma yetki ve görevi yine Anayasanın 87. maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisine tevdi edilmiştir. Anayasanın 88 ve 89. maddeleri de kanunların teklif ve görüşme usul ve esaslarıyla yayımlanmasını düzenlemiş, 162. maddeside kanunlardan ayrı olarak bütçe kanunlarının görüşme usul ve esaslarını öngörmüştür. Bu iki ayrı düzenleme de göstermektedir ki kanunlarla, bütçe kanunlarının görüşme usul ve esasları birbirinden farklıdır. Bir başka farklılıkta Cumhurbaşkanına tanınan veto konusudur. Bilindiği üzere Anayasanın 88, 89. maddelerine göre yapılan kanunlarda Cumhurbaşkanının veto yetkisi vardır. Oysa 162. madde çerçevesinde görüşülen bütçe kanunlarında böyle bir yetki de yoktur. Anayasanın 88 ve 89. maddeleri uyarınca görüşülerek yürürlüğe konulan bir kanun hükümlerinin, yine Anayasanın 162. maddesindeki usul ve esaslarla askıya alınması, kaldırılması veya değiştirilmesi mümkün değildir. Çeşitli kanunlarda yer alan hükümleri tadil edecek nitelikteki düzenlemeleri bütçe kanunlarıyla getirmek yukarıda söz konusu edilen Anayasa hükümleri dışında Anayasanın 153 ve 161. maddelerine de aykırıdır. Zira geçmiş yıllarda, bütçe kanunlarına konulan benzeri hükümler Anayasaya aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. İdarelerin bu iptal kararlarına uymak mecburiyeti vardır. Kaldı ki Anayasanın 161. maddesindeki bütçe kanunlarına bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamayacağı” yolundaki bu hükmünü mali nitelikte kurallar anlamında yorumlayarak başka kanunların öngördüğü kuralları kaldıran, tadil eden veya askıya alan veya mevzuatının başka makam ve mercilere tanıdığı yetkileri Maliye Bakanına veya Maliye Bakanlığına devreden nitelikte anlamak mümkün değildir. Anayasanın bu hükmünü bütçe kanunlarının uygulamasını açıklayıcı nitelikteki hükümler olarak algılamak zorunluluğu vardır. Diğer taraftan Anayasanın 153. maddesi gereğince de idarenin ve bütün makamların Anayasa Mahkemesi kararlarına uymaları mecburidir.

4- Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının geçmiş yıllardan beri gerek burs vermek suretiyle ve gerekse özel kanunlarındaki hükümler uyarınca açtıkları mesleki okullarda yatılı olarak okutulan öğrenciler bulunmaktadır. Bu hükümler gereğince 1994-1995 öğretim yılında da yeni öğrenciler alınmıştır. Burslu veya kendi özel okullarında okutulan öğrenciler ilgili kuruluşların belirli ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan Devlet bu öğrencilere angaje olmuş durumdadır. Bu konunun tasarıda yer aldığı şekilde düzenlenmesi Devlet ciddiyetiyle ve hukuk Devleti anlayışıyla bağdaştırılamaz. Bu tutum hizmet akışını menfi yönde etkileyeceği gibi toplumsal problemlerinde doğmasına sebebiyet verecektir. Bu sebeplerle de 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 50. maddesinin (c) fıkrasında yer alan hükmü, 1994-1995 öğretim yılında ve daha önceki öğretim yıllarında burs verilen ve özel kanunlarına göre kurulmuş bulunan okullara alınmış bulunan öğrencilerin müktesep haklarını zedeleyerek hukuk Devleti anlayışıyla, yine Anayasamızın ikinci maddesinde ifadesini bulan sosyal devlet ilkesiyle bağdaştırmak mümkün değildir.

Diğer taraftan Anayasanın 123. maddesi esasları dahilinde idare kanunla kurulur. Bakanlıkların kuruluş esasları da yine kaynağını Anayasanın 113. maddesiyle 123. maddesinden alan 3046 sayılı bakanlık ve idarelerin kuruluş ve görev esaslarını belirleyen kanunla, bu kanun ve mezkur Anayasa hükümleri muvacehesinde yürürlüğe konulan Kamu Kuruluşlarının teşkilat ve görev kanunlarında, kuruluşların teşkilatlanma esasları, il, ilçe ve bölge kuruluşlarının nasıl teşekkül ettirileceği ve ayrıca bu kanunlarda kimlerin kimlere hangi hal ve şartlarda yetki devrinde bulunacağı açık olarak düzenlenilmiştir. Maliye Bakanlığına veya Maliye Bakanına bu kanunlarla tanınan bir yetki yoktur. Maliye Bakanlığı bir başka kuruluşun içerisinde yetki devrine müdahalede bulunamaz. Bütçe kanununa bu yönde bir hüküm konulamaz. Yasama organına ait yetkileri sınırlayıcı nitelikte hükümler keza bütçe kanunlarında yer alamaz. 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 59, 62 ve 65. maddelerindeki bu yoldaki düzenlemelerin Anayasaya aykırı olduğu düşünülmektedir.

Bütün bu sebeplerle 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununda yer alan hükümlere bakıldığında, 4. maddesinin (b) fıkrasında; 12. maddesinin (b), (c) ve (d) fıkralarında; 14., 15., 32., 33., 38., 39., 40. maddelerinde; 41. maddesinin son fıkrasında; 47. maddesinin (f) fıkrasında; 48. maddesinin (b) ve (d) fıkralarında; 49. maddesinin (b) fıkrasında; 50. maddesinin (c), (e), (f) ve (g) fıkralarında; 55., 59., 62., 65., 66., 67. ve 72. maddeleriyle (K) cetvelinin “I-Ek Ders Ücreti” bölümünün (D) fıkrasında yer alan hükümlerin Anayasanın 2., 6., 7., 10., 55., 56., 73., 87., 88., 89., 90., 128., 153., 161. ve 162. maddelerinde yer alan ilke ve esaslara aykırı olduğu gerekçesiyle iptali gerektiği düşünülmektedir.

C- 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanunu ile düzenlenen muhtelif maddelerinin Anayasanın maddeleri itibariyle Anayasaya aykırılıkları:

4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 14, 15, 32, 33, 38, 39, 40, 55, 59, 62, 65, 66, 67 ve 72. maddeleriyle 4. maddesinin (b); 12. maddesinin (b), (c) ve (d); 41. maddesinin son; 47. maddesinin (f); 48. maddesinin (b) ve (d); 49. maddesinin (b) ve 50. maddesinin (c), (e), (f) ve (g) fıkralarıyla (K) cetvelinin I-Ek Ders Ücreti Bölümünün (D) fıkrası Anayasanın 2, 6, 7, 10, 55, 56, 73, 87, 88, 89, 90, 128, 153, 161 ve 162. maddelerine aykırılığı:

1- Anayasanın 2, 6, 7, 87, 88 ve 89. maddelerine ayrılık:

Anayasamızın 2, 6, 7. maddelerinde ifadesini bulan Türkiye Cumhuriyetinin “... sosyal bir hukuk devleti”, 6. maddesindeki egemenlik hakkının ve yetkisinin Anayasanın koyduğu kurallar içerisinde yine Anayasanın yetkili kıldığı organları eliyle kullanılır hükmü yanında yasama yetkisinin devredilemeyeceğini öngören 7. maddesiyle 87. maddesi kanun koyma, kaldırma veya değiştirme yetkisini yine 88 ve 89. maddelerinde öngördüğü usul ve esaslar dahilinde Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiştir. Anayasanın bu kuralları içerisinde yürürlüğe konulmuş bulunan ve her biri ayrı bir hizmet alanını düzenleyen bir çok kanunun muhtelif madde veya hükümlerini Anayasanın yukarıda zikredilen maddelerinde öngörülen esas ve usullere uyulmaksızın ve Cumhurbaşkanının da veto yetkisini aşacak bir tarzda bütçe kanunu ile düzenlemek suretiyle bir çok kanunun bir çok maddesini tadil eden veya askıya alan bir yol izlemek, 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun iptal davasına konu edilen ve yukarıdaki bölümlerde sayılan madde ve fıkralarının tamamının Anayasanın 2, 6, 7, 87, 88, 89, 153, 161 ve 162. maddelerine aykırı olduğu kuşkusuzdur.

Zira Anayasanın 153. maddesi Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu ve bütün organları, yasama, yargı organlarıyla idare makamlarını Anayasa Mahkemesi kararlarına uymakla yükümlü kıldığı halde ve geçmiş yıllarda bütçe kanunlarına Anayasanın 161. maddesinde yer alan “bütçe kanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamaz” şeklindeki amir hükmü muvacehesinde Anayasanın bu hükmüne aykırı olarak bütçe kanunları ile yapılan düzenlemelerin Anayasa Mahkemesince defaatle iptal edilmiş olduğu gözönünde bulundurulursa 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununda yer alan ve yukarıdaki bölümlerde arzedilen hükümlerin Anayasanın bu hükümlerine de aykırı bulunduğu açık olup iptali gerektiği düşünülmektedir.

2- Anayasanın 10, 55, 56, 73 ve 128. maddelerine aykırılık :

4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 14, 15. maddeleriyle 41. maddesinin son fıkrası, 47. maddesinin (f) fıkrası ile 48. maddesinin (b) ve (d) fıkraları ile (K) cetvelinin I-Ek Ders Ücreti bölümünün (D) fıkrası Anayasanın yukarıda sayılan maddeleri yanında 10, 55, 56, 73 ve 128. maddelerine de aykırıdır. Zira Anayasanın 10. maddesi hiç bir kişiye veya zümreye ayrıcalık tanınamayacağını, 55. maddesi ücrette adaleti, 56. maddesi sosyal devlet anlayışı içinde herkesin sağlığının devletçe korunacağı, 73. maddesi herkesin gücü oranında vergi mükellefi olacağı ve bu mükellefiyetin kanunla düzenleneceğini, 128. maddesi de devlet memurlarının hak ve yükümlülükleriyle aylık ve diğer özlük haklarının kanunla düzenlenmesini öngördüğü halde 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun bu bölümde sayılan maddeleriyle bir kısım gelirlerden vergi alınmayacağı öngörülerek vergi mevzuatı, eşitlik ilkesini de zedeleyecek tarzda değiştirilmektedir. Bazı kuruluşların personeline Devlet Memurları Kanununda öngörüldüğünün aksine ayrıcalıklı bir biçimde fazla çalışma ücreti ödemesini veya Gümrük Kanunu hükümlerine göre elde edilen gelirlerden, hakkı da olmadığı ve bu alanda bir görev ve sorumluluğu da bulunmadığı halde yine ayrıcalıklı olarak ödeme yapılmasını öngörmektedir. Bu düzenlemeler Anayasanın yukarıda sayılan maddelerine aykırı olup iptali gerektiği düşünülmektedir.

Diğer taraftan Devlet Memurlarının tedavilerinde uygulanacak usul ve esaslar dava dilekçemizin (A) ve (B) bölümlerinde arzedildiği üzere ilgili mevzuatında sosyal devlet anlayışı içerisinde düzenlenmiştir. Bu defa bütçe kanununun 14. ve 15. maddeleriyle asli kanunlarındaki hükümler askıya alınarak bu konularda Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır. Bu düzenlemeyi Anayasanın 56. maddesiyle birlikte 128. ve (C) bölümünde zikrettiğimiz diğer Anayasa kurallarıyla bağdaştırmak mümkün görülmemektedir.

Dolayısıyla 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun bu maddelerinin Anayasanın yukarıda sayılan maddeleri yanında bu bölümde beyan edilen maddelerine de aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşünülmektedir.

