ANAYASA MAHKEMESÝ KARARI
Resmi Gazete tarih/sayý:20.3.1978/16234
Esas Sayýsý : 1977/121
Karar Sayýsý : 1977/142
Karar Günü : 20/12/1977
Ýtiraz yoluna baþvuran : Tercan Sulh Hukuk Mahkemesi.
Ýtirazýn konusu : 19/3/1969 günlü 1136 sayýlý Avukatlýk Kanununun Geçici 17. maddesinin, 26/2/1970 günlü, 1238 sayýlý Yasa ile deðiþik son fýkrasýnýn Anayasa'nýn 8., 12., 31. ve 40. maddeleri hükümlerine aykýrý olduðu ileri sürülerek iptali istenmiþtir.
I- OLAY:
Kiralanan sekiz parça taþýnmaz malýn boþaltýlmasý istemiyle Tercan Sulh Hukuk Mahkemesinde açýlmýþ bulunan davanýn duruþmasý sýrasýnda, davalý, avukat ve dava vekili olmayan bir kiþi tarafýndan temsil edilmekte iken, itiraz konusu yasa kuralý gereðince bu temsil yetkisinin 7/7/1977 günü sona erdiðini, böylece vekilsîz kaldýðýný belirtmiþ ve 1136 sayýlý Yasanýn Geçici 17. maddesinin son fýkrasýnýn Anayasa'ya aykýrý olduðunu ileri sürmüþtür. Bu savýn ciddi olduðu kanýsýna varan mahkeme itiraz konusu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine baþvurmuþtur.
II- ÝTÝRAZIN GEREKÇESÝ:
Ýtiraz yoluna, baþvuran mahkeme, itirazýn dayanaðýný þöyle açýklamaktadýr.
"ÝSTEM : Davalý elimizdeki davada kendisini temsil eden, avukat olarak tuttuðu, Tercan'da üç avukat bulunmadýðýndan dava vekilliði yapan (...) nýn Avukatlýk Yasasýnýn, bazý dava vekillerinin avukatlýk yapma hakkýnýn 7/7/1977 tarihinden itibaren kaldýrýldýðýna iliþkin geçici 17. maddesinin son fýkrasýnýn kül halinde Anayasa'ya aykýrý olduðu iddiasýyla mahkememize baþvurmuþtur.
ÝNCELEME: Mahkememizce bu Anayasa'ya aykýrýlýk iddiasý ciddî bulunmuþtur. Çünkü:
l- Genellikle Hukuk Fakültesi mezunu avukatlarýn henüz gelmediði, geliri az ve sosyal yaþantý bakýmýndan geri yörelerde, o yerleþim biriminde en az üç avukat veya daha gerçekçi yaklaþýmla hiç avukat bulunmadýðýndan dava vekilliði yapan bu þahýslarýn ömürleri boyunca dava vekilliðini iþ edindikleri ve belkide baþka bir çalýþma dalýnda "bilgi ve yetenekleri olmadýðý da düþünülürse adý geçen fýkranýn Anayasa'nýn eþitlik ve çalýþma özgürlüðü ilkelerine aykýrýlýðý açýktýr.
2- Ýlçemiz ele alýndýkta bir avukat ve iki dava vekili bulunmaktadýr. Taraflardan biri avukatý vekil olarak tuttuðunda diðer taraf Erzincan veya Erzurum'dan avukat bulmak yoluna gitmek bu yolda kiþinin isteði yoksa aradaki uzaklýk düþünüldüðünde yeni külfetler yükleyeceðinden vatandaþ açýsýndan açýklamasý natür yasalar sosyal gerçeklikle baðdaþdýðý ölçüde yürürlükte olurlar.
3- Diðer bazý mesleklerde sonradan yetiþme deyimi ile ifade edebileceðimiz çýraklýktan yetiþenlere o meslekte ilgili yasa düzenleme yapýldýðýnda bir defaya mahsus olmak üzere o mesleði yapmak hakký verilmiþtir. Ayný þeyin dava vekilleri için düþünülmemesi için Anayasa'nýn eþitlik ilkelerine aykýrýdýr.
4- Son olarak dava vekillerinin avukatlýk yapmak hakký zaten bir ilçede en az üç avukat olduðundan kalkmakta ve dava vekilleri için ileri sürülebilecek tüm mahzurlar böylece vatandaþa davalarýný takip için vekil bulmakta en uygun koþullar saðlanarak giderilmektedir.
HÜKÜM : Avukatlýk Kanununun bazý dava vekillerinin avukatlýk hakkýnýn 7/7/1977 tarihinden itibaren kaldýrýldýðýna iliþkin Geçici 17. maddesinin son fýkrasýnýn Anayasa'nýn 8., 10., 12., 31. ve 40. maddelerinin söz ve ruhuna usul ve esas yönünden aykýrý olduðu iddiasý mahkemece ciddi bulunduðundan sözü geçen Avukatlýk Kanununun geçici 17. maddesinin son fýkrasýnýn Anayasa'ya aykýrý bulunursa iptali yönüne gidilmesi için ilgili belgelerin tasdikli örnekleri ile birlikte Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verildi."