3- Anayasanın 90. maddesine aykırılık:

1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 38, 39 ve 40. maddeleri uluslararası kuruluşlarla, yabancı ülkelerle anlaşmaları düzenlemektedir. Oysa uluslararası anlaşmaların nasıl yapılacağı Anayasanın 90. maddesiyle ve bu maddeye uygun olarak düzenlenmiş bulunan 31.5.1963 tarih ve 244 sayılı kanunla düzenlenmiştir. Dolayısıyla bütçe kanununun bu üç maddesinin Anayasanın yukarıda arzedilen diğer hükümleri yanında 90. maddesine de aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşünülmektedir. Zira Anayasanın 90. maddesinin hükümete dahi tanımadığı yetkiler mezkur maddeler yerine göre sadece bir bakana veya bir bürokrata tanınmaktadır. Bu düzenleme Anayasa kurallarını aşmak suretiyle aykırılık teşkil etmektedir.

4- Anayasanın 153. maddesine aykırılık :

Bilindiği üzere Anayasanın 153. maddesi Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yargı ve yürütme organlarıyla idare makamlarını bağlayacağını amir bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin, gerek Anayasanın bu maddesi ve gerekse 161 ve 162. maddelerinde yer alan kuralları muvacehesinde bütçe kanunlarına konulan ve fakat bütçe ile ilgili bulunmayan hükümlerini bir çok defa iptal etmiş olması karşısında idarenin ve yasamanın bu kararlara uymadığı görülmektedir. Böylece de Anayasanın 153. maddesindeki kural askıya alınmış olmaktadır. Bu sebeple 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun dava konusu edilen madde ve fıkraları Anayasanın yukarı bentlerde arzedilen hükümleri yanında 153. maddesine de aykırılığı kuşkusuz olup iptali gerektiği düşünülmektedir.

5- Anayasanın 161 ve 162. maddelerine aykırılık :

Anayasanın 161 maddesi “Bütçe Kanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamayacağını” amir bulunmaktadır. Bütçe ile ilgili hükümler deyimi mali nitelikte kurallar anlamında olmayıp doğrudan doğruya bütçenin uygulamasını kolaylaştırıcı ve açıklayıcı nitelikte hükümler olarak alınmaktadır. Bu husus Anayasa Mahkemesinin bir çok iptal kararlarında da zikredilmektedir. Başka, başka kanunların konusu olan düzenlemelerin bütçe kanunlarına konulamayacağı, gerekli görülüyorsa ilgili mevzuatında ihtiyaç duyulan düzenlemelerin usulüne göre çıkarılacak kanunlarla yapılması gerektiği yolunda müesses kararları vardır.

Diğer taraftan Anayasanın 162. maddesi Bütçe Kanununun görüşülmesini diğer kanunlardan ayrı olarak düzenlemiş ve keza Cumhurbaşkanına diğer kanunlarda olduğu gibi veto hakkı tanımamıştır. Yani Bütçe Kanunu dışında kalan kanunların denetim yollarının bir kısmı bütçe kanunları için geçerli değildir. Cumhurbaşkanının veto yetkisine tabi olan bir kanunun veya bir maddesinin bütçe kanunlarıyla değiştirilmesi bu denetiminden kaçmayı oluşturur ve Anayasanın 88 ve 89. maddesinde yer alan kurallarına aykırılık oluşturur.

Dolayısıyla 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununda yer alan ve iptali için başvurduğumuz maddeleri yukarıdaki bölümlerde arzedilen Anayasa kuralları yanında 161 ve 162. maddelere de aykırılık teşkil etmekte ve iptal edilmesi gerektiği kanaatını taşımaktayız.

SONUÇ VE İSTEM : 28.12.1994 tarihli ve Mükerrer 22155 sayılı Resmî Gazete ile yayımlanmış bulunan 23.12.1994 tarihli ve 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununda yer alan ve Anayasanın 2, 6, 7, 10, 55, 56, 73, 87, 88, 89, 90, 128, 153, 161 ve 162. maddelerine aykırı olduğu, geçmiş yıllar bütçelerinde de yer almaları dolayısıyla yüksek mahkemenizce de müteaddit defalar iptal edilmiş olmaları sebebiyle kuşkusuz olan 14, 15, 32, 33, 38, 39, 40, 55, 59, 62, 65, 66, 67 ve 72. maddeleriyle 4. maddesinin (b); 12. maddesinin (b), (c) ve (d); 41. maddesinin son; 47. maddesinin (f); 48. maddesinin (b) ve (d); 49. maddesinin (b) ve 50. maddesinin (c), (e), (f) ve (g) fıkralarıyla (K) cetvelinin “I-Ek Ders Ücreti” bölümünün (D) fıkrasında yer alan hükümlerinin;

1- 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun mezkur maddelerinin; düzenledikleri konu ve alanlarla ilgili olarak mer’i mevzuatımızda gerekli ve yeterli hükümlerin bulunması sebebiyle iptal edilmeleri halinde hukuki bir boşluk doğmayacağı gibi kanun koyucunun gerçek iradesiyle tedvin edilmiş asli kanun hükümlerine dönülmüş olacağından yürütmelerinin durdurulması,

2- İptal gerekçelerimiz bölümünde açıklanan sebeplerle 23.12.1994 tarihli ve 4061 sayılı 1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 14, 15, 32, 33, 38, 39, 40, 55, 59, 62, 65, 66, 67 ve 72. maddeleriyle 4. maddesinin (b); 12. maddesinin (b), (c) ve (d); 41. maddesinin son; 47. maddesinin (f); 48. maddesinin (b) ve (d); 49. maddesinin (b); 50. maddesinin (c), (e), (f) ve (g) fıkralarıyla (K) cetvelinin “I-Ek Ders Ücreti” bölümünün (D) fıkrasında yer alan düzenlemelerin Anayasanın 2, 6, 7, 10, 55, 56, 73, 87, 88, 89, 90, 128, 153, 161 ve 162. maddelerine aykırı bulunmaları sebebiyle iptali,

talebinden ibaret olup Anamuhalefet Partisi (Anavatan Partisi) Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu adına bu istikamette karar verilmesini arz ve talep ederiz.”

20.1.1995 günlü, ek dava dilekçesinde de şöyle denilmektedir:

“2.1.1995 tarih ve 23/95/427 sayılı iptal başvurumuzda yer alan gerekçeler de de izah edildiği gibi kanun yapma yetkisi T.B.M.M.nin’dir. Anayasanın 88 ve 89. maddeleri kanunların teklif edilme ve görüşme usul ve esasları ile yayımlanmasına ilişkin hususları düzenlemiştir. 162. maddesi ise kanunlardan ayrı olarak Bütçe Kanunlarının görüşme usul ve esaslarını öngörmüştür.

Bu iki ayrı düzenleme de göstermektedir ki kanunlarla, bütçe kanunlarının görüşme usul ve esasları birbirlerinden farklıdır. Bir başka farklılık ise, Cumhurbaşkanına tanınan veto yetkisi konusundadır. Anayasanın 88, 89. maddelerine göre yapılan kanunlarda Cumhurbaşkanına tanınan veto yetkisi, 162. madde çerçevesinde görüşülen Bütçe Kanunları için söz konusu değildir. Ayrıca değişik kanunlarda yer alan hükümleri tadil edecek mahiyetteki düzenlemelerin bütçe kanunları ile yapılması Anayasanın 161. maddesindeki “Bütçe Kanununun bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamaz” hükmüne de aykırıdır.

Anayasanın 153. maddesi ise Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesini emretmektedir. Geçmiş yıllarda yapılan benzeri düzenlemelerin yüce mahkeme tarafından iptal edilmiş olmaları karşısında idarenin bu iptal kararlarına uyma zorunluluğu mevcuttur.

28 Aralık 1994 tarih ve 4061 sayılı “1995 Mali Yılı Bütçe Kanunu”nun 6. maddesine Plan ve Bütçe Komisyonunda eklenen bir fıkra ile “Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilgili mevzuatı gereğince genel bütçe gelirlerinden her ne ad ile olursa olsun aktarılan paraların, veriliş amacına uygun olarak harcanıp harcanmadığını incelemeye, amacına uygun harcama yapmadığı tesbit edilen kuruluşa aktarılacak tutarları gerektiğinde kesmeye ve durdurmaya Maliye Bakanı yetkilidir” hükmü getirilmiştir.

Anılan fıkrada adı söylenilmemekle birlikte kastedilen “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları “Türkiye Barolar Birliği” ve “Barolar”dır; Çünkü Maliye Bakanlığından kendilerine para aktarılan başkaca kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu bulunmamaktadır. Bilindiği üzere CMUK’nun 146. maddesi uyarınca Baro tarafından tayin edilen müdafilere ödenecek ücretler için Maliye Bakanlığınca Türkiye Barolar Birliği hesabına para aktarılması zorunludur.

Anayasanın 135. maddesinin 5. fıkrasına göre “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kanunda gösterildiği şekilde devletin idari ve mali denetimine tabidir.”

Türkiye Barolar Birliği ve Baroların devlet adına idari ve mali denetimi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun Ek 4. maddesine göre Adalet Bakanlığı Adalet Müfettişlerince yapılmaktadır. Anayasanın 135. maddesinde mali denetim için aranılan kanun koşulu, böylece 1136 sayılı özel nitelikteki Avukatlık Yasası ile gerçekleştirilmiştir. Bütçe Kanunu ile mali konuda, ayrıca ve mükerreren Maliye Bakanlığının mali inceleme ve denetim yetkisi kullanılması Anayasaya aykırıdır. Eğer herhangi bir değişiklik yapılması düşünülüyor ise bunun Bütçe Kanunu ile değil, ilgili kanunda yapılacak bir tadilat ile düzenlenmesi uygun olacaktır.

SONUÇ: Yukarıda izah edilen gerekçelerle 28.12.1994 tarih ve 4061 sayılı “1995 Mali Yılı Bütçe Kanunu”nun 6. maddesinin 3. fıkrasının Anayasanın 88, 89, 153, 161, 162. maddelerine aykırı olduğundan iptali talebine ilişkin ek müracaatımızın kabulü ve bu doğrultuda karar verilmesini Anamuhalefet Partisi Grubu adına arz ederim.”

II- İPTALİ İSTENEN YASA KURALLARI

A- 1995 yılı Bütçe Yasası’nın iptali istenilen kuralları şunlardır :

1- “MADDE 4.- ......

b) 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında yer alan ancak yapım ve hizmet işleri dışında kalan ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak ilgili idarelerce tespit edilmiş birim fiyatları bulunmayan işler konusunda birim fiyatlar, azami miktar ve oranlar ve benzeri standartlar tespit etmeye veya 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 64 üncü maddesi ile ilgili uygulamalarda benzeri miktar ve oranları tatbik etmeye Maliye Bakanı yetkilidir.”

2- “MADDE 6.- .....

.......

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilgili mevzuatı gereğince genel bütçe gelirlerinden her ne ad ile olursa olsun aktarılan paraların, veriliş amacına uygun olarak harcanıp harcanmadığını incelemeye, amacına uygun harcama yapmadığı tespit edilen kuruluşa aktarılacak tutarları gerektiğinde kesmeye ve durdurmaya Maliye Bakanı yetkilidir.”

3- “MADDE 12.- ......

b) Resmi taşıtların veya taahhüt yoluyla kiralanan taşıtların kamu görevlilerinin zamanında işbaşında olmalarını teminen servis hizmetlerinde kullanılması halinde; yararlanmak isteyen devlet memurları ile diğer kamu görevlilerinden servis ücreti alınır. 1995 yılında alınacak aylık ücret servis hizmetinin verildiği il veya ilçe için belediyece tespit edilen yirmi adet bilet bedelinin yarısı kadardır.

c) 237 sayılı Taşıt Kanununa tabi idarelerce mevcut taşıtların kadrolu şoför veya görevli personelce kullanılması esastır. Ancak, emir ve zatlarına veya makam hizmetlerine taşıt tahsis edilen kamu görevlileri ile toplantı, keşif, sağlık hizmetleri, tahsilat - tebligat işleri, arazide yürütülen hizmetler ve benzeri görevleri yerine getirecek kamu görevlileri, görevli bulunulan il veya ilçe sınırları dahilinde resmi taşıtları bizzat kullanabilirler.