III- YASA HÜKÜMLERÝ:
l- Ýptali istenen yasa kuralý;
19/3/1969 günlü, 1136 sayýlý yasanýn 26/2/1970 günlü, 1238 sayýlý yasa ile deðiþik ve iptali istenen kuralý da içeren 17. maddesi þöyledir:
"Geçici Madde 17- Yargý mercileri, Cumhuriyet Savcýlýklarý, icra memurluklarý nezdinde baþkâtiplik, zabýt kâtipliði, zabýt kâtibi muavinliði yahut icra memurluðu veya yardýmcýlýðý görevlerinden birini en az on yýl süre ile yapmýþ olan kimseler, bu kanunun 3. maddesi uyarýnca Avukatlýk mesleðine kabul için aranýlan tahsil, staj ve sýnav dýþýndaki þartlarý haiz olurlar ve 5. maddede yazýlý engeller kendilerinde bulunmazsa, en az üç avukat veya dava vekili olmayan bir yerde, o yerin baðlý olduðu baroca tutulan listeye yazýlmak þartiyle, münhasýran o yerin hukuk mahkemeleri ve icra ve iflâs dairelerinde dava ve iþ takibedebilirler.
Bu kimseler, münhasýran vekâlet görevini yapabilecekleri yerde, listeye yazýlma tarihinden itibaren üç ay içinde bir büro açmak zorundadýrlar. Bu zorunluða uymayanlarýn adlarý listeden silinir.
Bu Kanunun yürürlüðe girdiði tarihten önce, 1086 sayýlý Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 61. maddesinin son fýkrasý gereðince vekâlet görevini yapanlar, geçmiþ adalet hizmetine ait þarta bakýlmaksýzýn, birinci fýkrada yazýlý diðer þartlara sahip olduklarý takdirde, o yerin baðlý bulunduðu baroca tutulan listeye yazýlmak suretiyle, münhasýran o yerdeki hukuk mahkemeleri ve icra iflâs dairelerinde vekâlet görevini yapmaya devam ederler. Ancak, listeden herhangi bir suretle adlan silinenler, birinci fýkrada yazýlý þartlarýn tamamýna sahip olmadýkça bir daha listeye yazýlamazlar. Bu kimseler, bu maddenin yürürlüðe girdiði tarihten itibaren üç ay içinde listeye yazýlmak için baþvurmak ve yazýlma tarihinden itibaren üç ay içinde bir büro açmak zorundadýrlar. Aksi halde listeye yazýlmazlar; listeye yazýlmýþlarsa adlarý listeden silinir.
Yukarýdaki fýkralar uyarýnca vekâlet görevini yapmak hakký o yer avukat veya dava vekilleri sayýsýnýn üçü bulmasý halinde kendiliðinden sona erer. Sona erme tarihinden itibaren üç ay içinde, ilgili þahsýn ayný baro bölgesi içinde üç avukat veya dava vekili bulunmayan baþka bir yere naklederek, büro açmasý halinde, listedeki kaydý nakledilen yer iþaret edilmek suretiyle devam eder. Ýlgili üç aylýk süre içinde baþka bir baroya baþvurduðu taktirde, dosyasý getirilmek suretiyle baþvurduðu baronun listesine kaydý yapýlýp ayrýldýðý baronun listesinden de adý silinerek vekâlet görevine devam eder. Üç aylýk süre içinde ayný baro bölgesindeki baþka bir yere nakil yapýlarak büro açýlmamasý veya bu süre dolmadan baþka bir baroya nakil için baþvurulmamasý halinde ilgilinin adý listeden silinir.
Geçici 13. maddenin listeye yazýlma için yapýlacak baþvurma ile ilgili ikinci fýkrasý hükmü bu kimseler hakkýnda da kýyasen uygulanýr.
Listeyle ilgili olup, Geçici 13. maddenin son fýkrasýnda gösterilen hususlar ve bu maddeye göre vekâlet görevini ifa edeceklere verilecek yetki belgesinin neleri ihtiva eyliyeceði (182.) maddede yazýlý yönetmelikte gösterilir.
Bu kanunun ikinci, dördüncü, beþinci, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onbirinci ve onikinci kýsmý ile, 49, 57, 58, 59, 60, 61, 62 ve 65. maddeleri dýþýnda kalan hükümleri bu maddenin kapsamýna giren kimseler hakkýnda da kýyasen uygulanýr.
Baro giriþ ve yýllýk kesenekleri bu maddenin kapsamýna giren kimselerden alýnmaz.
Bu maddenin üçüncü fýkrasý 7 Temmuz 1977 tarihinde yürürlükten kalkar.
(Düstur 5. Tertip, Cilt 8, Sayfa 1752; Ayný Tertip Düstur, Cilt 9, Sayfa 698)
2- Ýtirazýn dayandýðý Anayasa kurallarý: Madde 8- Kanunlar Anayasa'ya aykýrý olamaz.
Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargý organlarýný, idare makamlarýný ve kiþileri baðlýyan temel hukuk kurallarýdýr.
Madde 12- Herkes, dil, ýrk, cinsiyet, siyasî düþünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayýrýmý gözetilmeksizin, kanun önünde eþittir.