Yukarıdaki hizmetlerle ilgili olarak, gerektiğinde görevli bulunulan il veya ilçe sınırları dahilinde binek tipi ticari taşıtlardan da yararlanılabilir.

d) Resmi taşıtların kamu görevlilerince kullanılması ve ticari taşıtlardan yararlanılması hususları ile ilgili olarak hizmet konularını, görevlendirilecek personeli, taşıtların devir ve tesliminde ve ticari taşıtların ücretlerinin ödenmesinde kullanılacak belgeleri tespite, sınırlamalar koymaya, servis araçlarından yararlanan personelden tahsil edilecek bedellere ilişkin düzenlemeleri yapmaya ve diğer esas ve usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

4- “MADDE 14.- Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile bunların emekli, dul ve yetimlerinin (Bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri dahil) tedavileri esnasında kullanılan protez, ortez, tedavi cihaz ve malzemeleri ile sarf malzemelerinin birim fiyatlarını, kullanım süreleri ve ilgililere hangi oran ve miktarlarda ödemenin yapılacağını; diğer sağlık kurum ve kuruluşlarında zorunlu hallere münhasır olmak üzere yapılacak tedavilere ait ücretlerin ödeme oranı, miktarı ve esaslarını tespite Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

5- “MADDE 15.- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 209, 211 sayılı İç Hizmet Kanununun 66 ve 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun geçici 139 uncu maddelerinde ilaç katılım payı olarak öngörülen oranları (Kalp ve damar, kanser, tüberküloz, kronik böbrek, akıl hastalıkları ve benzeri uzun süreli hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar ile yatarak tedavide hastanede kullanılan ilaçlar hariç) % 30’a kadar artırmaya; bu oranları ilaçların farmakolojik etkileri itibariyle farklılaştırarak tespit etmeye; ilaçta farmasotik şekil ve doz itibariyle gerekli sınırlamaları koymaya Sağlık Bakanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

6- “MADDE 32.- Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere bağlı döner sermayeli işletmelerin (iş yurtları ve benzeri kuruluşlar dahil) aylık gayrisafi hasılatının % 10’u genel bütçeye irat kaydedilir. Bütçeye gelir kaydedilecek oranı döner sermayeler veya işletmeleri itibariyle % 35’ine kadar yükseltmeye, geçmiş ve cari yıl kârlarını Hazineye yatırtmaya Maliye Bakanı yetkilidir.

Döner sermayeli işletmelerin aylık gayrisafi hasılatı üzerinden genel bütçeye aktarılacak miktarların ve yıl sonu kârlarının toplanmasına, kaydına, raporlanmasına, bildirim ve ödeme sürelerinin tespitine ilişkin hususlar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Yıl sonu kârları ve aylık gayri safi hasılatları üzerinden genel bütçeye aktarılacak miktarlar zamanında yatırılmadığı takdirde, 6183 sayılı Kanundaki usullere göre yıllık % 12 zamlı olarak tahsil edilir. Ancak hesaplanan zam, döner sermayelerin ita amiri ve saymanlarından yarı yarıya alınır. Maliye Bakanlığınca verilmiş ek süreler için zam uygulanmaz.

Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere bağlı döner sermayeli işletmelerden gerekli görülenlerin kapatılmasına ve bunların mevcutları, hakları, alacakları ve borçlarının tasfiyesi ile ilgili usul ve esasları belirlemeye ve bu konuda doğacak tereddütleri gidermeye Maliye Bakanı yetkilidir.

Genel ve Katma Bütçeli daire ve idarelere bağlı hastanelerin döner sermaye işletmelerinin gayri safi hasılatından genel bütçeye aktarılacak miktarın tesbitinde % 9 oranı esas alınır. Bu şekilde hesaplanan tutarın % 30’u gayri safi hasılatın tahakkukunda, % 70’i ise tahsilinde ödenir.”

7- “MADDE 33.- 1. Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Bakanlar Kurulu Kararı, yönetmelik ve diğer mevzuatla kurulmuş fonların her türlü gelirleri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı adına açılan müşterek fon hesabına yatırılır. Müşterek fon hesabına yatırılan fon gelirlerinden fonların mevzuatında öngörülen fonlararası pay ve kesintiler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılır.

Yapılan kesintilerden sonra kalan tutarlardan bütçe kapsamına alınan fonlara ilişkin olanları Genel Bütçenin (B) işaretli cetveline gelir yazılır. Ancak, bu fonların gelirleri arasında yer alan kredi anapara geri dönüşleri, kredi faizleri, borçlanma ve satış hasılatı bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmeden doğrudan müşterek fon hesabından ilgili fonun gider hesabına aktarılır.

Başbakanlık onayı çerçevesinde fonların gider hesaplarından yapılacak aktarmalar, kendisine aktarma yapılan fonun gelir hesabı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki müşterek fon hesabına, buradan da tamamı gider hesabına aktarılır.

2. Özelleştirme fonu hariç olmak üzere bütçe kapsamı dışındaki fonların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesapta toplanan gelirlerinin ne kadarlık bölümünün bütçeye gelir yazılacağını tespit etmeye ve mevcut oranları değiştirmeye Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının teklifi üzerine Başbakan yetkilidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, bütçeye gelir yazılacak kısım hesaplandıktan sonra kalanı ilgili fonun gider hesabına aktarılır.

3. Bütçe kapsamına alınan fonlar tarafından yürütülmesi gereken hizmetlere ilişkin giderler, bağlı oldukları kuruluşun bütçesindeki “77 - Fonlara Ait Hizmetler” alt programında yer alan “900 - Transferler” harcama kalemindeki ödenekten fonların gider hesaplarına intikal ettirilecek kaynaklardan karşılanır.

4. a) Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın teklifi ve Başbakanın onayı üzerine, kuruluş bütçelerindeki fon ödeneklerini diğer kuruluş bütçelerinin fonlara ilişkin tertiplerine,

b) İlgili Bakanın teklifi üzerine fonlar eliyle yürütülmek amacıyla kuruluş bütçesinin diğer tertiplerinde yer alan ödenekleri “77 - Fonlara Ait Hizmetler” alt programına,

c) İlgili Bakanın teklifi üzerine, aynı kuruluş bütçesindeki fon ödeneklerini diğer fon tertiplerine,

Aktarmaya Maliye Bakanı yetkilidir.

5. a) Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın onayı üzerine, tahmin fazlasını aşan fon gelirlerini “77 Fonlara Ait Hizmetler” alt programındaki mevcut harcama kalemine ödenek kaydetmeye,

b) Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın teklifi ve Başbakanın onayı üzerine, fonların gelirlerindeki gelişmeler de göz önünde bulundurularak “77 - Fonlara Ait Hizmetler” alt programındaki ödenekleri % 25 oranına kadar artırmaya,

c) Fonların borçlanma yoluyla elde ettikleri kaynakları gerektiğinde bir yandan bütçenin (B) işaretli cetveline gelir, karşılığında (A) işaretli cetveline ödenek kaydetmeye,

d) Fonlar tarafından hizmetin başka bir kuruluşa gördürülmesi halinde hizmetin karşılığı olan miktarları doğrudan bu kuruluş bütçesine gelir ve ödenek kaydetmeye,

Maliye Bakanı yetkilidir.

6. Fonlar, bütçelerinde öngörülen harcamalarını kendi usul ve mevzuatları çerçevesinde yaparlar.

Bununla birlikte, ödeneklerin kullanılması ile fon gelirlerinin tahsiline ve fonların özellikleri de dikkate alınarak gerekli görülecek olanların harcamalarına ilişkin olarak kendi mevzuatında yer alan hükümler yerine uygulanmak üzere gerektiğinde yeni esas ve usuller tespit etmeye Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanı yetkilidir.

7. Kanun ve Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuş olan fonlar hariç Bakanlar Kurulu Kararı, yönetmelik ve diğer mevzuatla kurulmuş olan fonlardan aynı hizmeti görenleri birleştirmek veya hizmet amacına yetecek kaynak yaratamayanlar ile kaynak yaratmakla birlikte hizmet alanı daralmış olanları tasfiye etmek üzere ilgili Bakanın görüşü alınarak gerekli işlemleri yapmaya Maliye Bakanı ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

Böylece ortaya çıkacak hak ve yükümlülükler fonların birleştirilmesi halinde yeni fona, fon tasfiye edilmişse Hazineye geçmiş sayılır.

8. Bu maddede belirtilen hükümler çerçevesinde uygulama esaslarını belirlemeye uygulamada ortaya çıkan sorunları çözmeye, süreleri tespit etmeye, fon sorumluları tayin etmeye ve gerekli denetimleri yaptırmaya Maliye Bakanı ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.”

8- “MADDE 38.- a) Yabancı ülkeler, uluslararası kuruluşlar, yabancı bankalar ve yabancı ülkelerde yerleşik diğer finans kurumlarından her türlü amaçla ve uluslararası sermaye piyasasında kullanılan finansman araçları ile yapılacak borçlanmalarla ilgili temas ve müzakereleri, yürütmeye ve bu borçlanmalarla ilgili işlemleri sonuçlandırmaya,

b) Yukarıdaki (a) fıkrasına göre sağlanan finansman imkanlarını, ekonominin çeşitli sektörlerinde gelişmeyi sağlamak amacıyla ve anlaşmalar hükümleri uyarınca kamu ve özel sektör kurumlarına ikraz, devir veya kullandırmaya ve bu kredilerden yapılması gereken geri ödemeleri aynı kuruluşlar için hesaben ikraz veya krediye dönüştürmeye,

c) Yukarıda belirtilen imkanların doğrudan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veya Türkiye’de yerleşik kurumlar ile Türk Bankaları tarafından sağlanması halinde, bu kredileri kısmen veya tamamen devralmaya, devralınan bu kredileri kısmen veya tamamen kamu kurumlarına ikraz, devir veya kullandırmaya ve bu kredilerden yapılması gereken geri ödemeleri aynı kuruluşlar için hesaben ikraz veya krediye dönüştürmeye, Türkiye’de yerleşik Bankaların döviz varlıkları üzerinden borçlanmaya,

d) Yabancı ülkelerin kredi kuruluşları, uluslararası kurumlar veya yabancı ülkelerde yerleşik banka ve kurumlar ile bu finansman işlemlerine katılan Türk Bankaları tarafından kamu kurumlarına (özel hukuk hükümlerine tabi olmakla beraber sermayelerinin % 50’sinden fazlası kamuya ait olanlar dahil) ve yatırım bankalarına verilecek kredileri, anlaşmalarındaki şartlarıyla garanti etmeye,

e) Ulusal banka ve kamu kuruluşlarınca yabancı ülkelere açılacak kredilerin geri ödenmesini garanti etmeye, yabancı ülkelerde doğrudan teminat mektubu vermeye, yetkili ulusal bankalar lehine garanti vermeye,

f) Yap - İşlet - Devret modeli ve benzeri özel finansman modellerine dayalı olarak gerçekleştirilecek projeler çerçevesinde; bu projeleri gerçekleştirecek özel hukuk hükümlerine tabi şirket statüsüne sahip yerli ve/veya yabancı ortaklardan oluşan Türk Şirketlerinden kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı ortaklıklarının ve mahalli idarelerin satın alacakları ve satacakları mal ve hizmet bedelleri için ödeme garantisi vermeye, bu çerçevede mali yükümlülük altına giren fonlar lehine garanti vermeye, gerektiğinde, proje ile ilgili anlaşmalardaki koşullar çerçevesinde köprü krediler (Subordinated Loan) sağlanmasına veya sağlanacak bu krediler için geri ödeme garantisi vermeye ve Yap - İşlet - Devret modeline dayanan tesisin söz konusu projelere ilişkin anlaşmalardaki koşullara uygun olarak satın alınması halinde de dış kredi borçlarını yüklenecek kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı ortaklıklarının ve mahalli idarelerin lehine, finansör kuruluşlara garanti vermeye,

g) Türkiye Cumhuriyeti adına Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yabancı ülkeler resmi kuruluşları veya uluslararası kuruluşlardan sağlanan kredilerin teknik yardım ve eğitim amaçları kapsamındaki bölümlerini anlaşma hükümlerine istinaden gerektiğinde özel ve özerk bütçeli kamu kuruluşları ile kamu kuruluşu sayılan kurumlara karşılıksız olarak kullandırmaya,

Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

h) Daha önceki yıllarda yapılan işlemler için de bu esaslar geçerlidir.”

9- MADDE 39.- a) Yıllık programlarla belirlenen dış finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 31.5.1963 tarih ve 244 sayılı Kanunun kapsamı dışında kalan kuruluşlarla kredi anlaşmaları yapmaya ve projelerin yapılabilirlik çalışmalarının dış finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere Dünya Bankası ile üzerinde anlaşılacak şartlarla (10.000.000) ABD Dolarına kadar olan borçlanmaların yapılmasına Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

b) Bu gibi anlaşmalar ve savunma borçlanmalarına ilişkin kredi anlaşmaları bütçe kanunları hükümlerine dayanılarak yapılmış olup, Bakanlar Kurulunca uygun görülen diğer kredi anlaşmaları gibi Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girer. Bu kararnameler 31.5.1963 tarih ve 244 sayılı Kanun ve 23.5.1928 tarih ve 1322 sayılı Kanun hükümlerine tabi değildir.

c) Türkiye Cumhuriyetinin, bu madde ile “Dış Borçların İkraz, Devir ve Garanti Edilmesi” başlığını taşıyan maddeleri ve bu madde hükümlerine dayanarak, sırasıyla borçlu veya garantör sıfatı ile taraf olduğu kredi anlaşmalarından doğan borçlarının dünya sermaye piyasalarında mevcut muhtelif finansman araçları vasıtasıyla yönetimi amacıyla anlaşma yapmaya Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir. Söz konusu anlaşmalar imzalandıkları tarihte yürürlüğe girer.

d) Daha önceki bütçe yıllarında aktedilmiş benzeri anlaşmalar hakkında da bu hüküm uygulanır.”

10- “MADDE 40.- a) Yabancı ülkeler, uluslararası kuruluşlar ve yabancı ülke kredi kuruluşlarından sağlanacak hibelerle ilgili temas, müzakere ve anlaşmaları yapmaya ve bu yolla sağlanan finansman imkanlarını kamu ve özel sektör kuruluşlarına kullandırmaya Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

Söz konusu anlaşmalar imzalandıkları tarihte yürürlüğe girer.

b) Yabancı ülke ve kuruluşlara borç ve hibe şeklinde finansman sağlamak amacıyla anlaşmalar yapmaya ve anlaşmaların esas ve şartlarını belirlemeye Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir. Yabancı ülke ve kuruluşlara verilecek olan borç ve hibeler Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanır.

Söz konusu anlaşmalar Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girer.”

11- “MADDE 41.- .......

...........

Hazine bonolarının faiz ve bedelleri ile bunlarla ilgili ödemeler ve borçlanmaya ilişkin bütün işlemler her türlü vergi (Gelir ve Kurumlar Vergisi hariç) ve resimden müstesnadır.”

12- “MADDE 47.- ......

...........

f) 21.6.1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 37 inci maddesi ile oluşturulan Döner Sermaye İşletmelerinin yıllık gayri safi hâsılatının yüzde kırkı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra birimlerinin faaliyetlerinin gerektirdiği her türlü gider ve harcamalarda kullanılabilir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra teşkilatında çalışan personele; Döner Sermaye İşletmeleri gelirlerinden 500-1500 rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımından elde edilecek tutardan, yaptıkları hizmetin özelliği ve güçlüğüne göre ilgili Bakanın onayı ile belirlenecek miktarlarda aylık ek ücret verilebilir.”

13- “MADDE 48.- ......

b) 1615 sayılı Gümrük Kanununun 165 inci maddesinde gerekli değişiklik yapılıncaya kadar, aynı Kanunun 164 üncü maddesine göre, olağan çalışma saatleri dışında yapılacak gümrük işlemleri ve yük alıp vermeleri için aynı madde uyarınca alınan ücretlerin en az yarısı, 164 üncü maddede sayılan hak sahiplerine, bu işlerde fiilen görevlendirilen diğer bakanlıklar personeli ile saymanlık memurlarına ve diğer memurlara Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanca belirlenecek usul ve esaslara göre ödenir.

Bu ücretlerden kalan paranın söz konusu Müsteşarlık personeline ödenmesine veya anılan Kanunun 161 inci maddesinin 4 üncü bendinde belirtilen amaçlarla kullanımına yahut kısmen ya da tamamen hazineye irat kaydına ilişkin esasları belirlemeye Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

Maliye Bakanlığı personeline 484 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 4 üncü maddesine göre 1995 yılında yapılacak ödemeleri, Gümrük Müsteşarlığı personeline yapılan ödemelerin miktar ve oranlarını da dikkate almak suretiyle belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.

Maliye Bakanlığı bağlı kuruluşları personeline yapılacak bu tür ödemeler, söz konusu kuruluşların kendi bütçelerinden karşılanır.

İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra uyarınca yapılan ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılamaz.

d) Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının merkez teşkilatında çalışan personele, Başbakanlık merkez teşkilatı personelinin yararlandığı fazla çalışma ücreti, aynı usul ve esaslara göre ödenmeye devam olunur.”

14- “MADDE 49.- ......

b) Ordu hastabakıcı, hemşire ve ebelerinin erler gibi iaşe edilmelerine devam olunur. Bunlardan, kazandan iaşelerinin mümkün olmadığı, bağlı bulundukları komutanlık veya kurum amirliğince yazılı belge ile tevsik edilenler bedelen iaşe edilirler.”

15.- “MADDE 50.- .........

..........

c) Kurumlarınca eleman yetiştirmek amacıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer özel kanunlarda yer alan hükümlere göre açılan okul ve kurslar ile burs vermek suretiyle okutulan öğrencilerden halen mevcut öğrencilerin hakları saklı kalmak kaydı ile (Yurt dışında okutulanlar ile subay ve astsubaylar hariç) mecburî hizmet yükümlülüğü devam edenler ile 1995 yılında öğrenimlerini bitirecek olanların bu yükümlülükleri, krediye dönüştürme veya borçlandırma işlemi yapılmaksızın kalkmış sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemeye, ortaya çıkacak tereddütleri gidermeye, Maliye Bakanlığı yetkilidir.

e) Genel ve katma bütçeli kuruluşlarla, mahallî idareler ve kamu iktisadî teşebbüsleri, özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerleri, sakat ve eski hükümlüler için;

1. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen genel ve özel şartları taşımak kaydıyla anılan Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolardan,

2. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/c maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personele ait sözleşmeli personel pozisyonlarından,

3. Maliye Bakanlığınca vize edilmiş işçi kadro ve pozisyonlarından,

1475 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinde belirlenen oranlarda kadro ve pozisyon ayırmaya ve yükümlü oldukları kadar atama yapmaya mecburdurlar.

f) 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun değişik 17 nci maddesine göre hükümlü çalıştırmakla yükümlü kuruluşlar, bu amaçla, mevcut işçi kadro ve pozisyonlarının % 3’ünden az ve % 5’inden fazla olmamak üzere, işçi kadro ve pozisyonu ayırmak zorundadırlar.

g) Genel ve katma bütçeli kuruluşların döner sermaye ve fon saymanı kadroları ile katma bütçeli kuruluşların sayman kadrolarından Maliye Bakanlığınca uygun görülenler gerektiğinde bu Bakanlığın kadro cetvellerine eklenebilir.”

16- “MADDE 55.- 25.10.1984 tarih ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 5 inci maddesi uyarınca, sözleşmeli olarak çalıştırılan geçici personelin istihdamına, aynı esas ve usullerle 1995 yılı sonuna kadar devam edilebilir. Bunların ücret ve yollukları Maliye Bakanlığı bütçesinin personel ödenekleri tertibinden ödenir.”

17- “MADDE 59.- 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve diğer mevzuatla saymanlara verilen görev ve yetkilerin bir kısmını gerekli görülen hallerde müdür yardımcılarına devrettirmeye, devirle ilgili esasları belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Saymanlar hakkındaki sorumluluk, devredilen işlerle ilgili olarak görev ve yetki verilenler hakkında da uygulanır.”

18- “MADDE 62.- Bakanların merkezde hangi kademedeki görevlilere kadar amiri italık yetkilerini devredebilecekleri ve merkez dışında kimlere ikinci derece amiri italık verilebileceğini, bütçe gider cetvellerindeki ayrım ve tasnif şeklini de göz önünde tutarak tespit etmeye Maliye Bakanı yetkilidir.”

19- “MADDE 65.- Kamu kurum ve kuruluşları (Yükseköğrenim kurumları dahil) hizmetlerini mevcut teşkilatları eliyle yürütür. Yıl içinde yeni yurt dışı teşkilat, bölge, il, ilçe müdürlükleri ile genel müdürlük, daire başkanlığı, şube, döner sermaye işletme müdürlüğü (Yükseköğrenim kurumları hariç), orkestra, koro, topluluk, konservatuar, uygulama ve araştırma merkezi her ne ad altında olursa olsun benzeri teşkilat genişlemesine neden olan birimler kurulamaz.

Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarınca hiçbir suretle yeni ortaokul, lise ve meslek lisesi açılamaz ve kurulamaz.”

20- “MADDE 66.- Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumundan, 1995 Mali Yılı başından itibaren öğrenim kredisi alan öğrencilerin borcu; öğrenim kredilerinin verildiği tarihten, borcun geri ödenmesine başlanılacak tarihe kadar geçen süre için, öğrenim kredisi olarak verilen miktarlara, Devlet İstatistik Enstitüsünün toptan eşya fiyat endeksindeki artışlar uygulanarak hesaplanacak miktarın ilave edilmesi suretiyle tespit edilir.

Öğrenci borcunu, öğrenim gördüğü öğretim kurumunun normal öğrenim süresinin bitiminden itibaren başlamak üzere bir yıl bekleme süresi dahil en geç dört yıl içinde ödemek zorundadır. Ancak, sağlık Sebepleri dışında kendi isteği ile öğretim kurumunu bırakan veya herhangi bir sebeple öğretim kurumundan çıkarılan öğrenciler için bu süre öğretim kurumu ile ilişiğinin kesildiği tarihten itibaren bir yıldır.

Endeks uygulamasına, kredi borçlarının geri ödenmesine ve taksitlendirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye, öğrencilerin birinci fıkraya göre hesaplanan borçlarından % 50’sine kadar indirim yapmaya, Kredi ve Yurtlar Kurumu Yönetim Kurulu yetkilidir.”

21- MADDE 67.- 1995 Mali yılında ilgili mevzuatları gereğince kamu kurum ve kuruluşlarınca, yetiştirilmek maksadıyla lisansüstü (master, doktora) eğitimi için yurt dışına gönderilecek öğrenci, araştırma görevlisi ile kamu görevlilerinin eğitim dalları ve sayıları itibariyle kurumlara dağılımı Milli Eğitim Bakanlığının koordinatörlüğünde Maliye Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve Yükseköğretim Kurulu temsilcilerinden oluşacak bir komisyonca belirlenir.

Komisyonca belirlenecek sayı ve eğitim dalını kapsayan kontenjan dışında hiçbir suretle yurt dışına öğrenci, araştırma görevlisi ve kamu görevlisi gönderilemez.”