Hiç bir kiþiye, aileye, zümreye veya sýnýfa imtiyaz tanýnamaz.
Madde 31- Herkes, meþru bütün vasýta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargý mercileri önünde davacý veya davalý olarak, iddia ve savunma hakkýna sahiptir.
Hiç bir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçýnamaz.
Madde 40- Herkes, dilediði alanda çalýþma ve sözleþme hürriyetlerine sahiptir. Özel teþebbüsler kurmak serbesttir.
Kanun, bu hürriyetleri ancak kamu yararý amacýyla sýnýrlayabilir.
Devlet özel teþebbüslerin millî iktisadýn gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlýlýk içinde çalýþmasýný saðlýyacak tedbirleri alýr.
IV. ÝLK ÝNCELEME:
Anayasa Mahkemesi, 20/10/1977 gününde Kani Vrana, Þevket Müftügil, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Þekip Çopuroðlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaþ, Ahmet Erdoðdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalýoðlu ve Ahmet H. Boyacýoðlu'nun katýlmalarýyla içtüzüðün 15. maddesi uyarýnca yaptýðý ilk inceleme toplantýsýnda, dosyanýn eksiði bulunmadýðýndan iþin esasýnýn incelenmesine oybirliðiyle karar vermiþtir.
V. ESASIN ÝNCELENMESÝ:
Ýþin esasý hakkýndaki rapor, Tercan Sulh Hukuk Mahkemesinin baþvurma kararý ve ekleri, iptali istenen yasa kuralý, Anayasa'ya aykýrýlýk savýna dayanak gösterilen Anayasa hükümleri, bunlara iliþkin gerekçeler ve baþka yasama belgeleri ve konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereði görüþülüp düþünüldü :
19/3/1969 günlü, 1136 sayýlý Avukatlýk Kanununun 1. ve 2. maddelerinde avukatlýðýn niteliði ve ereði þöyle belirlenmiþtir :
Avukatlýk bir kamu görevidir; amacý da, hukuksal iliþkilerin düzenlenmesine, her türlü hukuksal sorun ve anlaþmazlýklarýn adalete ve haklýlýða uygun olarak çözülmesine ve genellikle hukuk kurallarýnýn tam olarak uygulanmasý konusunda yargý kuruluþlarý ve hakemlerle kamusal ve özel kurul ve kurumlara yardým etmektir. Bu amacýn gerçekleþmesi için avukat, hukukla ilgili bilgi ve deneylerini adalet iþlerine ve toplumu oluþturan kiþilerle tüzel kiþilerin yararlanmasýna sunar. Bir toplumun hukuksal düzeninde böylesine önemli görev yapmak durumunda olan avukatýn, yüklendiði görevi yerine getirebilecek nitelik ve yeterlikte olmasý kendiliðinden ortaya çýkar. Nitekim 1136 sayýlý Yasanýn, 3. maddesi bu amaçla düzenlenmiþtir. Bu madde þöyledir:
"Madde 3- Avukatlýk meslekine kabul edilebilmek için;
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaþý olmak,
b) Türk hukuk fakültelerinin birinden mezun olmak veya yabancý bir memleket hukuk fakültesinden mezun olup da Türkiye Hukuk Fakülteleri programlarýna göre noksan kalan derslerden baþarýlý sýnav vermiþ bulunmak:
c) Avukatlýk stajýný tamamlayarak staj bitim belgesi almýþ bulunmak,
d) Avukatlýk sýnavýný baþarmýþ olmak,
e) Levhasýna yazýlmak istenilen baro bölgesinde ikametgâhý bulunmak.
f) Bu Kanýma göre avukatlýða engel bir hali olmamak gerekir."
Yasa koyucu, 1136 sayýlý Avukatlýk Yasasýnýn bu koþullarý yanýnda ayrýca, hâkimlik, savcýlýk ve bunlarýn yardýmcýlýklarýnda, bu sýnýflardan sayýlan hizmetlerde, yargýsal görev yapan belirli yerlerde ve kimi hukuk müþavirliklerinde, üniversiteye baðlý fakülteler hukuk bilimi dersleri profesörlük ya da doçentliklerinde en az dört yýl süre ile çalýþanlarýn, ayrýca avukatlýk stajý yapma ve sýnavda baþarý gösterme koþullarý aranmaksýzýn, avukatlýk yapabilecekleri ilkesini koymuþtur.
1136 sayýlý Yasa, avukatlýk uðraþý için çok önemli saydýðý kurallarý 4. maddesinde þöyle belirlemiþtir.
"Madde 4- Adlî ve Askerî Hâkimlik ve Savcýlýkta, Anayasa Mahkemesi aslî ve geçici raportörlüklerinde ve Danýþtay dava daireleri baþkan ve üyelikleriyle Baþkanunsözcülüðü, kanun sözcülüðü ve bu daireler baþyardýmcýlýklarý ve yardýmcýlýklarýnda veya kuruluþlarýnda avukat bulunan bakanlýklar ve katma bütçe ile yönetilen genel müdürlükler hukuk müþavirliði görevlerinde veyahut üniversiteye baðlý fakülteler hukuk ilmi dersleri profesörlük veya doçentliklerinde yahut Hâkimler Kanununa göre hâkimlik veya savcýlýk sýnýflarýndan sayýlan hizmetlerde en az dört yýl süre ile hizmet etmiþ olanlar 3 üncü maddenin (c) ve (d) bendlerinde yazýlý kayýtlardan vareste tutulurlar.