22- “MADDE 72.- a) (1) 9.6.1958 tarihli ve 7126 sayılı Sivil Müdafaa Kanununun 21.10.1960 tarih ve 107 sayılı Kanunla değişik 37 nci maddesinin (a) bendi, (2) 6831 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Üç Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair 20.6.1973 tarih ve 1744 sayılı Kanunun ek 3 üncü maddesinin (d) bendi, (3) 18.2.1963 tarih ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonuna pay verilmesine ilişkin, Hükümleri, 1995 Bütçe yılında, bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvelinin ilgili tertiplerine konulmuş ödenek tutarları düzeyinde uygulanır.

b) 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 36 ncı maddesinin 4 üncü fıkrası, bu Kanunun “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Kârları” başlıklı maddesi hükümleri çerçevesinde uygulanır.

c) 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibi Hakkında Kanunun 60 ıncı maddesinin (6) ncı bendinin (a/1) alt bendinde yer alan ikramiye oranları 1995 Mali Yılında sırasıyla (yüzde on) ve (yüzde doksan) olarak uygulanır.

d) 2.2.1981 tarih ve 2380 sayılı Kanunun 4.12.1985 tarih ve 3239 sayılı Kanunla değişik 1 inci maddesi uyarınca belediyelere ve il özel idarelerine genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak payların hesaplanmasında ve dağıtımında, aynı Kanunun 3239 sayılı Kanunun 131 inci maddesi ile değişik geçici 3 üncü maddesinde 1986 yılı için tespit edilen nispetlerin uygulanmasına 1995 yılında da devam olunur.

e) 2.2.1981 tarih ve 2380 sayılı Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun “Payların Hesaplanması ve Dağıtımı” başlıklı değişik 1 inci maddesinin dağıtıma ilişkin esasları 1995 yılında uygulanmaz. Bunun yerine söz konusu madde uyarınca 1995 yılında ayrılacak payların belediyelere dağıtımı, belediyelerin nüfusları, kalkınmışlık dereceleri, mali kaynakları ve turistik durumları gözönünde bulundurularak İçişleri, Maliye ve Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarınca birlikte tespit edilecek ve Başbakanlıkça uygun görülecek esas ve usuller çerçevesinde yapılır.

f) 24.3.1988 tarih ve 3418 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi, “3418 sayılı Kanunun 8, 10 ve 22 nci maddelerine göre Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlığında ayrı bir hesaba yatırılan Eğitim, Gençlik, Spor ve Sağlık Hizmetleri Vergisi, Akaryakıt Tüketim Vergisi ve Ek Taşıt Alım Vergisi paylarının;

(1) % 16’sı Başbakanın onayı ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü arasında paylaştırılır. Bu kurumlara isabet eden miktarlar, Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlığınca onbeş gün içinde bu kurumların saymanlık hesaplarına intikal ettirilir. Kurum saymanlıklarına intikal eden miktarlar bir yandan ilgili kurum bütçelerinin (B) işaretli cetvellerine özel gelir, diğer yandan bütçelerinde mevcut veya yeniden açılacak özel tertiplere ödenek kaydedilir.

(2) % 52’si Milli Eğitim Bakanlığına, % 32’si Sağlık Bakanlığına paylaştırılır. Paylaştırılan miktarlar onbeş gün içinde Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlığınca bu bakanlıkların saymanlık hesaplarına intikal ettirilir. Bakanlık saymanlıklarına intikal ettirilen miktarlar bir yandan bütçeye gelir, diğer yandan bu bakanlıklarca belirlenecek ve yeniden açılacak özel tertiplere ödenek kaydedilir.

(3) Bakanlıklar ve ilgili genel müdürlüklerin alacakları payları kendi içinde 20 puana kadar artırmaya veya indirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

(4) Bütçe ödenekleri dışında kuruluşların kullanımına bırakılan kaynaklardan daha önceki yıllarda başlamış olan işlerin, yukarıdaki esaslara göre ilgili kuruluş bütçelerine kaydedilen özel ödeneklerle yürütülmesine devam edilir.

(5) Bütçe ödenekleri dışında kuruluşların kullanımına bırakılan kaynakların 31.12.1994 tarihi itibariyle kasa ve bankadaki nakit mevcudu ilgili kuruluş bütçelerine bir yandan gelir, diğer yandan özel ödenek kaydedilir.

(6) Yatırım tertiplerine kaydedilen özel ödenekler, yıllık yatırım programında yer alan projeler için kullanılır.

(7) Yukarıdaki esaslara göre ilgili kuruluş bütçelerine kaydedilen özel ödeneklerden yapılacak harcamalar, 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ile 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununa ve 832 Sayılı Sayıştay Kanununun 30-37 nci maddelerinde yer alan vize hükümlerine tabi değildir. Harcamalardaki esas ve usuller ilgili Bakanlarca tespit edilir.

(8) Bu ödeneklerden önceki yılda harcanmayan miktarlar cari yıl bütçelerine devren gelir ve ödenek kaydedilir” şeklinde uygulanır.

g) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun “Zam ve Tazminatlar” başlıklı ek maddesinin “F - Denetim Tazminatı” bölümündeki tazminat oranları, Kamu İktisadi Teşebbüsleri personeli hariç bölüm kapsamındaki diğer personel için; 1995 mali yılında sırası ile % 30, % 20 ve % 10 olarak uygulanır.

h) 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 7 nci maddesinin (b) fıkrasındaki, bölgeden çıkarılan malların FOB değerleri üzerinden alınacak ücretlerle ilgili oran, yurt dışına çıkarılacak mallar için 1995 Mali Yılında (binde 0) olarak uygulanır.

i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun değişik 46 ncı maddesine göre istihsal edilen 28.7.1994 tarih ve 94/5793 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen yükseköğretim kurumlarında cari hizmet maliyetlerine öğrenci katkısı olarak alınacak katkı paylarının 1995 yılına isabet eden ikinci taksidi % 50 fazlasıyla tahsil edilir (İkinci öğretim hariç). Bu fark öğrenim kredisi olarak kullanılmak üzere, bir ay içinde üniversitelerce Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna aktarılır. Öğrenci katkı paylarının tamamının ödenmiş olması halinde, ikinci taksit farkı alınır.

j) (1) 12.6.1936 Tarih ve 3054 Sayılı Kanunun 7 nci, 24.6.1938 tarih ve 3488 Sayılı Kanunun 6 ncı ve 1.5.1930 tarih ve 1601 Sayılı Kanunla değişik 7.1.1929 tarih ve 1379 Sayılı Kanunun 5 inci maddesi (Cumhuriyet Başsavcıları ve Cumhuriyet Savcıları hariç),

(2) 29.8.1977 tarih ve 2108 Sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanununun 2 nci maddesi,

(3) Uluslararası kurumlarca, yabancı ülkelerin kredi kuruluşlarınca ve diğer her türlü dış kaynaklarca kamu kurumlarına, yatırım bankalarına ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına Hazine tarafından garanti edilenler de dahil olmak üzere verilecek krediler ve bu kredilerin söz konusu kuruluşlara geri ödenmesi dolayısıyla düzenlenecek kağıtlar için 1.7.1964 tarih ve 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu,

(4) 9.5.1985 Tarih ve 3202 Sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci bendi,

(5) 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 71 inci maddesi (İhtiyaçların kamu kuruluşlarından karşılanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir).

(6) 1615 Sayılı Gümrük Kanununun 165 inci maddesinin 2 nci fıkrası,

(7) 3234 Sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 35 inci maddesinin son fıkrası,

(8) 3.7.1968 Tarih ve 1053 Sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası ile aynı Kanunun 3 üncü maddesi,

(9) 10.2.1954 Tarih ve 6245 Sayılı Harcırah Kanununun 27 nci maddesine bağlı (1) sayılı cetvelin “Açıklama” bölümünün 1 inci bendi (kimlerin ve hangi hallerde uçakla seyahat edebileceği konusundaki esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir),

(10) Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idareler bütçelerinden kamu iktisadî teşebbüslerine yapılacak “İktisadî Transferler ve Yardımlar Hakkında” 8/6/1959 tarihli ve 7338 Sayılı Kanun hükümleri,

(11) Bu Kanunun 33 üncü maddesinde belirtilen fonların özel kanunlarında yer alan ve bu maddeye aykırı olan hükümleri,

k) 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 50 nci maddesinin (c) fıkrası,

l) 1995 Mali Yılı başından itibaren öğrenim kredisi almaya başlayacak öğrenciler için 351 Sayılı Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununun 15 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 16 ncı maddesinin 1, 2 ve 3 üncü fıkraları,

m) 23.5.1928 Tarih ve 1322 Sayılı Kanunların ve Nizamnamelerin Sureti Neşir ve İlanı ve Meriyet Tarihi hakkında Kanunun 7 nci maddesi,

n) 9.11.1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 6 ncı maddesi,

1995 Mali Yılında uygulanmaz.”

23.- (K) Cetveli “I-Ek Ders Ücreti” Bölümünün (D) Fıkrası

D) Hizmetiçi eğitim, kurs ve seminerlerde, yönetici ve kursiyer olarak görevlendirilenlere, yukarıdaki bentlere göre veya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 176 ncı maddesine göre, bu görevleri karşılığında hiç bir şekilde ek ders ücreti ödenmez.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kurumlarda görevli öğretmen ve yöneticilere 25.1.1986 tarih ve 86/10340 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümlerine göre ve hizmetin niteliği uyarınca birden fazla görev için öngörülen “Ders Niteliğinde Egzersiz Görevi” karşılığı ek ders ücretlerinden fazla olan ödenir. Toplam ödenecek ders niteliğinde egzersiz görevi ücreti haftada 15 saati geçemez.”

B- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI

İptal isteminde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :

1- “MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

2- “MADDE 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”

3- “MADDE 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”

4- “MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

5- “MADDE 55.- Ücret emeğin karşılığıdır.

Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.

Asgari ücretin tespitinde ülkenin ekonomik ve sosyal durumu gözönünde bulundurulur.”

6- “MADDE 56.- Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.”

7- “MADDE 73.- Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.

8- “MADDE 87.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Anayasanın 14 üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.”

9- “MADDE 88.- Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.

Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.”

10- “MADDE 89.- Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunları onbeş gün içinde yayımlar.

Yayımlanmasını uygun bulmadığı kanunları, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Bütçe kanunları bu hükme tâbi değildir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır; Meclis geri gönderilen kanunda yeni bir değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar Meclise geri gönderebilir.

Anayasa değişikliklerine ilişkin hükümler saklıdır.”

11- “MADDE 90.- Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.

Ekonomik, ticarî veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla, yayımlanma ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde bu andlaşmalar, yayımlarından başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulur.

Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik veya idarî andlaşmaların Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu yoktur; ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticarî veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.

Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır.

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.”

12- “MADDE 128.- Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.

Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.”

13- “MADDE 153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.

İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.

İptal kararları geriye yürümez.

Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”

14- “MADDE 161.- Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.

Malî yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasıl hazırlanacağı ve uygulanacağı kanunla belirlenir.

Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.

Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.”

15- “MADDE 162.- Bakanlar Kurulu, genel ve katma bütçe tasarıları ile millî bütçe tahminlerini gösteren raporu, malî yıl başından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.

Bütçe tasarıları ve rapor, kırk üyeden kurulu Bütçe Komisyonunda incelenir. Bu komisyonun kuruluşunda, iktidar grubuna veya gruplarına en az yirmibeş üye verilmek şartı ile, siyasî parti gruplarının ve bağımsızların oranlarına göre temsili gözönünde tutulur.

Bütçe Komisyonunun ellibeş gün içinde kabul edeceği metin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve malî yıl başına kadar karara bağlanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda, bakanlık ve daire bütçeleriyle katma bütçeler hakkında düşüncelerini, her bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oya konur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, bütçe kanunu tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.”

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL’in katılmalarıyla 10.1.1995 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI

İstem üzerine, Yasa’nın uygulanmasından doğacak ve sonradan giderilmesi güç ya da olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne kadar kimi maddelerinin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA, Esas: 1995/2, YD. 1995/1 sayılı kararıyla 13.6.1995 gününde karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Dâvanın esasına ilişkin rapor, dâva dilekçesi ve ekleri, iptali istenen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Anayasa’nın 161. maddesinde bütçenin hazırlanması ve uygulanmasının kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Bu kural gereğince Muhasebei Umumiye Yasası’nda Bütçe’nin nasıl hazırlanacağına ve uygulanacağına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Yasa’nın 6. maddesinde bütçe şöyle tanımlanmaktadır. “Bütçe, Devletin ve ona bağlı kamu kuruluşlarının yıllık gelir ve bu gelir ve masrafların uygulamaya konulmasına izin veren bir kanundur.” Öte yandan bütçe, iktidarların program ve politikalarını hayata geçirme konusunda kullandıkları bir araçtır.