Yabancýlardan Türk uyruðuna kabul olunanlardan yabancý bir hukuk fakültesinden mezun olup da geldikleri yerlerde beþ yýl süre ile mahkemelerin her derecesinde avukatlýk etmiþ ve avukatlýðý meslek edinmiþ bulunanlar, 3 üncü maddenin (b) bendinde yazýlý olduðu þekilde Türkiye hukuk fakülteleri programlarýna göre noksan kalan derslerden usulüne uygun olarak yapýlan sýnavý baþarýyla vererek tasdikname almýþ ve ayrýca Türkçeyi iyi bilir olduklarý da bir sýnavla anlaþýlmýþ bulunursa, 3 üncü maddenin (c) ve (d) bentlerinde yazýlý kayýtlardan vareste tutulurlar. Birinci fýkrada gösterilenlerin baro levhasýna yazýlmasýnda, 17 nci maddenin (l )ve (2) nci bentlerinde yazýlý belgelerden baþka sicil özetlerinin onanmýþ bir örneðinin de verilmesi gereklidir."
1136 sayýlý Yasanýn öngördüðü bu koþullar, avukatlýk uðraþýnýn kamu görevi olarak toplumdaki önemi nedeniyle avukat olabilmede özel nitelik aranmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Hukuksal iliþkilerin düzenlenmesinde, her türlü hukuksal sorun ve anlaþmazlýklarýn adalete ve haklýlýða uygun olarak çözülmesinde görev ve sorumluluk alan, yargý kuruluþlarýna, hâkimlere, özel ve kamusal kurul ve kurumlara yardým eden bir ödevlinin yeteneði, kiþiliði ve yeterliði bakýmlarýndan üstlendiði iþleri baþarmaya elveriþli niteliklerle donatýlmýþ olmasýný, çaðdaþ hukuk düzeninde olduðu gibi Türk hukuku da kabul etmiþtir.
Öte yandan yasal nitelikleri bulunan avukat azlýðý karþýsýnda ülke gereksinmeleri gözönünde tutularak, 18/6/1927 günlü, 1086 sayýlý Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 61. maddesinde avukat olmayanlarýn da vekâlet görevini alabilmeleri öngörülmüþ, bu amaçla maddenin son fýkrasýna : "Baro teþekkül etmeyen ve birinci fýkra veçhile dava vekili bulunmayan mahallerde herkes dilediði kimseyi tevkil edebilir." kuralý konulmuþtur. Ancak bu kolaylýk 19/3/1969 günlü, 1136 sayýlý Avukatlýk Kanununun Geçici 17. maddesiyle daha sýnýrlý koþullar altýnda ve dört yýl süre ile geçerliliðini korumuþ iken, öngörülen süre 26/2/1970 günlü, 1238 sayýlý Yasa ile 7 Temmuz 1977 gününe kadar uzatýlmýþ ve bundan böyle üç avukat veya dava vekili bulunmayan yerlerde herkesin avukat gibi yargý yerlerinde görev yapabilmesi olanaðý ortadan kalkmýþtýr. Aslýnda 1136 sayýlý Yasanýn 194. maddesiyle, 1086 sayýlý Yasanýn 61. maddesi "Davaya vekâlet deruhte etmesine kanunen imkân bulunmayan vekil mahkemeye kabul olunmaz. Bu takdirde, mahkemeye kabul edilmeyen vekilin müvekkiline, keyfiyetten bahisle, bir defaya mahsus olmak üzere re'sen davetiye gönderilir" biçiminde deðiþtirilmiþtir.
Geçici 17. maddenin birinci fýkrasýnda, avukat niteliði bulunmamakla birlikte kimi yasal koþullarý taþýyan kiþilerin bu özel durumlarý bakýmýndan en az üç avukat veya dava vekili olmayan bir yerde o yerin görevli mahkeme ve icra ve iflâs dairelerinde davalara girip iþ görebilecekleri kuralý konmuþtur. Yargý yerleri, Cumhuriyet Savcýlýklarý, icra memurluklarýnda baþkâtiplik, zabýt kâtipliði, zabýt kâtibi yardýmcýlýðý ya da icra memurluðu veya yardýmcýlýðý görevlerinden birini en az on yýl süre ile yapmýþ olan kimseler, 1136 sayýlý Yasanýn avukatlýk uðraþýna alýnma için aradýðý öðrenim, adaylýk ve sýnav dýþýndaki koþullarý elde etmiþ ve avukatlýða yasal engelleri de bulunmamýþ ise, öteki yasal koþullar da gerçekleþtiði takdirde, bu iþleri yapabileceklerdir.
Davalýnýn mahkemeye verdiði dilekçede, 1136 sayýlý Yasanýn Geçici 17. maddesinin 26/2/1970 günlü, 1238 sayýlý Yasa ile deðiþik son fýkrasýnýn Anayasa'ya aykýrý olduðunu ileri sürmesi ve mahkemece bu sav ciddi görülerek, söz konusu son fýkranýn Anayasa'nýn 8., 12., 31. ve 40. maddelerine aykýrý olduðu kanýsýna varýlmasý nedeniyle itiraz yoluna baþvurulmuþ bulunduðundan ilk incelemede verilen karar gereðince 1136 sayýlý Yasanýn Geçici 17. maddesi son fýkrasýnýn Anayasa hükümlerine uygunluðunun incelenmesi gerekli görülmüþtür.
Ýiraz konusu son fýkranýn Anayasa'ný8., 12., 31. ve 40. maddelerine aykýrý bulunduðu ileri sürüldüðünden inceleme bu maddeler açýsýndan ayrý ayrý yapýlacaktýr.
A- Anayasa'nýn 8. maddesi açýsýndan inceleme:
Ülkemizde vekâlet iþleri, arzuhalcilik adý altýnda, yasal bir düzen içine almamadan yapýlagelmekte idi. Bunun baþlýca nedeni de, avukatlýk yapacak nitelikteki kiþilerin azlýðý idi. Oysa bugün, çaðdaþ uygarlýk düzeyinde belli bir aþamaya ulaþmýþ ve gereksinimi karþýlayabilir avukat sayýsýna sahip olmuþ bulunan ülkemizde artýk yasa koyucunun, yasal anlamýyla avukat niteliðini taþýmayan kiþileri bu iþten uzaklaþtýrmak istemesini doðal karþýlamak gerekir. Bundan baþka, bugünkü kamu ve hukuk düzenleri bakýmýndan bu durum zorunlu olma niteliðini de kazanmýþtýr. Kamu düzeninin söz konusu olduðu yerde, bu düzenin kurulmasý ve iþlerliðe konulmasý, belirli kiþi ya da topluluklarýn çýkarlarý için deðil, öncelikle kamu yararý açýsýndan düþünülmesi gerekir. Yurttaþlarýn yargý yerlerinde hak arama yoluna baþvurmalarý halinde, adalete ve hak daðýtan yargý gücüne inanç ve güven saðlanmasý, kamu yararý ilkesinin baþta gelen koþullarýndan biridir. Hele, uzmanlýk, bilgi ve yetenek isteyen konularda yurttaþa hak aramada yol gösterecek yetenekli kiþilerin yardýmcý olmalarý kamu yararýnýn amacýdýr. Hak arama iþlevi de, Hukuk Fakültesinde öðrenim görmüþ kiþilerin çaba ve katkýlarýyla yürür. Bu nedenle Hukuk Fakültesini bitirmemiþ, stajýný yapmamýþ veya yasada belirtilen görevlerde bulunmamýþ kimselerin, yargý yerlerinde ve hak arama iþlerinde çalýþtýrýlmalarý kamu düzeni ve kamu yaran ilkesini temelinden sarsan bir neden olarak düþünülmelidir. Yasa koyucu da 1136 sayýlý Yasanýn 1238 sayýlý Yasa ile deðiþtirilmiþ bulunan geçici 17. madesini bu amaçla yürürlüðe koymuþ, belli bir Öðrenim görmemiþ kimseleri hak arama alanýnda çalýþmaktan uzaklaþtýrarak kamu yararýnýn gereklerini saðlamaya çalýþmýþtýr.
Açýklanan bu nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nýn üstünlüðü ve baðlayýcýlýðý ilkelerini belirleyen 8 inci maddesine aykýrý deðildir.
B- Anayasa'nýn 12. maddesi açýsýndan inceleme:
Anayasa'nýn, eþitlik ilkesini belirleyen 12. maddesinde : (Herkes, dil, ýrk, cinsiyet, siyasî düþünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayýrýmý gözetilmeksizin, kanun önünde eþittir.
Hiç bir kiþiye, aileye, zümreye veya sýnýfa imtiyaz tanýnamaz.) kuralý yer almýþtýr. Bu kurala göre, gördükleri hizmetin özellikleri ve ayrýntýlarý birbirinin özdeþi ya da benzeri olan kiþiler arasýnda herhangi bir ayýrým yapýlamaz. Hizmetin özelliði ve o hizmetin aradýðý nitelik ve koþullar nedeniyle yapýlan ayýrým, Anayasa'nýn eþitlik ilkesine ters düþen hallerden deðildir. 1136 sayýlý Yasanýn koyduðu eðitim ve öðrenim koþutlarýný yerine getirmeyen bir kiþinin, bu koþullara göre yetiþmiþ ve avukat olma hakkýný kazanmýþ bir kiþi ile özdeþ hakka eriþeceði kabul edilseydi, Anayasa'nýn 12. maddesine aykýrý bir durumun ortaya çýktýðýndan söz edilebilirdi. Dava konusu olayda ise, böyle bir durumun varlýðý öne sürülemez. Bu nedenle itiraz konusu kural Anayasa'nýn 12. maddesine aykýrý deðildir.