Her ne kadar, gelirlerin ve giderlerin toplanma ve harcanmalarına ilişkin usul, esas ve yükümlülükler değişik yasalarla düzenlenmişse de bunların uygulanmaya konması 1050 sayılı Yasa’nın yukarıda belirtilen hükmü gereğince ancak Bütçe Yasalarının verdiği izinle olanaklıdır. Bütçe Yasaları ile gelirlerin toplanması ya da giderlerin yapılmasını düzenleyen yasaların o yıl içinde uygulanmasına izin verilebileceği gibi, uygulanmamaları da öngörülebilir.

1050 sayılı Muhasebei Umumiye Yasası’nın 39. maddesinde, yasaya dayanmadıkça hiçbir vergi ve resimin, tarh ve tahsil edilemeyeceği belirtilerek bununda ancak bütçe yasası ile mümkün olacağı kuralı getirilmiştir. Bütçelerin (c) cetvelinde gelirlerin dayanağını gösteren yasalar tek tek belirtilmektedir. Başka bir anlatımla, belirtilen bu yasalar gereğince tahsil edilecek gelirleri toplamaya bütçe yasası ile izin verilmektedir. Muhasebei Umumiye Yasası’nın 45. maddesinde ise, yapılacak harcamalar için ödeneğin ayrılacağı belirtilmekte, bunun ayrıntılarının da bütçe yasasına ekli (A) cetvelinde gösterilmesi öngörülmektedir.

Anayasa’nın 161. maddesi gereğince, bütçeler yıllık yapılır; ancak, bütçe yasasına bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz. Sınırlı durumlarda gelecek yıllara ilişkin hükümler içerebilir.

B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

Anayasa’nın 87. maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri belirtilirken bütçe yasa tasarısını görüşmek ve kabul etmek dışında diğer yasaları koymak, değiştirmek ve kaldırmak biçiminde bir ayrım yapılmıştır. Bütçe yasalarını öteki yasalardan ayrı tutan bu Anayasa ilkesi karşısında, herhangi bir yasa ile düzenlenmesi gereken bir konunun bütçe yasası ile düzenlenmesi veya herhangi bir yasada yer alan hükmün bütçe yasaları ile değiştirilmesi ve kaldırılması olanaksızdır.

Anayasa’nın 88. ve 89. maddelerinde yasaların Türkiye Büyük Millet Meclisinde teklif, görüşme usul ve esasları ile yayımlanması düzenlenirken bütçe yasalarının görüşme usul ve esasları 162. maddede ayrıca belirtilmiştir. Bu maddeye göre bütçe yasa tasarılarının görüşülmesinde ayrı bir yöntem kabul edilmiş, genel kurulda üyelerin gider arttırıcı veya gelir azaltıcı tekliflerde bulunmaları önlenmiş ve Anayasa’nın 89. maddesiyle de Cumhurbaşkanına bütçe yasalarını bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderme yetkisi tanınmamıştır. Öte yandan Anayasa’nın 163. maddesinde bütçelerde değişiklik yapılabilmesi esasları ayrıca düzenlenmiş Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapma yetkisi verilmemiştir.

Anayasa’da birbirinden tamamen ayrı ve değişik olarak düzenlenen bu iki yasalaştırma yönteminin doğal sonucu olarak birisinin konusuna giren bir işin, öteki yöntemle düzenlemesi, değiştirilmesi veya kaldırılmasının olanaksızlığı ortaya çıkmaktadır.

Anayasa’nın 161. maddesinin son fıkrasında “Bütçe Yasalarına bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.” denilmektedir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, bütçe yasaları öteki yasalardan ayrı olması sebebiyle bir yasa kuralı nasıl aynı nitelikte bir yasa kuralıyla değiştirilebilirse bütçe yasaları da aynı biçimde hazırlanmış ve kabul edilmiş bir bütçe yasası ile değiştirilebilir. Yasa konusu olabilecek bir kuralı kapsamaması koşuluyla “bütçe ile ilgili hükümler” ifadesi de bütçeyi açıklayıcı, uygulanmasını kolaylaştırıcı nitelikte düzenlemeler olarak değerlendirilmelidir.

Bir yasa kuralının bütçeden harcamayı ya da bütçeye gelir sağlamayı gerektirir nitelikte bulunması, mutlak biçimde “bütçe ile ilgili hükümlerden” sayılmasına yetmez. Her yasada değişik türde gidere neden olabilecek kurallar bulunabilir. Böyle kuralların bulunmasıyla örneğin eğitim, savunma, sağlık, yargı, tarım, ulaşım ve benzeri kamu hizmeti alanlarına ilişkin yasaların bütçeyle ilgili hükümler içerdiği kabul edilirse, bu konulardaki yasaların değiştirilip kaldırılması için de bütçe yasalarına hükümler koymak yoluna gidilebilir. Oysa, bu tür yasa düzenlemeleri, bütçenin yapılması ve uygulanması yöntemiyle ilişkisi bulunmayan, Yasakoyucunun başka amaçla ve bütçeninkinden tümüyle değişik yöntemlerle gerçekleştirilmesi gereken yasama işlemleridir. “Bütçe ile ilgili hüküm” sözcüklerine dayanılarak, gider ya da gelirle ilgili bir konuyu olağan bir yasa yerine bütçe yasası ile düzenlemek Anayasa’nın 88. ve 89. maddelerini bu tür yasalar yönünden uygulanamaz duruma düşürür.

Anayasa’nın 161. maddesinin getiriliş amacı, bütçe yasalarında, bütçe kavramı dışındaki konulara yer vermemek böylece bütçe yasalarını bütçeyle ilgili olmayan kurallardan uzak tutmak kendi yapısı içinde bütünleştirmektir.

1- Yasa’nın 4. Maddesinin (b) Bendinin İncelenmesi

Bu bendle, 2886 sayılı Devlet İhale Yasası kapsamında yer almakla birlikte yapım ve hizmet işleri dışında kalan ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak idarelerince tesbit edilmiş birim fiyatları bulunmayan işler konusunda birim fiyatlar, azami miktar ve oranlar ve benzeri standartlar tesbit etmeye, ayrıca 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Yasası’nın 64. maddesiyle ilgili uygulamalarda da benzeri miktar ve oranlar tatbik etmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

2886 sayılı Devlet İhale Yasası kapsamında alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri yer almaktadır. Dâva konusu bendle yapım ve hizmet işleri dışında kalan alım, satım, kira, trampa, taşıma ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi konularında belirtilen tesbitleri Maliye Bakanlığı yapabilecektir.

Dâva dilekçesinde, yukarda sayılan işlere ilişkin olarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na yasa ile verilen yetkilerin Maliye Bakanlığı’na verilmesinin Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülmektedir.

Dâva konusu kural, gerek Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nca gerekse diğer idarelerce kuruluş yasalarına dayanılarak tesbit edilmiş birim fiyatlar konusunda Maliye Bakanlığı’na herhangi bir belirleme yetkisi vermemektedir. Bayındırlık Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü gibi kuruluşların tesbit ettiği birim fiyatlar, daha çok, yapım onarım işlerine ilişkin fiyatlardır. 2886 sayılı Devlet İhale Yasası’na göre alım, satım, kira, trampa, taşıma ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisine ilişkin konulardaki fiyat tesbiti aynı yasanın 9. maddesi gereğince idarelerce tesbit edilen veya ettirilen tahmini bedel esasına göre yürütülmektedir. Tahmini bedel, işin özelliğine göre saptanabileceği gibi bu bedelin hesabında esas alınacak fiyatlar belediye, ticaret odası, sanayi odası ve borsa gibi kuruluşlardan ya da bilirkişilerden soruşturulabilecektir. Ancak, yapım işlerinde ilgili kuruluşlarca tesbit edilmiş birim fiyatlar varsa, kuşkusuz bunlar uygulanacaktır.

(b) bendinin gerekçesinde de, birim fiyatların belli olduğu ve buna dayanılarak tesbit edilen tahmini bedellerin gerçekleri daha çok yansıttığı, oysa yapım işleri dışındaki alım, satım, kiralama ve taşıma işlerine ilişkin fiyat tesbitinde açıklık ve rekabet şartlarının tam oluşmaması nedeniyle çoğu kez gerçek fiyatın üzerinde bir bedelin oluştuğu ve ihalenin buna göre yapıldığı belirtilerek bu sakıncanın giderilmesi için Maliye Bakanlığı’na birim fiyat, azami miktar ve oranlar ile benzeri standartlar tesbit etme yetkisi verildiği anlatılmaktadır.

Görüldüğü gibi, yapım ve hizmet işleri dışındaki işlerde 2886 sayılı Yasa’nın 9. maddesi gereğince idarelerce tesbit edilecek tahmini fiyatlar, Maliye Bakanlığı’nca belirlenecektir. Çünkü, bu konularda diğer idarelerce önceden tesbit edilmiş birim fiyatlar bulunmadığından Maliye Bakanlığı emsal fiyat uygulamalarını dikkate alarak merkezden saptama yetkisine sahip olacaktır. İhalelerin daha düzenli ve ekonomik yapılması amacına ulaşmak için, bu konunun 2886 sayılı Devlet İhale Yasası’nda yöntemince yapılacak değişiklikle gerçekleştirilmesi Anayasa gereğidir.

(b) bendiyle, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Yasası’nın 64. maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili uygulamalarda da yukarıda belirtilen miktar ve oranlara benzer tesbitler yapmaya Maliye Bakanı yetkilendirilmektedir.

Muhasebei Umumiye Yasası’nın 64. maddesinin birinci fıkrasında “Harcamayı gerektirecek taahhüt ve sözleşme tasarıları vize için Maliye Bakanlığı’na gönderilir. Maliye Bakanlığı vizesinde ayrık tutulacak taahhüt ve sözleşmeler yılları bütçe kanunlarında belirtilir” denilmiş, ikinci fıkrasında da vizesi uygun görülmeyen taahhüt ve sözleşme tasarılarının hangi işlemlere bağlı olacağı belirtilmiştir.

Maliye Bakanlığı’nın vizesinden ayrık tutulacak taahhüt ve sözleşmelerin miktarları bütçe kanunlarında gösterilmektedir. Bakanlığın vizesine tabi olan taahhüt ve sözleşme tasarılarında da idarelerce tesbit edilmiş birim fiyatları bulunmayan işlerde birim fiyatlar, azami miktar ve oranlar veya standartlar gibi konularda tesbitler yapmaya Maliye Bakanı yetkilendirilmektedir. Burada da, ilgili yasalarda yapılacak değişikliklerle Maliye Bakanı’na verilmesi gereken yetkiler, Bütçe Kanunu’yla verilmektedir.

Bütçeyle ilgili olmayan ve öteki yasalarda değişiklikler öngören kural Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. Bu nedenle iptali gerekir.

2- Yasa’nın 6. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi

Maddenin üçüncü fıkrasında “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilgili mevzuatı gereğince genel bütçe gelirlerinden her ne ad ile olursa olsun aktarılan paraların veriliş amacına uygun olarak harcanıp harcanmadığını incelemeye, amacına uygun harcama yapmadığı tesbit edilen kuruluşa aktarılacak tutarları gerektiğinde kesmeye ve durdurmaya Maliye Bakanı yetkilidir” denilmektedir.

Dâva dilekçesinde, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından Maliye Bakanlığı’nca kendilerine para aktarılan meslek kuruluşunun Türkiye Barolar Birliği ve Barolar olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ek 4. maddesine göre Türkiye Barolar Birliği ve Baroların devlet adına idarî ve malî denetiminin adalet müfettişlerince yapıldığı, Anayasa’nın 135. maddesinde malî denetim için aranılan koşulun, özel nitelikteki bir yasa ile gerçekleştirildiği Maliye Bakanlığı’nın malî inceleme ve denetleme yetkisini kullanmasının Anayasa’ya aykırı olduğu” ileri sürülmektedir.