C- Anayasa'nýn 31. maddesi açýsýndan inceleme: Anayasa'nýn "Hak Arama Hürriyeti" baþlýðý altýnda düzenlenmiþ bulunan 31. maddesi; herkesin, yasal, hukuk düzenine uygun bütün araç ve yollardan yararlanarak yargý yerleri önünde davacý ve davalý olarak iddia ve savunma hakkýna sahip olduðunu belirlemiþ bulunmaktadýr. Yurttaþýn vekâletini alarak onun adýna davasýný yürüten kimsenin bu hizmetin gereklerini yerine getirebilecek nitelikte olmasý, hak arama özgürlüðünü engelleyici deðil, tersine daha güvence veren bir biçimde gerçekleþmesini amaçlamaktadýr. Bu nedenle itiraz konuþu hüküm, Anayasa'nýn 31. maddesinin birinci fýkrasýnda yer alan ilkeye aykýrý deðildir.
Ç- Anayasa'nýn 40. maddesi açýsýndan inceleme: Anayasa'nýn 40. maddesinin birinci fýkrasýnda; herkesin çalýþma ve sözleþme özgürlüðü olduðu, her alanda bir uðraþý seçebilme ve o dalda ekonomik giriþimlerde bulunma özgürlüðünün bulunduðu belirtilmekte ve ikinci fýkrasýnda da kanunun bu özgürlükleri ancak kamu yaran amaciyle sýnýrlayabilceði hükmüne yer verilmektedir. Ýptali istenen ve avukatlýk yapabilme koþullarýný haiz olmayan, kiþilerin vekâlet iþini yapmalarýný yasaklayan kanun hükmünün kamu yaran amacýna dayandýðý yukarýda (A) bölümünde yeterince açýklanmýþtýr. Bu nedenlerle itiraz konusu hükmün Anayasa'nýn 40. maddesinde yer alan ilkelere aykýrý olduðu kabul edilemez.
Yukarýda açýklanan gerekçeler 19/3/1969 günlü, 1136 sayýlý Avukatlýk Kanununun Geçici 17. maddesinin 26/2/1970 günlü, 1238 sayýlý Yasa ile deðiþik son fýkrasý hükmünün Anayasa'nýn 8., 12., 31. ve 40. maddelerine aykýrý olmadýðýný yeterince göstermektedir, itiraz konusu hükmün Anayasa'nýn öteki hükümlerine de aykýrýlýðý saptanamamýþtýr. O halde itiraz, belirtilen nedenlerle reddedilmelidir.
Þevket Müftügil, Muhittin Gürün, Nihat O. Akçakayalýoðlu ve Ahmet H. Boyacýoðlu bu görüþe katýlmamýþlardýr.
VI- SONUÇ:
19/3/1969 günlü, 1136 sayýlý Avukatlýk Kanununun Geçici 17. maddesinin 26/2/1970 günlü, 1238 sayýlý Yasa ile deðiþik son fýkrasýnda yer alan hükmün Anayasa'ya aykýrý olmadýðýna, itirazýn reddine, Þevket Müftügil, Muhittin Gürün, Nihat O. Akçakayalýoðlu ve Ahmet H. Boyacýoðlu'nun karþýoylariyle ve oyçokluðuyla;
20/12/1977 gününde karar verildi.
|
|
|
|
|
||
|
Baþkan Kâni Vrana |
Baþkanvekili Þevket Müftügil |
Üye Abdullah Üner |
Üye Ahmet Koçak |
||
|
|
|
|
|
||
|
Üye Þekip Çopuroðlu |
Üye Fahrettin Uluç |
Üye Muhittin Gürün |
Üye Lütfi Ömerbaþ |
||
|
|
|
|
|
||
|
Üye Ahmet Erdoðdu |
Üye Hasan Gürsel |
Üye Ahmet Salih Çebi |
Üye Adil Esmer |
||
|
|
|
|
|||
|
Üye Nihat O. Akçakayalýoðlu |
Üye Ahmet H. Boyacýoðlu |
Üye Necdet Darýcýoðlu |
|||
KARÞIOY YAZISI
Konuyu deðerlendirmek ve saðlýklý bir sonuca varabilmek için mevzuatýn kýsaca gözden geçirilmesinde yarar vardýr.
I. 18 Haziran 1927 günlü, 1086 sayýlý Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 61. maddesinde "Vekil baroda resmen mukayyet bulunan avukatlardan ve baro teþekkül etmeyen yerlerde en aþaðý üç dava vekili varsa bunlardan intihap edilmek lâzýmdýr.
Birinci fýkra mucibince avukat veya dava vekili olmayan vekil müvekkili namýna esnayý muhakemede hazýr olsa bile muhakeme gýyaben icra olunarak hüküm verilir.
Þu kadar ki, þifahi usulü muhakemeye tabi olan iþlerde bu kaide cari deðildir.
Baro teþekkül etmeyen ve birinci fýkra veçhile dava vekili bulunmýyan mahallerde herkes dilediði kimseyi tevkil edebilir" hükmü yer almakta idi. 19/3/1969 günlü, 1136 sayýlý Avukatlýk Kanununun 194. maddesi, sözü edilen 61. maddeyi "Davaya vekâlet deruhte etmesine kanunen imkân bulunmýyan vekil mahkemeye kabul olunmaz. Bu takdirde, mahkemeye kabul edilmeyen vekilin müvekkiline, keyfiyetten bahisle, bir defaya mahsus olmak üzere re'sen davetiye gönderilir." biçiminde' deðiþtirmiþtir. Öte yandan 1136 sayýlý Yasanýn geçici 17. maddesiyle de, en az üç avukat veya dava vekili bulunmayan yerlerdeki hukuk mahkemeleriyle icra ve iflâs dairelerindeki dâva ve iþlerin kimler tarafýndan takibedilebileceði ve bunun yöntemi kurala baðlanmýþtýr.
Bu madde hükmüne göre, yargý mercileri, cumhuriyet savcýlýklarý, icra memurluklarý yanýnda baþkâtiplik, zabýt kâtipliði, zabýt kâtibi muavinliði yahut icra memurluðu veya yardýmcýlýðý görevlerinden birini en az on yýl süre ile yapmýþ olanlar, Avukatlýk Yasasýnýn 3. maddesi uyarýnca Avukatlýk mesleðine kabul için aranan tahsil, staj ve sýnav dýþýndaki koþullarý taþýmalarý ve 5. maddede yazýlý engellerin de kendilerinde bulunmamasý halinde en az üç avukat veya dava vekili olmýyan yerlerde ve o yerin baðlý olduðu baroca tutulan listeye yazýlmak koþulu ile, yalnýz o yerin hukuk mahkemelerinde ve icra ve Ýflâs dairlerinde dava ve iþ takip edebilme yetkisini kazanabileceklerdir.
Geçici 17 .madde ayrýca, Avukatlýk Yasasýnýn yürürlüðe girmesinden önce 1086 sayýlý Yasanýn 61. maddesi uyarýnca, üç avukat veya dava vekili bulunmýyan yerlerde vekâlet görevi yapmakta olanlarý da yeni kurallara baðlamýþ, kanunun öngördüðü nitelikleri ve koþullan taþýyan bu gibi kimselerin de, belli çerçeve içinde vekâlet görevi yapmalarýna olanak tanýmýþtýr.
Geçici 17. maddenin bu yoldaki düzenlemeyi getiren üçüncü fýkrasý, Avukatlýk Yasasýnýn yürürlüðe girdiði tarihten önce, 1086 sayýlý Yasanýn 61. madesinin son fýkrasý gereðince vekâlet görevini yapmakta olanlarýn, geçmiþ adalet hizmetine ait koþula bakýlmaksýzýn maddenin birinci fýkrasýnda yazýlý koþullan taþýmalarý halinde, o yerin baðlý bulunduðu baroca tutulan listeye yazýlmak yolu ile ve yalnýz o yerdeki hukuk mahkemelerinde ve icra ve iflâs dairelerinde vekâlet görevi yapabilmelerini öngörmüþtür. Her iki fýkra hükmü gereðince vekâlet görevi yapanlarýn bu görevlerinin o yere üç avukat ya da dava vekilinin gelmesi ile sona ereceði ve bu gibilerin yasaca saptanan süre içinde ayný baro bölgesi içinde olan ve üç avukat veya dava vekili bulunmýyan bir yere naklederek büro açmalarý halinde ve listedeki kaydýna da naklettiði yer iþaret edilmek suretiyle göreve devam edebilecekleri maddede belirtilmiþtir. Bundan baþka Geçici 17. maddenin son fýkrasýnda, 1086 sayýlý Yasadan ve bu yasanýn 61. maddesinden yararlanarak Avukatlýk Yasasýnýn yürürlüðe girdiði tarihte vekâlet görevi yapmakta olup da yeni duruma intibakýný saðlayanlara iliþkin hükümlerin, Kanunun yürürlüðe girdiði tarihten 4 yýl sonra yürürlükten kalkacaðý kurala baðlanmýþtýr.
1136 sayýlý Avukatlýk Yasasýnýn Geçici 17. maddesinin son fýkrasý, 26/2/1970 günlü, 1238 sayýlý Yasanýn 4. maddesiyle "Bu maddenin üçüncü fýkrasý 7 Temmuz 1977 tarihinde yürürlükten kalkar" biçiminde deðiþtirilmiþ ve yerel mahkeme bu kuralýn Anayasa'ya aykýrý olduðu savýnda bulunmuþtur.
II. 1136 sayýlý Avukatlýk Kanununun öngördüðü ilke ve kurallara göre; avukatlýk, bir kamu hizmetidir, baðýmsýz ve baðlantýsýz yerine getirilen bir uðraþýdýr. Avukatlýk bir kamu hizmeti olunca bu hizmetin topluma ve o toplumu, oluþturan kiþilere en yararlý hale getirilebilmesi ve bundan en yüksek yararýn saðlanabilmesi, bu kamu hizmetinin düzenlenmesi gereðini ortaya koymuþtur. Kamu hizmetlerini düzenleyen yasalarýn ve sözgelimi Avukatlýk Yasasýnýn, kimi haklar ve ödevler karþýsýnda kimi yasaklara ve sýnýrlamalara da yer vermesini doðal ve olaðan saymak gerekir. Ekonomik, sosyal ve coðrafi nedenler yüzünden ülkenin kimi yörelerine kamu hizmeti olan avukatlýk görevi ulaþamamýþsa ve bu yörede bulunan yurttaþlar bu kamu hizmetinden yararlanamýyarak savunma haklarýný kullanamaz duruma düþürülmüþlerse, o kamu hizmetinin iyi iþlediði ve kamunun gereksinmelerine yöneltildiði öne sürülemez. Þayet yasal düzenlemeler, yurttaþlardan bir bölümünün bu gibi hizmetlerden yararlanmalarýný engeller nitelikte ise, baþka bir anlatýmla kamu hizmetinin üç avukat veya dava vekili bulunmayan yerlere ulaþmasýný güçleþtiriyor ve böylece hakkýn özünü zedeliyorsa, bu tür düzenlemeleri de Anayasa'ya uygun görmeye olanak yoktur. Gerçekten Avukatlýk hizmetinin, hukukî iliþkilerin düzenlenmesinde ve her türlü hukukî sorun ve anlaþmazlýklarýn adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinde ve genellikle hukuk kurallarýnýn noksansýz bir biçimde uygulanmasý hususunda yargý organlarýnýn, hâkimlerin, resmî ve özel kurul ve kurumlarýn yardýmlarýna etkin bir biçimde sunulabilmesi, bu hizmetin kamu yararýna uygun olarak iþlerliðinin saðlanmasýyla olanak kazanýr.
III. 1086 sayýlý Yasanýn 61. maddesinin son fýkrasý, ülkedeki koþullarýn ortaya koyduðu bir zaruretin sonucu olarak bu yasada yerini almýþtýr. 1136 sayýlý Avukatlýk Kanunu da bu zorunluðu duymuþ, üç avukat veya dava vekili bulunmayan yerlerde oturan yurttaþlarýn kamu hizmetinden yararlanmalarý ereðini güden geçici nitelikte iki grup önlem getirmiþtir. Bunlar Geçici 17. madde ile düzenlenmiþtir. Ülkemizin ekonomik, sosyal ye coðrafi sorunlarý kimi kamu hizmetinde olduðu gibi avukatlýk hizmetinde de yurdun belli yörelerinde dengesiz bir yýðýnlaþma oluþturmuþ ve bunun doðal sonucu olarak da bazý yerlerde bu hizmetten yararlanma olanaðý eylemi olarak ortadan kalkmýþ bulunmaktadýr. Geçici 17. maddenin birinci fýkrasý, bu durumu ortadan kaldýrmak için ve üç avukat veya dava vekilinin oralarda göreve baþlamasýna kadar Kamu hizmetinden yararlanmayý erek edinen bir düzenleme getirmektedir.
Yasanýn yürürlüðe konulduðu sýrada bu düzenlemenin dahi yetersiz kalacaðýný düþünen ve gören Yasa Koyucu, bu gibi yerlerde kamu hizmetinin etkin bir biçimde iþlemesine kadar, Avukatlýk Kanununun yürürlüðe girdiði tarihte 1086 sayýlý Yasanýn 61. maddesi uyarýnca vekâlet görevini sürdürmekte olanlardan da yararlanmayý öngörmüþ ve maddenin üçüncü fýkrasý ile bunlarý yeni bir düzenlemeye tâbi tutmuþtur.
Bu gibi yerlerde üç avukatýn göreve baþlamasý þöyle dursun Geçici onyedinci maddenin birinci fýkrasýnda yazýlý olanlarýn dahi buralardaki gereksinmeleri karþýlayacak bir düzeye ne 1136 sayýlý kanunun yürürlüðe girdiði günden dört yýl sonra ve ne de 1238 sayýlý Yasanýn benimsediði 7 Temmuz 1977 gününde ulaþamamýþ olmasý olgusu sözü edilen maddenin üçüncü fýkrasýnýn yasada belirtilen tarihte yürürlükten kaldýrýlmasýný Anayasa'ya açýkça aykýrý bir duruma düþürür. Nitekim baþvurma yazýsýnda mahkemenin yargý çevresinde bir avukat bulunduðu açýkça belirtilmektedir. Kaldý ki, Avukatlýk Yasasýnýn temel felsefesi karþýsýnda Geçici 17 .maddenin üçüncü fýkrasý hükmünün, ülke gerçekleri karþýsýnda haksýz olduðu da öne sürülemez.
Olayda davalý sözü edilen düzenlemeyi yürürlükten kaldýran kural yüzünden mahkemede savunmasýz kaldýðýný sýzlanarak belirtmiþ, baþka bir anlatýmla kamu hizmetinden yararlanmasýný bu hükmün engellediðini açýklamýþtýr.
SONUÇ:
Açýklanan bu nedenlerle kamu hizmetinden kimi yerlerdeki yurttaþlarýn yararlanmalarýna engellik eden bu kural Anayasa'ya ve özellikle 12. ve 31. maddelerine açýkça aykýrýdýr ve iptal edilmelidir.
Bu görüþle itiraz konusu kuralý Anayasa'ya uygun bulan çokluk görüþüne karþýyýz.
|
|
|
|
|
|
Baþkanvekili Þevket Müftügil |
Üye Muhittin Gürün |
Üye Nihat O. Akçakayalýoðlu |
Üye Ahmet H. Boyacýoðlu |