Anayasa’nın 135. maddesinin beşinci fıkrasında, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kanunda gösterildiği şekilde Devletin idarî ve malî denetimine tâbidir” kuralına yer verilmiştir.

1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın Ek 4. maddesinde de, Adalet Bakanlığı, Barolar ve Barolar Birliği organlarının görevlerini kanun hükümlerine uygun olarak yapıp yapmadıklarını ve malî işlemlerini yönetmelikte belirlenecek esaslara göre denetlemeye yetkili kılınmakta, idarî ve malî denetimin ise adalet müfettişlerince yapılacağı öngörülmektedir.

Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nın 146. maddesinin ikinci fıkrasında, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (1) ve (3) sayılı tarifelere göre alınan yargı harçlarının % 15’i ve idarî nitelikteki para cezaları hariç olmak üzere para cezalarının % 15’i bir önceki yıl kesinhesabına göre tesbit edilen toplam miktar esas alınarak yılı içinde Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nca Türkiye Barolar Birliği’nin hesabına aktarılacağı belirtilmektedir.

Buna göre, dâva konusu kuralla bütçe gelirlerinden Türkiye Barolar Birliği’nin hesabına aktarılan bu paraların amacına uygun harcanıp harcanmadığını incelemeye, gerektiğinde kesmeye ve durdurmaya Maliye Bakanı yetkili kılınmaktadır.

Yukarıda da belirtildiği gibi Anayasa’nın 135. maddesine göre öngörülen idarî ve malî denetim yetkisinin adalet müfettişlerinin olmasına karşın, iptali istenen kuralla Maliye Bakanına verilmektedir.

1136 sayılı Avukatlık Yasası’nda değişiklik yapan 1995 Malî Yılı Bütçe Yasası’nın 6. maddesinin üçüncü fıkrası, Türkiye Barolar Birliği ve Barolar yönünden Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı olup iptali gerekir.

Yılmaz Aliefendioğlu ile Ali Hüner “Bu yönden de Anayasa’ya aykırı olmadığı” Selçuk Tüzün, Haşim Kılıç ve Sacit Adalı ise “Fıkranın tümüyle Anayasa’ya aykırı olduğu” düşüncesiyle bu görüşe katılmamışlardır.

3- Yasa’nın 12. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi

a- (b) Bendinin İncelenmesi

Bend’de, resmî kurumların veya taahhüt yoluyla kiraladıkları taşıtların kamu görevlilerinin servis hizmetlerinde kullanılması halinde ücret alınacağı, 1995 yılında alınacak aylık servis ücretinin de il ya da ilçe belediyelerince tesbit edilen yirmi adet bilet bedelinin yarısı kadar olacağı öngörülmektedir.

237 sayılı Taşıt Yasası’nın 7. maddesinde kamu kurumlarının yoğunlukta olduğu büyük yerleşim merkezlerinde tarifesi belirlenmiş taşıtların yetersiz olduğu durumlarda memurlar için kurumlarınca otobüs seferleri yapılabileceği, 12. maddesinde ise Yasa’nın kullanılmasına izin verdiği taşıtların işletme, onarma ve personel masraflarının kurum bütçesine konulacak ödeneklerle karşılanacağı belirtilmektedir.

Buna göre, gerek kurumların gerekse kiraladıkları taşıtların giderleri bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanacaktır. Yasa’da personelden ücret alınmasına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamasına karşın dâva konusu bendle Taşıt Yasası’na yeni bir kural getirilmektedir.

Bu nedenle, genel nitelikteki yasalarla yapılması gereken bir düzenlemenin Bütçe Yasası ile yapılması Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı olup iptali gerekir.

b- (c) Bendinin İncelenmesi

Bu bendde, taşıtların kadrolu şoförler veya görevli personelce kullanılacağı belirtilmiş, bunun dışında emirlerine ya da makamlarına araç tahsis edilenler ile gerekli izni alan diğer kamu görevlilerinin de bizzat taşıt kullanabilmelerini sağlamak için bu düzenleme yapılmıştır. Bende ilişkin gerekçede şoför eksikliğinin giderilmesinin amaçlandığı açıklanmıştır.

Bu kuralla, 237 sayılı Taşıt Yasası’nda düzenlenmeyen bir konu düzenlenmektedir. Oysa, Taşıt Yasası’nın 12. maddesi gereğince taşıtların kullanılmasıyla ilgili gerekli yöntemleri tesbite Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.

Böylece, (c) bendiyle hem bütçeyle ilgili olmayan bir konu Bütçe Yasası ile düzenlenmekte hem de 237 sayılı Taşıt Yasası’nın 12. maddesi değişikliğe uğratılmaktadır.

Bendin ikinci paragrafında ise, birinci paragrafta yazılı hizmetlerin görülmesi için gerektiğinde il ve ilçe sınırları içinde binek tipi ticarî taşıtlardan da yararlanılabileceği öngörülmüştür.

6245 sayılı Harcırah Yasası’nın 28. maddesinin ikinci fıkrasında “Acele ve zorunlu hallerde daire amirinin onayı ile, mutad taşıt dışındaki araçlarla gidilmesi halinde bu taşıt için yapılan masraf yol masrafı olarak ödenir” denilmektedir. Buna göre, binek tipi ticarî vasıtalardan yararlanmak ancak, ivedi ve zorunlu durumlarda, daire amirinin onayı ile olanaklı iken iptali istenen kuralla uygulama değişik biçimde düzenlenerek kolaylaştırılmıştır. Birinci fıkrada olduğu gibi bu fıkrayla da genel nitelikteki bir yasa kuralı değişikliğe uğratılmıştır.

Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı olan bendin iptali gerekir.

c- (d) Bendinin İncelenmesi

Bu bend’le, resmî taşıtların kamu görevlilerince kullanılması, ticarî taşıtlardan yararlanmasıyla ilgili olarak, hizmetin, görevlendirilecek personelin ve taşıtların devir-teslimiyle, ticarî taşıtların ücretlerinin ödenmesinde kullanılacak belgeleri tesbite, sınırlamalar koymaya, servis araçlarından yararlanan personelden alınacak bedellere ilişkin düzenlemeler yapmaya Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır.

Belirtilen konulara ilişkin olarak 237 sayılı Taşıt Yasası’nda Maliye Bakanlığı’na verilmiş herhangi bir düzenleme yetkisi bulunmamaktadır. Yukarıda (b) ve (c) bendlerine ilişkin bölümlerde açıklanan nedenlerle bu bendin de iptali gerekir.

4- Yasa’nın 14. Maddesinin İncelenmesi

Bu maddeyle, devlet memurları ve diğer kamu görevlilerinin ve bunların emekli dul ve yetimlerinin tedavileri sırasından kullandıkları protez, ortez, tedavi cihaz ve malzemelerinin birim fiyatlarını, kullanım sürelerini ve ilgililere hangi oran ve miktarlarda ödeme yapılacağını ve diğer sağlık kurumlarında yapılacak tedavilere ilişkin ücretlerin ödeme oranı, miktar ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır.

Dâva dilekçesinde, bu maddeyle, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Yasası, 2802 sayılı Hakim ve Savcılar Yasası, 2914 sayılı Üniversite Personel Yasası ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın belirtilen konulara ilişkin hükümlerinde değişiklik yapıldığı ileri sürülmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 209. maddesinde, Devlet memurlarıyla eşlerinin veya bakmakla yükümlü oldukları kimselerin, hastalanmaları durumunda tedavilerinin kurumlarınca sağlanacağı, tedavi sırasında kullanılan protez, ortez, tedavi cihaz ve malzeme ücretlerinin kurum tarafından ödeneceği kurala bağlanmış, tedavi giderleri yönünden bir oran belirtilmemiş, sadece ilâç bedellerinin % 20’sinin memur tarafından ödeneceği öngörülmüştür.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın 32. maddesinin (B) bendinde de, protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması ve onarılmasının Kurumca karşılanacağı belirtilmektedir.

Söz konusu Yasa kurallarında tedavi sırasında kullanılan protez, ortez, tedavi cihaz ve malzemelerinin fiyat, kullanma süreleri ve ilgililere hangi oran ve miktarlarda ödeme yapılacağına ilişkin Maliye Bakanlığı’na verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Bütçe Yasası’nın 14. maddesi, belirtilen Yasa kurallarını değiştirdiğinden Anayasa’ya aykırı olup iptali gerekir.

5- Yasa’nın 15. Maddesinin İncelenmesi

“İlaç katılım payları” başlıklı bu maddeyle; 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 209., 211 sayılı İç Hizmet Yasası’nın 66. ve 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Yasası’nın geçici 139. maddelerinde ilaç katılım payı olarak öngörülen oranları % 30’a kadar arttırmaya ve farklılaştırarak tesbit etmeye, ilaçta doz itibariyle sınırlamalar koymaya Sağlık Bakanlığı’nın görüşü alınmak koşuluyla Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 209. maddesiyle 211 sayılı İç Hizmet Yasası’nın 66. maddesinde uzun süreli hastalıkların tedavisinde kullanılanlar dışındaki ilaç bedellerinin % 20’sinin ilgili personel tarafından ödeneceği belirtilmiştir. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Yasası’nın geçici 139. maddesinde de ilaç bedellerinin % 10’unun birinci fıkrada belirtilen aylık sahiplerince ödenmesi öngörülmüştür.

Buna göre, 15. maddeyle çalışanlar için % 20, emekliler için % 10 olan ilaç katılım payının % 30 oranına kadar yükseltilmesi için Maliye Bakanlığı’na yetki verilmesi belirtilen yasa hükümlerini değiştirici niteliktedir. Bu nedenle, Anayasa’ya aykırı olup iptali gerekir.

6- Yasa’nın 32. Maddesinin İncelenmesi

Maddenin birinci fıkrasında; genel bütçe kapsamındaki dairelerle katma bütçeli idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin aylık gayrısafi hasılatının % 10’unun genel bütçeye irad kaydedileceği belirtilmekte ve bu oranı % 35’e kadar yükseltmeye, geçmiş ve cari yıl kârlarını Hazine’ye yatırtmaya Maliye Bakanı yetkili kılınmaktadır. İkinci fıkrasında ise, genel bütçeye aktarılacak gayrisafi hâsılat ve dönem sonu kârlarına ilişkin uygulama yöntemlerinin Maliye Bakanlığı’nca belirleneceği, üçüncü fıkra ile de sözkonusu gelirlerin Hazine’ye yatırılmaması durumunda ne yapılacağı konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. 3690 sayılı 1991 Malî Yılı Bütçe Yasası’nın 30. maddesinde de yer alan bu kural Anayasa Mahkemesi’nin 30.1.1992 günlü, Esas 1991/8, Karar 1992/5 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrasında Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme, yargı organları ile gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı belirtilmektedir. Buna göre bir kuralın, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesine aykırılığı yönünden iptal edilebilmesi için, iptal edilenle, iptali istenilen kuralların biçim yönünden özdeş olmasının yetmeyeceği, teknik, içerik ve kapsam bakımından da aynı olması zorunluluğu vardır. İptali istenen 32. maddenin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ile 3690 sayılı 1991 Malî Yılı Bütçe Yasası’nın iptal edilen 30. maddesi teknik, içerik ve kapsam bakımından birbirinin aynıdır. Bu nedenle, birinci, ikinci ve üçüncü fıkralar, Anayasa’nın 153. maddesine aykırı olduğundan iptalleri gerekir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, genel ve katma bütçeli idarelere bağlı döner sermayeli işletmelerden gerekli görülenlerin kapatılmasına ve tasfiyelerine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanı yetkili kılınmakta, beşinci fıkrasında da dördüncü fıkrada belirtilen idarelere bağlı hastanelerin döner sermaye işletmelerinin gayrisafi hâsılatlarından genel bütçeye aktarılacak miktarın tesbitinde % 9 oranının esas alınacağı, bu şekilde hesaplanan tutarın % 30’unun gayrisafi hasılatın tahakkukunda, % 70’inin de tahsil aşamasında ödeneceği belirtilmektedir.

Döner sermayeli devlet işletmelerinin kurulması, idarelerin kendi kuruluş yasalarındaki özel kurallar gereğince olanaklıdır. Kuruluş yasalarında döner sermayenin oluşması, idaresi ve yıl sonu kârlarının nasıl kullanılacağı konusunda ayrıntılı düzenlemeler vardır. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Yasası’nın 58. maddesine göre kurulan üniversitelere bağlı döner sermaye işletmeleri bunların örneklerinden biridir. Özel yasalara dayanılarak kurulan döner sermaye işletmelerinin kapatılmaları da bütçe yasalarıyla değil ayrı yöntemlerle çıkarılan öteki yasalarla olanaklıdır. Bu nedenle genel nitelikteki yasa hükümlerini değiştiren ve bütçe yasalarında olmaması gereken konuları düzenleyen dördüncü ve beşinci fıkralar Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı olup iptalleri gerekir.

7- Yasa’nın 33. Maddesinin İncelenmesi

Bu maddeye göre, Kanun, KHK, Bakanlar Kurulu Kararı, yönetmelik ve diğer mevzuatla kurulmuş fonların her türlü gelirleri Merkez Bankası’nda Hazine adına açılan müşterek fon hesabında toplanmaktadır. Fonların mevzuatları gereğince yapılacak kesintilerden sonra kalan miktarlardan Genel Bütçe kapsamına alınan fonlara ait olanları Genel Bütçeye gelir yazılacaktır. Bütçe kapsamı dışındaki fonların müşterek fon hesabında toplanan gelirlerinden ne kadarlık bölümünün bütçeye gelir yazılacağını tespit etmeye, mevcut oranları değiştirmeye Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın teklifi üzerine Başbakan yetkili kılınmaktadır. Öte yandan bütçe kapsamına alınan fonlar tarafından yürütülmesi gereken hizmetlerle ilgili giderler bağlı oldukları kuruluşların bütçelerine konacak “900 Transferler” harcama kaleminden fonların gider hesaplarına aktarılacak kaynaklardan karşılanacak. Fonların bağlı olduğu kuruluş bütçelerindeki “Fon ödeneklerinin” diğer kuruluş bütçelerine aktarılması için Maliye Bakanı yetkilendirilmektedir.

Fonların, harcamalarını kendi mevzuatları gereğince yapabileceği belirtildikten sonra, fon gelirlerinin tahsili ve harcamalarına ilişkin olmak üzere gerekli görülen durumlarda kendi mevzuatlarının yerine geçmek üzere esas ve usuller tespit etmeye; Yasa, KHK ile kurulan fonlar hariç olmak üzere, diğer fonların birleştirilmesi ya da tasfiye edilmesi konusunda Maliye Bakanı ile Hazine’nin bağlı olduğu Bakana yetki verilmektedir.

Kimi hizmetlerin görülebilmesini finanse etmek üzere genel bütçe sistemi dışında oluşturulan “Fonlar”, bu maddeyle bütçeyle ilişkilendirilerek gelirlerinin ve giderlerinin denetim altına alınması amaçlanmaktadır.

9.12.1994 günlü, 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa’nın Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü’nün görevlerini düzenleyen 2. maddesinin (a) bendinde “Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Bakanlar Kurulu Kararı, Yönetmelik ve diğer mevzuatla kurulmuş fonlarla ilgili genel politikalar belirlemek, para ve bütçe politikalarını dikkate alarak fonlar arasında koordinasyonu temin etmek, fonlar arası aktarmaları koordine etmek, fonların ekonomik dengeler içindeki yeri ve önemi ile etkilerini değerlendirmek ve bu konuda önerilerde bulunmak, benzeri nitelikteki işlem ve sektörler için birden fazla fondan kaynak tahsisini önleyici çalışmalar yapmak ve teklifte bulunarak, yeni kurulacak fonlarla ilgili görüş bildirmek, fonların yeniden yapılanmaları, tasfiye ve birleştirilmesine ilişkin çalışmalar yapmak ve bu konuda ilgili kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak” kuralına yer verilmiştir. Ayrıca, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin, Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğünün görevlerini düzenleyen 10. maddesine 543 sayılı KHK ile eklenen (n) bendinde “Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Bakanlar Kurulu Kararı, yönetmelik ve diğer mevzuatla kurulmuş fonlardan gerekli görülenlerin gelirlerinin toplanmasına, giderlerinin yapılmasına ilişkin esas ve usulleri tespit etmek, bütçe ile ilişkilerini düzenlemek, bütçelerinin hazırlanmasını sağlamak ve uygulamasını izlemek, fonların gelir ve giderleri ile gelirlerinden yapılacak kesintilere ilişkin olarak usul, esas, miktar ve oranları belirlemek, bunların tasfiyesi veya birleştirilmesi hakkında bütçe kanunlarında yer alacak hükümler konusunda teklifler hazırlamak ve uygulamaya yönelik tedbirler almak”la Maliye Bakanlığı görevlendirilmiştir.

Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’na verilen bu görev ve yetkilerin kullanılması çıkarılacak tüzük, yönetmelik, genelge ve tebliğlerle olanaklı iken 33. maddeyle fonların kuruluş yasaları ya değiştirilmiş ya da yeni düzenleme yapılmıştır. Şöyle ki maddenin 6. bendinde, fonların gelirlerinin toplanmasına ve giderlerinin yapılmasına ilişkin kuruluş yasalarında yer alan kurallarının yerine uygulanmak üzere gerektiğinde esas ve usuller saptamaya Hazine’nin bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanı yetkilendirilmektedir. Yasa ve KHK’lerle kurulan fonların gelirleri ve giderlerine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler kuruluş yasalarında gösterilmiştir. Bu konularda yapılacak değişiklik aynı esas ve usullere göre çıkarılacak yasalarla mümkündür. Yasa konusu olacak bu konuların bütçe yasalarıyla düzenlenmesi Anayasa’nın 161. maddesinde belirtilen “Bütçe Kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz” ilkesiyle bağdaşmaz.

Bütçe kapsamı dışında tutulan 3230 sayılı Tanıtma Fonunun Kurulmasına İlişkin Yasa’nın 4. maddesinde, fonda toplanacak paradan % 20’sinin bütçeye Maliye Bakanlığı’nca gelir ve ödenek kaydolunacağı belirtilmesine karşın, iptali istenen maddenin ikinci bendiyle bu oran kaldırılarak, bütçeye ne kadar gelir yazılacağını tespite ve oranları belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın teklifi üzerine Başbakan yetkili kılınmaktadır.

1995 yılı Bütçe Yasası’nda, bütçe kapsamına alındığı belirtilen fonlardan, 2872 sayılı Çevre Yasası ile kurulmuş olan “Çevre Kirliliğini Önleme Fonu”nun gelirleri arasında yer alan, çevre kirliliğine neden olan işletmelerden alınacak iştirak paylarını artırmaya veya azaltmaya Bakanlar Kurulu yetkili olduğu halde, iptali istenen maddenin 6. bendinde bu yetki Hazine’nin bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanı’na verilmektedir.

3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Yasası’nın 20. maddesinde, fon gelirlerinin T.C. Ziraat Bankası nezdinde açılacak bir hesaba yatırılması gereğine karşın, dâva konusu maddenin 1. bendinde Merkez Bankasında açılacak bir hesaba yatırılması öngörülmüştür.

Bu örneklerde görüldüğü gibi Bütçe Yasası’nın 33. maddesiyle Yasa ve Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak kurulmuş olan fonların yasalarında değişiklikler yapılmaktadır. Buna göre, Anayasa’nın 87., 88. ve 89. maddelerine, bütçeyle ilgisi olmaması nedeniyle de 161. maddeye aykırı olan 33. maddenin “Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnameyle kurulmuş fonlar” yönünden iptali gerekir.

Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ile Lütfi F. TUNCEL bu düşünceye katılmamıştır.

8- Yasa’nın 38. Maddesinin İncelenmesi

Bu maddeyle, yabancı ülkeler, uluslararası kuruluşlar, yabancı bankalar ve yabancı finans kurumlarından yapılacak borçlanmalara ilişkin görüşmeleri yürütmeye, buralardan sağlanacak finansman olanaklarını kamu ve özel sektör kurumlarına kullandırmaya, anlaşmalardaki koşullara göre garanti etmeye ilişkin kimi düzenlemeler yapmaya Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakan yetkilendirilmektedir.

4059 sayılı Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının Kuruluş Yasası’nın 2. maddesinin (a) bendiyle, Kamu Finansman Genel Müdürlüğünün, (c) bendiyle de Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri düzenlenmektedir. Buna göre, yabancı ülke ve piyasalardan borç alma ve bunlara borç verme, esaslarını belirleme, Devletçe verilen kefalet, tâviz, garanti ve ikrazata ilişkin işlemleri yapmak ve yürütmek görevi Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’na verilmiştir. Maddeyle, Müsteşarlığın bağlı olduğu Bakan’a bu konularda yetki verilmesi kendi kuruluş yasasında varolan bir yetkinin ayrıntılı açıklanması olup, öteki yasa hükümlerinde de herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır. Bütçe açıklarının dengelenmesinde önemli yer tutan boç uygulamalarına ilişkin bu kurallar bütçe ile yakından ilgilidir. Bu nedenle iptale ilişkin istemin reddi gerekir.

Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER, Yalçın ACARGÜN ve Mustafa BUMİN bu görüşe katılmamışlardır.

9- Yasa’nın 39. Maddesinin İncelenmesi

Dâva dilekçesinde, bu maddeyle, 244 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması Yürürlüğü ve Yayınlanması ile Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında Yasa’nın değiştirildiği belirtilerek iptali istenmektedir.

31.5.1963 gün ve 244 sayılı Yasa’yla milletlerarası antlaşmaların nasıl yapılacağı, yürürlüğü ve yayınlanmasına ilişkin kurallar getirilmekte ve bu konuda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmektedir. İptali istenen kuralla, 244 sayılı Yasa kapsamı dışında kalan kuruluşlarla kredi antlaşması yapmaya Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkili kılınmaktadır. Milletlerarası antlaşmaların onaylanmasının bir yasayla uygun bulunmasına karşın maddede belirtilen kuruluşlarla yapılan antlaşma için böyle bir yöntem öngörülmemiştir. Yalnız maddenin (b) bendinde belirtildiği gibi, bu antlaşmalarla savunma borçlanmalarına ilişkin kredi anlaşmaları ve bütçe yasası kurallarına dayanılarak yapılmış olup da Bakanlar Kurulunca uygun görülen diğer kredi antlaşmaları ancak Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girebilecektir. Görüldüğü gibi 244 sayılı Yasa’da belirtilen milletlerarası antlaşmalarla, dâva konusu maddeyle düzenlenen antlaşmalar birbirinden farklı olup 244 sayılı Yasa’da değişiklik yapmamaktadır.

Bütçenin neleri içermesi gerektiğini gösteren 1050 sayılı Yasa’nın 33. maddesinde özel yasa veya Bütçe Yasalarıyla açıkça verilen bir izne dayanmadıkça borçlanma sözleşmelerinin yapılamayacağı öngörülmektedir. Bütçe Yasası’nın 39. maddesiyle, milletlerarası antlaşmalar kapsamı dışında kalan kuruluşlarla kredi anlaşması yapma izni Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakana verilmektedir. Kaldıki belirtilen kuruluşlarla kredi antlaşmaları yapma görevi Müsteşarlığın kuruluş yasasında da belirtilmiştir. Bütçe Yasası ile bu konuda ayrıntılı açıklamalar getirilmiştir.

Maddenin (c) bendi ile de Türkiye Cumhuriyeti’nin borçlu veya garantör sıfatı ile taraf olduğu kredi anlaşmalarından doğan borçlarının, dünya sermaye piyasalarında mevcut çeşitli finansman araçlarıyla yönetimi amacı ile antlaşma yapmaya Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarl